Ana içeriğe geç
Sözlük

sargı ile cümle

sargı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Omzunun sargılı kolu elini kavradı ve aniden ayağa takılmayacak Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.Roka za obvezano roko prijel za ramo, in je bil nenadoma spotaknil and vrgel nazaj na posteljo.
Omzunun sargılı kolu elini kavradı ve aniden ayağa takılmayacak Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.Ruka ruku oviazanú zovrel rameno, a on bol zrazu zakopol a hodil späť na posteľ.
Omzunun sargılı kolu elini kavradı ve aniden ayağa takılmayacak Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.Rukou ovázanou ruku sevřel rameno, a on byl najednou zakopl a hodil zpátky na postel.
Omzunun sargılı kolu elini kavradı ve aniden ayağa takılmayacak Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.Strony z zabandażowaną rękę chwycić jego ramię, i nagle potknął się i rzucił do tyłu na łóżko.
Omzunun sargılı kolu elini kavradı ve aniden ayağa takılmayacak Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.Рука перевязана рука схватила его за плечо, и он вдруг споткнулся и бросился обратно на кровать.
Omzunun sargılı kolu elini kavradı ve aniden ayağa takılmayacak Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.Рука перев'язана рука схопила його за плече, і він раптом спіткнувся і кинувся назад на ліжко.
Omzunun sargılı kolu elini kavradı ve aniden ayağa takılmayacak Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.Ръката на превързана ръка сграбчи рамото му, и той изведнъж се спънал и хвърли назад върху леглото.
Omzunun sargılı kolu elini kavradı ve aniden ayağa takılmayacakاستحوذت على يد الذراع ضمادات كتفه ، وكان هو وتعثرت فجأة
Omzunun sargılı kolu elini kavradı ve aniden ayağa takılmayacakベッド時に後方に投げつけた。
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Avec eux exorbités yeux et la tête bandée, et ne jamais aller à l'église le dimanche.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Com eles goggling olhos e cabeça enfaixada, e nunca ir para a igreja de um domingo.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Con ellos desorbitados los ojos y la cabeza vendada, y nunca ir a la iglesia los domingos.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Con loro stralunato gli occhi e la testa fasciata, e non andare in chiesa di una Domenica.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Cu ei goggling ochii şi capul bandajat, si nu merge la biserica într-o duminică.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Dengan mata terbelalak mereka dan kepala dibalut, dan tidak pernah pergi ke gereja suatu hari Minggu.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.그들 눈에 붕대 머리를 goggling, 그리고 일요일의 교회 않을으로.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Med dem goggling ögon och bandage om huvudet och aldrig gå till kyrkan på en söndag.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Met hen goggling ogen en het hoofd verbonden, en nooit naar de kerk gaan van een zondag.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Mit ihnen glotzen Augen und verbundenem Kopf, und nie in die Kirche gehen von einem Sonntag.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Niiden goggling silmät ja sitoi pään, eikä koskaan tule kirkkoon sunnuntaina.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.S nimi goggling očami a zaviazanú hlavou, a nikdy ísť do kostola v nedeľu.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.S nimi goggling očima a zavázanou hlavou, a nikdy jít do kostela v neděli.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Velük goggling a szemét, és bekötötte a fejét, és soha nem fog templom vasárnap.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Với họ goggling mắt và đầu băng bó, và không bao giờ đi đến nhà thờ ngày chủ nhật.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Wraz z nimi goggling oczy i obandażowaną głową, a nie chodzenie do kościoła w niedzielę.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Z njimi goggling oči in obvezano glavo, in nikoli ne bo cerkev v nedeljo.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.Μαζί τους goggling μάτια και έδεσε το κεφάλι, και ποτέ δεν πηγαίνει στην εκκλησία του την Κυριακή.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.З ними виряченими очима і забинтованою головою, і ніколи не ходять до церкви по неділях.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.С ними выпученными глазами и забинтованной головой, и никогда не ходят в церковь по воскресеньям.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.С тях goggling очите и превързана глава и никога не отиват на църква в неделя.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.معهم goggling العينين والرأس ضمادات ، وعدم الذهاب الى الكنيسة في يوم الأحد.
