Tom'a sarılmak istiyorum.I want to hug Tom.
Tom'un ilk sevgilisi sarışındı.Tom's first girlfriend was a blonde.
Ben bunu sarhoşken yaptım.I did that when I was drunk.
Bunu yapmak için çok sarhoştum.I was too drunk to do that.
Araba sürmek için çok sarhoşum.I'm too drunk to drive.
Tom sarhoş göründüğümü söyledi.Tom said I looked drunk.
Biz sarıldık ve öpüştük.We hugged and kissed.
Tom, Mary'nin gerçekten sarhoş olduğunu söyledi.Tom said Mary was really drunk.
Tom benimle sarhoş oldu.Tom got drunk with me.
Tom Mary'nin sarhoş olduğunu söyledi.Tom said Mary was drunk.
Bence Tom hâlâ sarhoş.I think Tom is still drunk.
Tom'un hâlâ sarhoş olması muhtemeldir.Tom is likely to still be drunk.
Tom bana sarhoş olduğunu söyledi.Tom told me he was drunk.
Tom hediyeyi sardı.Tom almost never laughs.
Ne Tom ne de Mary sarhoştu.Neither Tom nor Mary was drunk.
Tom'a sarılmaya çalıştım, ama beni itti.I tried to hug Tom, but he pushed me away.
Tom sarhoş olduğu için eve arabayla gitmek zorunda kaldım.I had to drive home because Tom was drunk.
Tom artık Mary'ye sarılmayacağını söyledi.Tom has said he won't hug Mary anymore.
Tom'un Mary'nin ona sarılmasını beklediğini düşünüyorum.I think Tom expected Mary to hug him.
Tom, Mary'nin sarhoş olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary was drunk.
Tom bile artık Mary'ye sarılmıyor.Even Tom doesn't hug Mary anymore.
Tom kendini bir battaniye ile sardı.Tom wrapped himself in a blanket.
Tom artık ona sarılmam için izin vermeyecek.Tom won't let me hug him anymore.
Artık Tom'a hiç sarılmıyorum.I don't ever hug Tom anymore.
Tom sarhoş olduğumu biliyordu.Tom knew that I was drunk.
Sarılınabilir miyim?Could I get a hug?
Tom'a sarılmadım.I didn't hug Tom.
Tom battaniyeyi Mary'nin omuzlarına sardı.Tom wrapped the blanket around Mary's shoulders.
Tom gerçekten sarhoş olduğunu söyledi.Tom said that he was really drunk.
Tom sarhoş olmak istemiyor.Tom doesn't want to get drunk.
Sanırım bir sarsıntı yaşıyorum.I think I have a concussion.
Sanırım bir beyin sarsıntısı yaşıyorum.I think I have a concussion.
Tom bana sarılmak için kollarını açtı.Tom opened his arms to hug me.
Mary bana sarılmak için kollarını açtı.Mary opened her arms to hug me.
Tom bacağımı sardı.Tom bandaged my leg.
Tom benim kadar sarhoş değil.Tom isn't as drunk as I am.
Sen sarhoş olmuş gibi görünmüyorsun.You don't seem to be drunk.
Sanırım Tom sarhoş.I suspect that Tom is intoxicated.
Tom ve Mary'nin sarhoş olduğunu düşünüyorum.I suspect that Tom and Mary are intoxicated.
Bu muz sarıdır.This banana is yellow.
Sami sarhoş bir müşteriyi üç kez uyardı.Sami charged a drunk customer three times.
Sami sarhoş oldu.Sami got drunk.
Anne, sarhoş olduğu için kızını dövdü.The mother beat her daughter, because she was drunk.
Taşınmadan önce paketin etrafına plastik bir tabaka sarıldı.Before transport, a layer of plastic was wrapped around the package.
Tom'un sarsılmış olduğunu biliyorum.I know Tom was shaken.
Tom sarışın, değil mi?Tom is blond, isn't he?
Tom, Mary'nin kendisine sarılacağını düşündü.Tom thought Mary was going to hug him.
Tom ve Mary gerçekten sarhoş.Tom and Mary are really drunk.
Tom paketi kahverengi kağıtla sardı.Tom wrapped the package with brown paper.
Tom, Mary'ye sarılmamalıydı.Tom shouldn't have hugged Mary.
İşler sarpa sardı.Things went south.
Çocukların sarı saçları var.The children have blonde hair.
İşten geldiğinde her zaman oğluna sarılır.He always hugs his son when he returns from work.
Paketi sarıp iple bağladı.She wrapped the package and tied it with strings.
Tokalaşma, sarılma gibi yakın temaslardan kaçının.Avoid close contact such as shaking hands and hugging.
Bu mavi şey sarı değil.This blue thing isn't yellow.
Taksiler neden genelde sarı renkte?Why are taxis usually yellow?
O araba çift sarı hatta park edilmiş.That car is parked on a double yellow line.
Sarayın ve Cumhuriyetin Dişçibaşısı Sami Günzberg.Sarayın ve cumhuriyetin dişçibaşısı Sami Günzberg.
Bu, iki kahverengi saçlı ebeveynin neden sarı saçlı bir çocuk üretebileceğini açıklar.This explains why two brown-haired parents can produce a blond-haired child.