Ortada bulunan ve şeklinden ötürü "Çam Kozalağı" olarak bilinen büyük sarkıt, bunlardan biridir.염색시약에 의해 염색된 분열 중인 세포를 현미경으로 보고 발견하여 ‘염색체’라고 이름 붙였다.
Mukarnas, sarkıtlı kubbe altı süslemesidir.הפרי הוא הלקט הבנוי משש קשוות.
Mağara içi geniştir ve sarkıt-dikitler bulunur.Пещерата е населена и с прилепи.
Bacadan torbanı sarkıt.Roka u Skakavcu.
Buz sarkıtları.Ledeniški balvani.
Çiftlikler denizde yer alır ve yosunlar deniz yüzeyinden sarkıtılan ağlarda yetiştirilir.Spolni produkti se v vodi združijo in proizvedejo ličinke, ki se dokončno razvijejo na morskem dnu.
Buz sarkıtları.Gausu ledynų.
Buz sarkıtları.Jää-äär.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.Ale já oknem po provaze spuštěn jsem v koši přes zed, i ušel jsem rukou jeho.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.ale ma spustili oblokom v koši cez múr, a ušiel som jeho rukám.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.alem oknem po powrozie w koszyku przez mur był spuszczony i uszedłem rąk jego.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.Có người từ cửa sổ dòng tôi xuống, bằng một cái giỏ, dọc theo lưng thành, ấy vậy là tôi thoát khỏi tay họ.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.Có người từ cửa_sổ dòng tôi xuống , bằng một cái giỏ , dọc theo lưng thành , ấy vậy_là tôi thoát khỏi tay họ .
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.Dar am fost dat jos pe o fereastră, într'o coşniţă, prin zid, şi am scăpat din mînile lor.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.És az ablakon át, kosárban bocsátottak le a kõfalon, és megmenekültem kezei közül.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.ja muurin ikkuna-aukosta minut laskettiin korissa maahan, ja niin minä pääsin hänen käsistänsä.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.내가 광주리를 타고 들창문으로 성벽을 내려가 그 손에서 벗어 났노라
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.Maar mijn vrienden lieten mij in een mand door een gat in de stadsmuur zakken, zodat ik kon ontsnappen.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.ma da una finestra fui calato per il muro in una cesta e così sfuggii dalle sue mani
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.mas por uma janela desceram-me num cesto, muralha abaixo; e assim escapei das suas mãos.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.men jeg blev igennem en Luge firet ned over Muren i en Kurv og undflyede af hans Hænder.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.och jag måste i en korg släppas ned genom en öppning på muren och kom så undan hans händer.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.og gjennem en glugge på muren blev jeg firt ned i en kurv og slapp bort av hans hender.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.pa skozi okno v košu so me po zidu spustili, in tako sem ubežal njegovim rokam.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.pero fui descolgado del muro por una ventana en una canasta, y escapé de sus manos
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.und ich ward in einem Korbe zum Fenster hinaus durch die Mauer niedergelassen und entrann aus seinen Händen.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.και δια θυριδος απο του τειχους κατεβιβασθην εν κοφινω και εξεφυγον τας χειρας αυτου.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.Затова три пъти се молих на Господа да се отмахне от мене;
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.и я в корзине был спущен из окна по стене и избежал его рук.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.і віконцем у коші спущено мене по стїнї, і втік я з рук його.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.ובעד החלון הורידו אתי בסל מעל החומה ואמלט מידיו׃
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.فتدليت من طاقة في زنبيل من السور ونجوت من يديه
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.我 就 從 窗 戶 中 、 在 筐 子 裡 從 城 牆 上 被 人 縋 下 去 、 脫 離 了 他 的 手
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.我 就 從窗戶 中 、 在 筐子 裡從 城牆 上 被 人 縋 下去 、 脫離 了 他 的 手
Bu sarkıtlar da, işte bu destekleri saklıyor.Et cela devient sombre en quelque sorte.
Bu sarkıtlar da, işte bu destekleri saklıyor. Ve kendinizi bir bilim kurgu dünyasında hissetmenizi sağlıyor.Estas gotas esconden donde están los soportes, le da esa apariencia de ciencia ficción.
Bu sarkıtlar da, işte bu destekleri saklıyor. Ve kendinizi bir bilim kurgu dünyasında hissetmenizi sağlıyor.이렇게 흘러내린 것 처럼 보이는게 지지대가 숨겨져있는 부분이에요, 공상과학영화 속에 나오는 것 처럼 보이도록 해주죠
Bu sarkıtlar da, işte bu destekleri saklıyor. Ve kendinizi bir bilim kurgu dünyasında hissetmenizi sağlıyor.Αυτές οι σταγόνες κρύβουν τα υποστηρίγματα ,για να φαίνεται σαν να βρίσκεσαι σε έναν φανταστικό κόσμο.
