Yaz aylarında Saraybosna-Višegrad arasındaki demiryolunda iş buldu.In summer he found job on the railway in Sarajevo and Višegrad.
Krbava Savaşı'ndaki belirleyici bir Osmanlı zaferi, tüm Hırvatistan'ı sarsdı.A decisive Ottoman victory at the Battle of Krbava Field shook all of Croatia.
Yine bu sıralarda Sarmatian'lar, Tuna ve Tisza nehirleri arasından saldırdı.Soon thereafter, the Iranian Sarmatians attacked between the Danube and the Theiss rivers.
Prag Astronomik Saati, Eski Belediye Sarayı'nda bulunan bir Ortaçağ astronomik saatidir.Prague Orloj is a medieval astronomical clock mounted on the Old Town Hall.
Sardinya Krallığı Avusturya'ya 65 milyon frank harp tazminatı ödemek zorunda kaldı.Piedmont was forced to pay an indemnity of 65 million francs to Austria.
Meyveler önce yeşil iken olgunlaştıkça sarıya ve portakala döner.The fruits are gathered before they are ripe, and carefully dried.
Sard'a saldırmış olan İyon kuvvetlerini yenilgiye uğrattılar, izlediler ve onları gemilere sürdüler.The RSDRP leaders, including Martov, rejected this, whereupon the Bund withdrew.
Sarmiento, Paraguay'ın Asunción şehrinde 77 yaşında kalp krizinden öldü.Sarmiento died in Asunción, Paraguay, at the age of 77 from a heart attack.
Bu dünyada özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe daha sıkı sarılan kimse yoktur" diye yazmıştır.No one in the world held so deeply freedom, equality, and fraternity."
Biri sarı, diğeri ise yeşil renklidir.The upperparts are green and the underparts grey, with yellow undertail coverts.
Medici Çeşmesi'ni yeniden yaptı ve saraydan Paris Gözlemevi'ne kadar uzun bir görüş alanı yarattı.He remade the Medici Fountain and laid out a long perspective from the palace to the observatory.
İlk eğitimini matematikçi Autolykos'tan aldı ve onunla birlikte Sardis'e taşındı.His early education was provided by Autolycus the mathematician, with whom he migrated to Sardis.
Bugün Çince'de yaygın kullanılan Gugong (故宫) ismi "eski saray" demektir.Today, the site is most commonly known in Chinese as Gùgōng (故宫), which means the "Former Palace".
Diệm'in sözcüsü, saldırıda saraya karşı napalmların kullanıldığını inkar etti.A spokesperson for Diệm also denied that napalm had been used against the palace.
Sarah Selanik’e dönene kadar bu hayalinin farkında değildi.She was not to realize her dream until her return to Thessaloniki.
Sara, İllinois Valisi Frank Tancredi'nin (John Heard) kızıdır.Sara is the only child of the Governor of Illinois, Frank Tancredi (portrayed by John Heard).
2013'te Jones, Sara Bareilles'in "Brave" adlı müzik videosunu yönetmiştir.< ^ "Monitor".In 2013, Jones directed the music video for Sara Bareilles' song "Brave".
Asiler Saraya doğru yürüyüşe geçtiler.The gang go out for a walk.
Bu sezonda 7 sarı 1 kırmızı kart gördü.Throughout that season received seven yellow cards and one red card.
Sarı Nehir ve Yangtze nehirlerinin drenaj alanlarını ayırır.It separates the drainage areas of the Yellow River and the Yangtze rivers.
Sarmal galaksi M77 (NGC 1068) ile ikili bir sistemdir.It is a binary system together with the bright spiral galaxy M77 (NGC 1068).
Tom ayaklarını suyun içine sarkıttı.Tom dangled his feet in the water.
Oldukça sarhoştum.I was pretty drunk.
Sen sarhoş görünüyorsun.You seem to be drunk.
Derinden sarsıldım.I was deeply shocked.
Sen hâlâ sarhoşsun.You're still drunk.
Bir şefkat dalgası onu sardı.A wave of tenderness swept over her.
Sami görünür şekilde sarsıldı.Sami was visibly shaken.
Sarhoş görünüyorsun.You look drunk.
Tom Mary'ye, John'un sarhoş olduğunu düşünmediğini söyledi.Tom told Mary that he didn't think John was intoxicated.
Tom sarhoş olabilirdi ama aşırıya kaçmadı.Tom could've been intoxicated, but he acted sober.
Tom Mary'ye John'un sarhoş olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told Mary that he thought John was intoxicated.
Tom sarhoş gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to be drunk.
Tom, Mary'nin muhtemelen sarhoş olduğunu söyledi.Tom said Mary was likely to be drunk.
Tom muhtemelen sarhoş olacak.Tom is likely to be drunk.
Tom Mary'nin sarhoş olduğunu düşündü.Tom thought Mary was drunk.
Tom Mary'nin sarhoş olduğunu söyledi.Tom said Mary was drunk.
Sen sarhoş gibi görünüyordun.You looked like you were plastered.
Tom sarsılmış gibi görünüyordu.Tom looks like he's shocked.
Tom bana sarhoş olduğunu söyledi.Tom told me he was drunk.
Tom hediyeyi sardı.Tom almost never laughs.
Tom'a sarılmaya çalıştım, ama beni itti.I tried to hug Tom, but he pushed me away.
Tom sarhoş olduğu için eve arabayla gitmek zorunda kaldım.I had to drive home because Tom was drunk.
Tom muhtemelen Mary'ye tekrar sarılmaya çalışmayacak.Tom won't likely try to hug Mary again.
Tom, Mary'den artık ona sarılmamasını istedi.Tom asked Mary not to hug him anymore.
Tom artık nadiren Mary'ye sarılıyor.Tom very seldom hugs Mary anymore.
Tom'a artık Mary'ye sarılmamasını söyle.Tell Tom not to hug Mary anymore.
Ne Tom ne de Mary, John'a sarıldı.Neither Tom nor Mary hugged John.
Tom artık Mary'ye sarılmıyor.Tom doesn't hug Mary anymore.
Tom Mary'ye tekrar sarıldı.Tom hugged Mary again.
Tom neden Mary'ye sarıldı?Why did Tom hug Mary?
Tom da Mary'ye sarıldı.Tom hugged Mary, too.
Sarımsak seviyorum, ama onu çok sık yemiyorum.I like garlic, but I don't eat it very often.
Tom sokakta sarhoş ve çıplak koşuyordu.Tom was running down the street drunk and naked.
Tom, bunu yapmak için çok sarhoş olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought he was too drunk to do that.
Tom sarhoş değildi ama Mary öyleydi.Tom wasn't intoxicated, but Mary was.
Tom, Mary'nin eve sarhoş biçimde araç kullanarak gitmesini istemedi.Tom didn't want Mary to drive home drunk.
Tom ve Mary'nin sarhoş olduğundan şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary are drunk.
İki kız birbirlerine sarıldılar.The two girls hugged each other.
Sami sarsılıyordu.Sami was jerking.