Onlar Tom'a sarıldılar.They hugged Tom.
Sarılmaktan vazgeçtiler.They stopped hugging.
İki kişi sarıldı.The two hugged.
O ip sarılmak zorunda.That rope has to be coiled.
Karın sarışın mı yoksa esmer mi?Is your wife a blonde or a brunette?
Keşke sarılıp yatabileceğim birisine sahip olsam.I wish I had someone I could snuggle with.
Tom sarılıp yatmaya çalıştı ama Mary onu itti.Tom attempted to snuggle, but Mary pushed him away.
Tom kız arkadaşı ile sarınıp yattığını ama henüz öpüşmediklerini söylüyor.Tom says he's snuggled with his girlfriend, but they haven't yet kissed.
Biz bebeğin oyuncak ayısıyla sarılıp yattığını izledik.We watched the baby snuggling with her teddy bear.
Odaya girdiğimde, Tom ve Mary kanepede birlikte sarılıp yatmıştı.When I entered the room, Tom and Mary were snuggled together on the couch.
Sarıl ona.Give her a hug.
Ona sarıl.Give her a hug.
Niçin bana sarılmıyorsun?Why don't you hug me?
Tom bir sarışın.Tom is a blond.
Sarılmaz mıyım?Don't I get a hug?
Bir sarılma iyi olurdu gerçekten.I could really use a hug.
Sarılmak gerçekten iyi gelecek bana.I could really use a hug.
Sarımsağı tadabilir misin?Can you taste the garlic?
Bu elma sarı mı?Is this apple yellow?
Onun platin sarısı saçları var.She has platinum blonde hair.
Sarı saç ve mavi gözleri var.He has blond hair and blue eyes.
İsveç'teki herkesin sarı saçları ve mavi gözleri mi var?Does everyone in Sweden have blonde hair and blue eyes?
Almanların çoğu sarışın ve mavi gözlüdür.Many Germans have blonde hair and blue eyes.
Nisan ayının sonunda, Sarı Nehrin suyu karardı.At the end of April, the water of the Yellow River had darkened.
Sarılmaya ihtiyacım var.I need a hug.
Gerçekten bir sarılmaya ihtiyacım var.I really need a hug.
Sarı kağıdı kesmek için o makası kullanacağım.I will use that pair of scissors to cut the yellow paper.
O ağlarken ona sarıldı.He hugged her while she cried.
Bir park bankında genç bir çiftin sarıldığını gördüm.I saw a young couple cuddling on a park bench.
O gitmemi engellemek için bana sarıldı.She held on to me to prevent me from going.
Tom battaniyesine sarındı.Tom wrapped himself in his blanket.
Sarılmak ister misin?Do you want a hug?
Sarıl bana, Tom.Hold me, Tom.
Ağaca sarılmak istedi.She wanted to hug the tree.
Işık sarıysa geçmemelisin.You should not cross if the light is yellow.
Onlar sarı çiçek.These are yellow flowers.
Tom Mary'ye arkadan sarıldı.Tom hugged Mary from behind.
Tom birkaç yıl önce neredeyse sarı hummadan ölüyordu.Tom nearly died of yellow fever a few years ago.
Önümde sarı bir araba var.There's a yellow car in front of me.
Sarı kazağımı çok severim.I love my yellow pullover very much.
Batan güneş sarı değildir ama turuncudur.The setting sun is not yellow, but orange.
Eh, bana sarılacak mısın ve öpecek misin?Well, are you going to give me a hug and a kiss?
Sadece sana sarılmak istiyorum.I just want to hug you.
Tom bir kullanılmış araba satıcısı bulmak için sarı sayfalara baktı.Tom looked in the yellow pages to find a used car dealer.
Mary, sarı elbiseyi giyen kız.Mary is the girl wearing the yellow dress.
Tom ve Mary sarıldı ve öpüştü.Tom and Mary hugged and kissed.
Tom nazikçe Mary'ye sarıldı.Tom gently hugged Mary.
Tom Mary'ye yakın sarıldı.Tom hugged Mary close.
Tom ve Mary sarıldı.Tom and Mary hugged.
Tom köpeğine sarıldı.Tom hugged his dog.
Ona sarıldım.I hugged her.
Sarı bir spor arabam var.I own a yellow sports car.
Senin sarı bir spor araban var, değil mi?You own a yellow sports car, don't you?
Onun sarı bir spor arabası var.He owns a yellow sports car.
Mary sarı bir spor arabaya sahip.Mary owns a yellow sports car.
Sarı bir spor arabaya sahibiz.We own a yellow sports car.
Onlar sarı bir spor arabaya sahip.They own a yellow sports car.
Limon sarıdır.The lemon is yellow.
Sarı rengi severim.I like the colour yellow.
O sarı kızgın kuş gibi görünüyor.He looks like the yellow angry bird.