Lobiden iniyorsunuz, tavandan aşağıya sarkıtılmış aydınlatmalarımızla -seversiniz ya da sevmezsiniz-오시면 로비로 걸어내려가서 저희가 만든 댕글댕글 매달려 있는 전구들을 싫든 좋든 지나셔서
Lobiden iniyorsunuz, tavandan aşağıya sarkıtılmış aydınlatmalarımızla -seversiniz ya da sevmezsiniz-אתם נכנסים לתוך הלובי שלנו, עוברים דרך הלובי עם הפיסות המתנודדות שלנו, אם אתם אוהבים אותן או לא,
Lobiden iniyorsunuz, tavandan aşağıya sarkıtılmış aydınlatmalarımızla -seversiniz ya da sevmezsiniz-تنزل باتجاه البهو, تمشي عبر البهو بين أضوائنا المتدلية, أعجبتك أم لم تعجبك,
Lobiden iniyorsunuz, tavandan aşağıya sarkıtılmış aydınlatmalarımızla -seversiniz ya da sevmezsiniz-好き嫌いに関わらず このブラブラしてるやつを通り過ぎ 階段から客席へ向かう というものです
Rulo yapmak, katlamak, kesmek, sarkıtmak, burkmak, ya da her ne ise.Enrollar, doblar, cortar, colgar, curvar - o lo que sea.
Rulo yapmak, katlamak, kesmek, sarkıtmak, burkmak, ya da her ne ise.굴리기, 접기, 자르기, 매달리기, 비틀기 또는 그무엇이든지.
Rulo yapmak, katlamak, kesmek, sarkıtmak, burkmak, ya da her ne ise.Menggulung, melipat, memotong, menjuntai, memelintir--atau apa saja.
Rulo yapmak, katlamak, kesmek, sarkıtmak, burkmak, ya da her ne ise.Rouler, plier, couper, pendre, tordre,-- et autre
Rulo yapmak, katlamak, kesmek, sarkıtmak, burkmak, ya da her ne ise.לגלגל, לקפל, לחתןך, לתלות, לסובב. וכיוצא בזה.
Rulo yapmak, katlamak, kesmek, sarkıtmak, burkmak, ya da her ne ise.ぶら下げる ひねる などなど これらの動詞に沿って作品を作っていったんだ
Şimdi, kulaklarına dekoratif şeyler takıyorsun. Kulağını delip, delikten bir şey sarkıtıyorsun.Ahora; poniendo decoraciones en tus orejas, perforándolas con algo colgando de ellas,
Şimdi, kulaklarına dekoratif şeyler takıyorsun. Kulağını delip, delikten bir şey sarkıtıyorsun.Слагате украшение на ухото си, като го пробивате и оставяте някаква дрънкулка да виси от него.
Yatay olarak tutulan kalın bir telden düğümlü iplikleri sarkıtıyorlardı.Egy vastag zsinór vízszintesen tartva ahonnan egy csomózott zsineg lóg.
Yatay olarak tutulan kalın bir telden düğümlü iplikleri sarkıtıyorlardı.En tjock tråd som hålls upp horisontellt och från vilken trådar med knutar hängde.
Yatay olarak tutulan kalın bir telden düğümlü iplikleri sarkıtıyorlardı.Inki so uporabljali bolj prefinjeno verzijo imenovano "quipu".
Yatay olarak tutulan kalın bir telden düğümlü iplikleri sarkıtıyorlardı.Silné lanko držané vodorovne, ovešané povrázkami s uzlíkmi.
Yatay olarak tutulan kalın bir telden düğümlü iplikleri sarkıtıyorlardı.Silné lanko drženo vodorovně, ověšeno provázky s uzlíky.
Yatay olarak tutulan kalın bir telden düğümlü iplikleri sarkıtıyorlardı.Une corde épaisse tenue horizontalement de laquelle pendaient des ficelles nouées
Yatay olarak tutulan kalın bir telden düğümlü iplikleri sarkıtıyorlardı.Дебела връзка, държана хоризонтално, от която висели нишки с възли.
Yatay olarak tutulan kalın bir telden düğümlü iplikleri sarkıtıyorlardı.מיתר דק הוחזק במאונך כאשר עליו היו קשורות מחרוזות
Yatay olarak tutulan kalın bir telden düğümlü iplikleri sarkıtıyorlardı.そこからは、結び目のついたヒモがぶら下がっている。 インカ人は、ヒモの長さや色だけでなく