sar ile cümle
sar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Müzik kulağım olmadığı için, şarkı söylemek istemiyorum.I don't want to sing, because I'm tone-deaf.
Ben şarkı söylemeyi seviyorum.I like to sing.
Canım şarkı söylemek istiyor.I feel like singing.
Ben şarkı söylemede iyiyim.I'm good at singing.
Şarkı söylemekten hoşlanıyorum.I like to sing songs.
Bir şarkıcı olmayı ümit ediyorum.I hope to become a singer.
Ben de dergideki şarkıcı hakkında okudum.I read about the singer in a magazine, too.
Çocukların beraberce şarkı söylediklerini duydum.I heard the children singing together.
Biraz sarhoşum.I am a bit drunk.
Ben erkek çocukların şarkı söylediğini duydum.I heard the boys singing.
Seviyemi yükseltmek için çaba sarfettim.I made efforts to improve my grades.
Beyaz şarabı kırmızıdan daha çok severim.I like white wine better than red.
Kırmızı şarabı beyazdan daha çok severim.I like red wine better than white.
Kırmızı şarabı beyaza tercih ederim.I prefer red wine to white.
Onun konserde şarkı söylediğini duydum.I heard him sing at the concert.
Onun piiyanosu eşliğinde şarkı söylemek istiyorum.I want to sing to his piano accompaniment.
Onu Kyoto Kıraliyet Sarayına götürdü.I took him to the Kyoto Imperial Palace.
Onun bir şarkı söylediğini duydum.I heard her sing a song.
Onun şarkı söylediğini asla duymadım.I have never heard her sing.
Onun, odasında şarkı söylediğini duydum.I heard her singing in her room.
Onun şarkı söylemesiyle mest edildim.I was entranced by her singing.
Ben ona sıkıca sarıldım.I hugged her tightly.
Annemin bir şarkı söylediğini asla duymadım.I've never heard my mother sing a song.
Karaoke'ye gittiğimizde, Tom bütün gece şarkı söylemeye devam etti.When we went to karaoke, Tom went on singing all night.
Hepimiz halkın önünde bir şarkı söylemeye utandık.We all felt embarrassed to sing a song in public.
Biz onun için şarkı söyledik.We sang for her.
Yürürken şarkı söyledik.We sang as we walked.
Biz akşam yemeğinden sonra şarkı söyledik, dansettik ve sohbet ettik.We sang, danced and chatted after dinner.
Sınav bittiğinde içimden avaz avaz şarkı söylemek geldi.I felt like singing loudly when the exam was over.
Şartları öğrenene kadar bir şey söyleyemezsin.You can't say anything till you know the circumstances.
Şartlar yüzünden randevumuzu iptal etmek zorunda kaldık.Circumstances forced us to cancel our appointment.
Şartlar nedeniyle, üniversiteye gitme düşüncesinden vazgeçtim.Due to circumstances, I gave up the idea of going to university.
Gelecek sefere daha iyi şarkı söylemeyi umuyorum.I expect to sing better next time.
Arabamın bataryasını şarj etmek zorundayım.I have to charge the battery of my car.
Araba sarsıldı.The car gave a jolt.
Kapının önünde genç bir adam şarkı söylüyor.A young man is singing before the door.
Şarabı, kadını ve şarkıyı sevmeyen bütün ömrü boyunca bir aptal kalır.He who loves not wine, woman and songs, remains a fool his whole life long.
Başbakan Beyaz Saray'a resmi bir ziyarette bulundu.The prime minister paid a formal visit to the White House.
Sonbaharda yapraklar sararır.In autumn the leaves turn yellow.
Kız saçına sarı kurdeleler takmıştı.The girl wore yellow ribbons in her hair.
Kraliçe Buckingham Sarayında yaşamaktadır.The Queen lives in Buckingham Palace.
Kuşlar ormanda şarkı söylüyorlardı.The birds were singing in the forest.
Kuşlar ağaçta şarkı söylüyorlardı.Birds were singing up in the tree.
Kızlar kalabalığa doğru şarkı söyleyerek geldi.The girls came singing toward the crowd.
Azınlık partisi, faturaların geçişini engellemek için son çabayı sarfetti.The minority party made a last-ditch effort to block passage of the bills.
Duvarlar sarıyken, yer yeşile boyanmıştı.The floor was painted green, while the walls were yellow.
Sarı sayfalara bir göz at.Look through the yellow pages.
Yine başa sardık.We were back to square one.
Yine başa sarmıştık.We were back to square one.
Şaraba yeni bir vergi konuldu.A new tax was imposed on wine.
Eski şişelere yeni şarap koymayın.Do not put new wine into old bottles.
Herkesin önünde şarkı söylemekten hoşlanmam.I don't like to sing in public.
O, o kadar sarhoştu ki onun açıklaması mantıklı gelmedi.He was so drunk that his explanation did not make sense.
Bir sarhoş merdivenlerden düştü.A drunk man fell down the stairs.
Sarhoş araba sürdüğü için tutuklandı.He was arrested for drunken driving.
Sarhoş bir adam bankta uyuyordu.A drunken man was sleeping on the bench.
Siyasi mahkumlar daha iyi şartlar için açlık grevindeler.Political prisoners are on a hunger strike for better conditions.
Hükümet şaraba yeni bir vergi koydu.The government has imposed a new tax on wine.
Hükümet ülkemizi temiz ve yeşil hale getirmek için çaba sarf etmiştir.The government has made efforts to make our country clean and green.
Mavi boyayı sarı boyayla karıştır.Blend the blue paint with the yellow paint.