Onları goggling gözleri ve sargılı kafası ve bir Pazar günü kiliseye asla ile.およびすべてのそれらのボトル - more'nそれが持っているいずれかに対して権利です。
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.A on zaraz odjął zasłonę od oczu swych, i poznał go król Izraelski, że był prorokiem.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Da skyndte han sig og tok bindet fra øinene, og Israels konge kjente ham og så at han var en av profetene.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.És mindjárt elvevé a kötést az õ szemérõl, és megismeré õt az Izráel királya, hogy a próféták közül való.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.저가 급히 그 눈에 가리운 수건을 벗으니 이스라엘 왕이 저는 선지자 중 한 사람인 줄 알아 본지라
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Lập tức người vén khăn che mắt mình lên, vua Y-sơ-ra-ên nhìn biết là một người trong vòng các tiên tri.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Lập_tức người vén khăn che mắt mình lên , vua Y-sơ-ra-ên nhìn biết là một người trong vòng các tiên_tri .
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Ma quegli immediatamente si tolse la benda dagli occhi e il re di Israele riconobbe che era uno dei profeti
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Nabi itu membuka kain pembalut dari mukanya, lalu raja mengenali dia sebagai seorang nabi
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Så tog han hurtig Bindet fra Øjnene, og Israels Konge genkendte ham som en af Ptofeterne.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Silloin hän nopeasti poisti siteen silmiltään, ja Israelin kuningas tunsi hänet, että hän oli profeettoja.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Tedaj sname hitro povezo z oči; in kralj Izraelov ga spozna, da je izmed prorokov.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Tedy rychle odhradil tvář svou, a poznal ho král Izraelský, že by z proroků byl.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Toen rukte de profeet het verband van zijn ogen en de koning herkende hem meteen als één van de profeten.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Vtedy rýchle sňal šatku so svojich očí, a izraelský kráľ ho poznal, že je z prorokov.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Он тотчас снял покрывало с глаз своих, и узнал его царь, что он из пророков.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Тогава той побърза та дигна покривалото от очите си; и Израилевият цар го позна, че беше един от пророците.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.וימהר ויסר את האפר מעל עיניו ויכר אתו מלך ישראל כי מהנבאים הוא׃
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.فبادر ورفع العصابة عن عينيه فعرفه ملك اسرائيل انه من الانبياء.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.他 急 忙 除 掉 蒙 眼 的 頭 巾 . 以 色 列 王 就 認 出 他 是 一 個 先 知
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.他 急忙 除掉 蒙眼 的 頭巾 . 以色列 王 就 認出 他 是 一 個 先知
Polis sizi isteyen varsa. daha wropped ve sargılanmış. "Als de politie was wil je je niet kon meer wropped en verbond. "
Polis sizi isteyen varsa. daha wropped ve sargılanmış. "Če policija je boste želeli ne bi mogli bolj wropped in obvezal. "
Polis sizi isteyen varsa. daha wropped ve sargılanmış. "Ha a rendőrség akart you te nem jobban wropped and bekötözött. "
Polis sizi isteyen varsa. daha wropped ve sargılanmış. "În cazul în care poliţia a fost vă doresc nu puteai să fie mai wropped si se leaga. "
Polis sizi isteyen varsa. daha wropped ve sargılanmış. "Jeśli policja chce ci nie można być bardziej wropped i opatrzył ".
Polis sizi isteyen varsa. daha wropped ve sargılanmış. "Jika polisi itu menginginkan Anda Anda tidak dapat lebih wropped dan diperban. "
Polis sizi isteyen varsa. daha wropped ve sargılanmış. "Jos poliisi oli haluavat sinua ettet voisi olla wropped and side. "
Polis sizi isteyen varsa. daha wropped ve sargılanmış. "Nếu cảnh sát muốn bạn có thể không hơn wropped và băng bó. "
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod