Bu şu anlama gelir: küflerin etrafını saran bakteriler ölür.Điều này có nghĩa là những vi khuẩn xung quanh mốc sẽ chết.
Bu şu anlama gelir: küflerin etrafını saran bakteriler ölür.이것은 곰팡이 주변에 있는 세균들이 죽을 것이라는 뜻입니다.
Bu yeşil, onu saran dokunaklı ışık denizi.Tämä vihreä happama valomeri, joka ympäröi häntä.
Bu yeşil, onu saran dokunaklı ışık denizi.Ta zelená, jako kyselina, to moře zeleného světla, co ho obklopuje.
Bu yeşil, onu saran dokunaklı ışık denizi.- Acest verde, o mare de lumină acidă care îl înconjoară.
Bu yeşil, onu saran dokunaklı ışık denizi.Стівен: Ця зелень, море кислотного світла, що його оточує.
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke© 2001-2003 Sarang Lakare © 2003-2004 Olaf Schmidt © 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke저작권자 2001- 2003 Sarang Lakare 저작권자 2003- 2004 Olaf Schmidt 저작권자 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke© 2001- 2003 Sarang Lakare © 2003- 2004 Olaf Schmidt © 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001-2003 Sarang Lakare Copyright 2003-2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001-2003 Sarang Lakare Copyright 2003-2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001-2003 Sarang Lakare Copyright 2003-2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001-2003 Sarang Lakare Copyright 2003-2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001-2003 Sarang Lakare Copyright 2003-2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeCopyright Sarang Lakare, 2001- 2003. Copyright Olaf Schmidt, 2003- 2004. Copyright Matthew Woehlke, 2008.
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew WoehlkeOphavsret 2001- 2003 Sarang Lakare Ophavsret 2003- 2004 Olaf Schmidt Ophavsret 2008 Matthew Woehlke
Copyright 2001- 2003 Sarang Lakare Copyright 2003- 2004 Olaf Schmidt Copyright 2008 Matthew Woehlke© Sarang Lakare, 2001- 2003 © Olaf Schmidt, 2003- 2004 © Matthew Woehlke, 2008
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Albowiem obietnicy słowo to jest: O tym właśnie czasie przyjdę, a Sara będzie miała syna;
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Căci cuvîntul acesta este o făgăduinţă: ,,Pe vremea aceasta Mă voi întoarce, şi Sara va avea un fiu.``
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››for et løftes ord er dette: Ved denne tid vil jeg komme, og da skal Sara ha en sønn.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››God had Abraham namelijk beloofd: "Volgend jaar kom Ik terug en dan zal Sara een zoon krijgen." (a)
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Kajti beseda obljube je ta: „Ta čas pridem in Sara bo imela sina“.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››약속의 말씀은 이것이라 명년 이 때에 내가 이르리니 사라에게 아들이 있으리라 하시니라
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Lebo slovo zasľúbenia je toto: O tomto čase prijdem, a Sára bude mať syna.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Mert ígéretnek beszéde ez: Ez idõ tájban eljövök, és Sárának fia lesz.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Nebo toto jest slovo zaslíbení: V týž čas přijdu, a Sára bude míti syna.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Porque a palavra da promessa é esta: Por este tempo virei, e Sara terá um filho.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Porque la palabra de la promesa es ésta: Por este tiempo vendré, y Sara tendrá un hijo
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Queste infatti sono le parole della promessa: Io verrò in questo tempo e Sara avrà un figlio
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Sillä lupauksen sana oli tämä: "Minä palaan tulevana vuonna tähän aikaan, ja silloin Saaralla on oleva poika".
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Thi et Forjættelsesord er dette: "Ved denne Tid vil jeg komme, så skal Sara have en Søn."
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Ty ett löftesord var det ordet: »Vid denna tid skall jag komma tillbaka, och då skall Sara hava en son.»
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Vả , lời nầy thật_là một lời hứa : Cũng kỳ nầy ta sẽ lại đến , Sa-ra sẽ có một con_trai .
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Vả, lời nầy thật là một lời hứa: Cũng kỳ nầy ta sẽ lại đến, Sa-ra sẽ có một con trai.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Voici, en effet, la parole de la promesse: Je reviendrai à cette même époque, et Sara aura un fils.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Διοτι ο λογος της επαγγελιας ειναι ουτος Κατα τον καιρον τουτον θελω ελθει και η Σαρρα θελει εχει υιον.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››А слово обетования таково: в это же время приду, и у Сарры будет сын.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››както е писано: "Якова възлюбих , а Исава намразих".
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››Слово бо обітування таке! Пори сієї прийду, і буде Сарі син.
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››כי דבר הבטחה הוא מה שנאמר למועד אשוב ולשרה בן׃
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››لان كلمة الموعد هي هذه. انا آتي نحو هذا الوقت ويكون لسارة ابن
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››因 為 所 應 許 的 話 是 這 樣 說 、 『 到 明 年 這 時 候 我 要 來 、 撒 拉 必 生 一 個 兒 子 。
Çünkü vaat şöyleydi: ‹‹Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Saranın bir oğlu olacak.››因 為所應許 的 話是 這樣說 、 『 到 明年 這時候 我 要 來 、 撒拉 必 生 一 個 兒子 。
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.Am ști cu mult mai puțin despre lumea încojurătoare.
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.Dużo mniej wiedzielibyśmy o otaczającym nas świecie.
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.우리는 상당히 적게 우리 주위의 세상에 대해 알고 있을거에요.
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.On en saurait beaucoup moins sur le monde autour de nous.
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.Sabríamos mucho, mucho menos sobre el mundo que nos rodea.
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.Sapremmo molto, molto meno sul mondo che ci circonda.
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.Ta sẽ biết rất ít về thế giới quanh mình.
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.Wir wüßten viel weniger. über die Welt, die uns umgibt.
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.Θα ξέραμε πολύ, πολύ λιγότερα για τον κόσμο γύρω μας.
Eskiden etrafımızı saran dünya hakkında çok daha az şey bilirdik.Иначе мы бы знали гораздо меньше о мире вокруг нас.