satış ile cümle
satış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Firmamızın yıllık satışları bin milyon yen'tir.Our company has annual sales of a thousand million yen.
Konser biletleri bu ofiste satışta.Concert tickets are on sale at this office.
Bizim satış elemanlarıyla konuştum.I talked with our sales people.
Longlar yarın bir garaj satışı yapacaklar.The Longs are having a garage sale tomorrow.
Mary piyanosunu satışa çıkardı.Mary put her piano up for sale.
Bira satışları havanın merhametindedir.Beer sales are at the mercy of the weather.
Bir satış avantajından yararlandım ve üç kazak aldım.I took advantage of a sale and bought three sweaters.
Satışlar her büyük mağazada düştü.Sales have dropped off at every big department store.
O Deal'in içinde ve çevresinde ev alışı ve satışı düzenlemektedir.She arranges the buying and selling of houses in and around Deal.
Satış elemanı elbiseyi alması için onu ikna etti.The salesperson persuaded her to buy the dress.
Jim Waller satış yöneticisi görevi için güçlü bir adaydır.Jim Waller is a strong candidate for the post of sales manager.
Bu kitapçı JUMP satışını durdurdu.This bookstore stopped selling JUMP.
O mağaza 20 tane satış elemanı çalıştırır.That store employs twenty clerks.
Bu yeni model satışa çıkmış mı?Is this new model available on the market?
Bu TV setini indirimli satıştan aldım.I bought this TV set at a bargain sale.
Size istikrarlı bir taban maaş artı satış komisyonu ödenecektir.You will be paid a stable base salary plus commissions on sale.
Şu anda Japonya çapında 200 tane iyi örgütlenmiş satış büromuz var.We currently have 200 well organized sales offices all over Japan.
Yüksek vergi ve kötü satış şirketi iflas ettirdi.High tax and poor sales bankrupted the company.
ABD'de ateşli silah satışı üzerine birkaç yasal sınırlama vardır.There are few legal constraints on the sale of firearms in the U.S.
Satışlar şimdi düşük.Sales are down now.
Bu ay satışlar iyi değil.Sales have been off this month.
Bu ay satışlar düşük.Sales are down this month.
Satışlar bu yıl iki katına çıkmalıdır.Sales should double this year.
Her şeyden önce benimle bir mağaza satışına gelmeni istiyorum.First off, I'd like you to come with me to a department store sale.
25 dolarlık bir çek düzenledim ve onu satış elemanına verdim.I made out a check for $25 and handed it to the salesperson.
Sinirlendim ve otomatik satış makinesine tekme attım.I lost my temper and kicked the vending machine.
Satış departmanının bir üyesiyim.I am a member of the sales department.
Satış fiyatlarının kırmızı mürekkeple yazıldığını fark ettim.I noticed the sale prices were written in red ink.
Bir satış elemanıyım.I'm a salesperson.
Satışlarımız azalıyor.Our sales are decreasing.
Satış bölümünün sorumlusu kim?Who's in charge of the sales section?
Şirket 4 milyar dolar satıştan, 300 milyon dolar kazandı.The company earned $300 million on sales of $4,000 million.
Satış fiyatlarının kırmızı mürekkeple yazılmasına dikkat ediyorum.I notice the sale prices are written in red ink.
Japonya'daki satışlar Avrupa'dakilerle karşılaştırıldığında küçüktür.The sales in Japan are small in comparison with those in Europe.
Japonya'da hiç satış distribütörleri var mı?Do you have any sales distributors in Japan?
Üçüncü çeyrekte satışlar azaldı.Sales fell off in the third quarter.
Satışlar hedeflerinin altında kaldı.Sales fell short of their goal.
Satış bölümünden sorumlu.He's in charge of the sales department.
Onun işi satışları yükseltmektir.His job is to promote sales.
O, satışta on bin dolar kar etti.He made a profit of ten thousand dollars on the sale.
O evini satışa koydu.He put up his house for sale.
O, evi için satış ilanı verdi.He advertised his house for sale.
O, araba satışı ile uğraşıyor.He is engaged in selling cars.
O ekili alanın satışını büyük miktarda gerçekleştirdi.He realized a large sum by the sale of the plantation.
O, evini satışa koydu.She has put her house up for sale.
Bir satış elemanı olarak bir iş başvurusu yaptı.She applied for a job as a saleswoman.
Çift evlerini satışa çıkardı.The couple put their house on the market.
Kürk mantolar satışa sunulmuştur.Fur coats are on sale.
Ben şirketimiz için bir satış elemanıyım.I'm a salesman for our company.
Bu satış makinesi dün gece serseriler tarafından tahrip edildi.This vending machine was destroyed by hoodlums last night.
Tom şirketindeki en yüksek satış için ödül aldı.Tom got an award for the highest sales at his company.
Onların satışları artıyor.Their sales are growing.
Tüm satışlar sondur.All sales are final.
Sigara satışı yasaklanmalıdır.The sale of cigarettes should be banned.
Onlar sadece kitap satışıyla ilgileniyordu.They were only interested in selling books.
Satış fiyatları kırmızı mürekkeple yazılmıştır.The sale prices are written in red ink.
Bu vergisiz bir satış mağazası mı?Is this a tax-free shop?
Organların satışı yasal hale getirilirse potansiyel sağlık sorunları ortaya çıkabilir.If the sale of organs is legalised, potential health problems may arise.
Tom evini satışa çıkaracak.Tom is going to put his house up for sale.
Tom arabasını satışa koydu.Tom has put his car up for sale.