Ana içeriğe geç
Sözlük

sar ile cümle

sar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kalbim yeşil ve sarıdır.My heart is green and yellow.
Sarhoş araba sürmek ciddi bir sorundur.Drunk driving is a serious problem.
Sarhoş araba sürme ciddi bir sorundur.Drunk driving is a serious problem.
Tom parti bile başlamadan önce tamamen sarhoştu.Tom was totally snockered before the party even began.
Tom, son kez Mary'ye sarıldığı zamanı hatırladı.Tom remembered the last time he had hugged Mary.
Tom rıhtımda ayaklarını suya sarkıtarak oturmayı sever.Tom likes to sit on the dock with his feet dangling in the water.
Tom sık sık saat onda sarhoş olur.Tom is often snockered by 10:00 a.m.
Tom hemen hemen her akşam sarhoş oluyor.Tom gets drunk almost every evening.
Tom'un canı sarhoş olmak istedi.Tom felt like getting drunk.
Tom o zaman sarhoş olduğunu iddia ediyor.Tom claims he was drunk at the time.
Tom dün gece kesinlikle sarhoştu.Tom certainly was drunk last night.
Tom kesinlikle parmağını Mary'ye sardırdı.Tom certainly has Mary wrapped around his finger.
Tom kesinlikle hemen silahına sarılmış gibi görünüyor.Tom certainly appears to have jumped the gun.
Tom kesinlikle sarhoş gibi davrandı.Tom certainly acted drunk.
Tom'u son gördüğümde bir kokarca kadar sarhoştu.The last time I saw Tom he was as drunk as a skunk.
Tom'un sarhoşken araba sürmekten tutuklanması beni hiç şaşırtmadı.It didn't surprise me at all that Tom got arrested from drunken driving.
Geçen hafta yaptığımız gibi gidip kör kütük sarhoş olalım.Let's go get snockered like we did last weekend.
O kadar sarhoş değilim.I'm not all that drunk.
Bir gökkuşağı kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit ve mordan oluşur.A rainbow consists of red, orange, yellow, green, blue, indigo and violet.
Tom tekerlekli bir sedyeye sarılı uyandı.Tom woke up strapped to a gurney.
Sara'nın 31 kalemi var.Sara has 31 pens.
Bir sarhoş beni soydu.A drunk robbed me.
Onları ayrı ayrı sarar mısınız?Could you wrap them up separately?
Sarhoş değildim.I wasn't drunk.
Ben sarhoş değildim.I was not drunk.
Tom bantı yeniden sardı.Tom rewound the tape.
Tom biraz sarsılmış görünüyor.Tom looks a little shaken.
Siz hediyeleri sarıncaya kadar biz gidemeyiz.We can't leave until you wrap the presents up.
O her zaman gizemli bir hava tarafından sarılır.He was always wrapped by a mysterious air.
O her zaman tehlikeli bir hava tarafından sarılmıştı.He was always wrapped by a dangerous air.
O her zaman karanlık bir havayla sarılır.He was always wrapped by a dark air.
O gerçekten birayı ve her gün sarhoş olmayı seviyor.He really loves beer and gets drunk every day.
Eskiden sarışın ve yanık tenli olduğuna inanamıyorum.I cannot believe you used to be blonde and tanned.
Sarı elmalarımız var.We have yellow apples.
O sarhoş olduğunda o her zaman ağlar.She always cries when he is drunk.
Bizim evle karşılaştırıldığında, seninki bir saray.Compared to our house, yours is a palace.
O, bana sarıldı.He gave me a hug.
Bana sıkı sarıl.Hug me tight.
Doktor sarhoş hastayı muayene edemez.The doctor can't examine the patient being drunk.
O gerçekten sarhoş.He's really drunk.
Ben sarışın, mavi gözlü bir Avrupalı kadın bulmak istiyorum.I want to find a blonde, blue-eyed European woman.
Bozhena oldukça sarışın; o bizim okuldaki en güzel kızdır.Bozhena is a pretty blonde; she is the prettiest girl in our school.
Sara'yı gelecek ay görecek misin?Will you see Sara next month?
Bu yeşil yapraklar güz aylarında kızarır veya sararırlar.These green leaves turn red or yellow in autumn.
İkimizin sarı saçı varken kızımızın kızıl saçı var.Our daughter has red hair while both of us have blonde hair.
Ha! ha! ha! Sarhoş bir sincap! bu çok komik olacak.Ah! Ah! Ah! A drunk squirrel! that will be very funny.
Sarhoş musun?Are you drunk?
Kadın bebeğe sarıldı.The woman hugged the baby.
Keşke sana büyük bir doğum günü sarılması verebilsem.I wish I could give you a big birthday hug.
O, sarı evde yaşıyor.He lives in the yellow house.
Kuzenimin sarışın kıvırcık saçları var.My cousin has blonde curly hair.
Mike, uçaklar genellikle böyle sarsar mı?Mike, do planes usually shake like this?
Tüm sarışınlar aptal değildir.Not all blondes are stupid.
Babamı sarhoş görmekten hoşlanmıyorum.I don't like seeing Dad drunk.
Bir muz yaprağı ile pastayı sarın.Wrap the pastry with a banana leaf.
Annem erkek kardeşime sarı bir şemsiye aldı.My mother bought my brother a yellow umbrella.
Görünüşe göre Mary gene sarhoş.It looks like Mary is drunk again.
Yer sarsıntısı bana kalp sarsıntısı veriyor.Earthquake gives me heartquake.
Ben biraz sarhoşum. Ben şimdi içmeyi durdurmam gerektiğini düşünüyorum.I'm a bit drunk. I think I should stop drinking now.
Saçımı sarıya boyadım.I dyed my hair blonde.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod