Tom Mary'ye sarıldı ve sonra onu öptü.Tom hugged Mary and then kissed her.
Tom Mary'ye sarıldı ve onu öptü.Tom hugged Mary and kissed her.
Tom, Mary'yi kollarına aldı ve ona sarıldı.Tom took Mary in his arms and hugged her.
Mary, Tom'u kucağına aldı ve ona sarıldı.Mary took Tom in her arms and hugged him.
Çiçeklerin kokusu beni neredeyse sarhoş yapar.The scent of flowers almost makes me drunk.
Tom Mary'ye sarılmak istedi ama sarılmaması gerektiğini biliyordu.Tom wanted to hug Mary, but he knew that he shouldn't.
Tom bir sarsıntı yaşadı.Tom had a concussion.
Kaza sarsıcı bir deneyim oldu.The accident was a traumatizing experience.
Seni sarsıntı geçirmiş halde hayal edemiyorum.I can't picture you traumatized.
Bana daha yakın sarıl, Tom.Hold me closer, Tom.
Buna bir saray diyen küstahtır. Aslında bu büyük bir ev.It's presumptuous to call this a palace. Essentially, it's a big house.
Ben balık pazarına gidiyorum. Öğle yemeği için ne istersin? Uskumru veya sardalya?I'm on my way to the fish market. What would you like for lunch? Mackerel or sardine?
Tom sarışınları tercih eder.Tom prefers blondes.
Biz ikimiz de gerçekten sarhoştuk.We both were really drunk.
Tom dün gece eve çok sarhoş geldi.Tom came home very drunk last night.
Tom Mary'ye sarılmak istedi.Tom wanted to hug Mary.
Biz gerçekten sarhoştuk.We were really drunk.
Benim için Tom'a büyük bir sarıl.Give Tom a big hug for me.
Arkadaşımın saçını sarıya boyamak istiyorum.I want to dye my friend's hair blonde.
Tom bana sarıldığında neredeyse kaburgalarımı kırıyordu.Tom almost cracked my ribs when he hugged me.
İkimiz de az biraz sarhoştuk.We were both a bit drunk.
O ona kısaca sarıldı.He gave her a brief hug.
Tom Mary'ye kısaca sarıldı.Tom gave Mary a brief hug.
Tom bana sımsıkı sarıldı.Tom gave me a big bear hug.
Maria sarışın biridir.Maria is the blonde one.
Maria sarışın olan.Maria is the blonde one.
Sarışın olan Maria.Maria is the blonde one.
Kızım sarışın.My daughter is blonde.
Tom'un sarhoş olduğunu görebiliyordum.I could see Tom was drunk.
Tom o kadar sarhoştu ki beni tanımıyordu bile.Tom was so drunk that he didn't even recognize me.
Onu yapmak için çok sarhoşum.I'm too drunk to do that.
Sonbaharda ağaçlardaki yapraklar sararır.In the autumn, the leaves on the trees become yellow.
Zemin şiddetle sarsıldı.The ground quaked violently.
Beyaz Saray sorumluluğu reddetti.The White House denied responsibility.
O sarsıntıdan endişe duyuyorum.I'm concerned about that concussion.
Muhtemelen sarhoştular zaten.They were probably drunk anyway.
Salatalık turşusu ile sarı pirinç yemeyi severim.I like to eat yellow rice with cucumber pickles.
Kalibata tren istasyonunun önünde satılan sarı pirinç çok lezzetli.The yellow rice sold in front of Kalibata train station is very delicious.
İnsanlar yabancılara sarılıyor.People are hugging strangers.
Tom eğildi ve Mary'ye sarıldı.Tom bent down and hugged Mary.
Tom sarhoş gibi görünüyordu.Tom appeared to be inebriated.
Rakamlar sarsıcı.The numbers are staggering.
Tom'un desteği sarsılmazdır.Tom's support is unwavering.
Tom korkudan sarardı.Tom turned pale with fright.
Tom korkuyla sarardı.Tom turned pale with fright.
Tom sarhoştu ve kızgındı.Tom was drunk and angry.
Tom sarhoş oldu.Tom became intoxicated.
Ben oldukça sarsıldım.I'm pretty shaken up.
Tom sarhoş davranıyordu.Tom acted drunk.
Yumurta beyazlarını yumurta sarısının içine katlayın.Fold the egg whites into the egg yolks.
Sarımsakları büyük bir karıştırma kabına koyun.Put the yolks in a large mixing bowl.
Tom onu muhtemelen sarhoşken yaptı.Tom likely did that while he was drunk.
Bebek küçücük elini Tom'un parmağına sardı.The baby wrapped his tiny hand around Tom's finger.
Sardinyaca öğreniyorum.I'm learning Sardinian.
Tom, Mary'ye sarıldı ve onu öptü.Tom gave Mary a hug and kissed her.
Bu hissi sarsamam.I can't shake this feeling.
Sarhoş ayı bizim kabinlerine girdi.The drunk bear broke into our cabins.
Ben sarhoş hissediyorum.I feel punch-drunk.
Tom onu sarhoşken yaptı.Tom did that while he was drunk.
Mutfak soluk sarı çinilerle kaplıydı.The kitchen was lined with pale yellow tiles.