O, sarı evde yaşar.He lives at the yellow house.
Sarhoş olabilirim ama deli değilim.I might be drunk, but I'm not crazy.
Facebook ya da Twitter üzerinde sarhoş fotoğrafları gönderme.Don’t post drunk pictures on Facebook or Twitter.
Ona ilk kez sarıldığımda Tom'un yüzündeki ifadeyi asla unutmayacağım.I'll never forget the look on Tom's face the first time I hugged him.
Sadece bir sarhoşla evlenmek istemiyorum.I simply don't want to be married to a drunk.
Tom Mary'ye sarılıyor.Tom hugs Mary.
Tom videoda geri sarma butonuna bastı.Tom pressed the rewind button on the VCR.
Bir sarhoş gibi kokuyorsun.You smell like a drunk.
Bu şeyler sarhoşken olur.These things happen when you're drunk.
Onlar sarhoştular.They were drunk.
Sarı alarma gidin.Go to yellow alert.
Herkes oldukça sarsılmış.Everyone's pretty shaken up.
Ben hâlâ biraz sarhoşum.I'm still a little woozy.
Onların ikisi de bana sarıldı.Both of them hugged me.
Sana tekrar sarılmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to hug you again.
Samanyolu sarmal bir gök adadır.The Milky Way is a spiral galaxy.
Tom'un sarkastik davrandığını düşünüyor musun?Do you think Tom was being sarcastic?
Sarkastik davrandığımı düşündün mü?Did you think I was being sarcastic?
O sarhoşken kuzenim, İsa'nın her gece onunla konuştuğunu söyledi.My cousin, who was a drunk, said that Jesus talked to him every night.
Sardunyaları sever misiniz?Do you like geraniums?
Güzel sarışın plajda güneşleniyordu.The beautiful blonde was sunbathing on the beach.
Evin çatısında buz sarkıtları var.The house has icicles on it.
Bir sarhoşu ikna edemezsin.You can't reason with a drunk.
Beyaz sarayı görüyor musun?Do you see the white house?
Bunu benim için sarar mısınız?Could you wrap this for me?
Gerçekten sarsılmıştım.I was really shocked.
Oldukça sarsılmıştım.I was pretty shocked.
Sarımsağı gerçekten seviyorum.I really like garlic.
Onlar çok sarsılmıştı.They were very shocked.
Hiç sarhoş sürüş için tutuklandın mı?Have you ever been arrested for drunk driving?
Tom ceketini Mary'nin omuzlarına sardı.Tom wrapped his jacket around Mary's shoulders.
Üzgünüm, ben biraz sarhoşum, bu yüzden komik şeyler söylüyor olabilirim.Sorry, I'm a bit drunk, so I may be saying ridiculous things.
Yumurtaları kır ve sarıları ve beyazları ayır.Break the eggs and separate the yolks and whites.
Tayvan şiddetli bir depremle sarsıldı.Taiwan was hit by a powerful earthquake.
Emina, Saraybosnalı bir kızdır.Emina is a girl from Sarajevo.
Ben sarımsak kokusundan nefret ediyorum.I hate the smell of garlic.
Sarışınlar aptal değildir.Blondes aren't dumb.
Ahtapot kendini avının etrafına sardı.The octopus wrapped itself around its prey.
Bizim evimizle karşılaştırıldığında, onunki neredeyse bir saray.Compared to our house, his is virtually a palace.
O bana sarıldı.He hugged me.
Sanırım sarhoşsun.I think you're drunk.
Sarhoş olduğunu düşünüyorum.I think you're drunk.
Benim sarı saçım var.I have blonde hair.
Onlar Mary'ye sarıldılar.They hugged Mary.
Mary bana sıkıca sarıldı ve yanağımdan öptü.Mary gave me a big hug and a kiss on the cheek.
Tom, Mary'yi kollarına aldı ve ona sarıldı.Tom took Mary in his arms and hugged her.
Mary, Tom'u kucağına aldı ve ona sarıldı.Mary took Tom in her arms and hugged him.
O ona kısaca sarıldı.He gave her a brief hug.
Tom Mary'ye kısaca sarıldı.Tom gave Mary a brief hug.
O sarsıntıdan endişe duyuyorum.I'm concerned about that concussion.
Tom sarhoş oldu.Tom became intoxicated.
Tom onu sarhoşken yaptı.Tom did that while he was drunk.
Mutfak soluk sarı çinilerle kaplıydı.The kitchen was lined with pale yellow tiles.
Şarapla sarhoş olan Tom, Mary'ye en derin sırlarını anlattı.Tom, drunk on wine, told Mary his deepest secrets.
Neler oluyor, Sarah?What's going on, Sarah?
Ben Sarah'ın kocasıyım.I'm Sarah's husband.
Sarah'a söyledin mi?Did you tell Sarah?
Sarah'ı bulamıyorum.I couldn't find Sarah.
Tom sarhoş olmuş gibi görünüyor.Tom appears to be intoxicated.
Çok sarhoş oldum.I got very drunk.