O her zaman gizemli bir hava tarafından sarılır.He was always wrapped by a mysterious air.
O her zaman tehlikeli bir hava tarafından sarılmıştı.He was always wrapped by a dangerous air.
O her zaman karanlık bir havayla sarılır.He was always wrapped by a dark air.
Kadın bebeğe sarıldı.The woman hugged the baby.
Bir muz yaprağı ile pastayı sarın.Wrap the pastry with a banana leaf.
Saçımı sarıya boyadım.I dyed my hair blonde.
Tom sarışınları sever.Tom likes blondes.
Tom çok sarhoştu.Tom was plastered.
Tom oğluyla birlikte sarhoş oldu.Tom got drunk with his son.
Yaprak bitleri yaprakları sarartıyor.The aphids are making the leaves turn yellow.
O, işine sarıldı.He hung on to his job.
Neden artık o bana sarılmıyor?Why doesn't she hug me anymore?
Tom'un iki Sarhoş Araba Kullanımı var.Tom has two DUIs.
Mary oyuncak bebeğine sarıldı.Mary hugged her doll.
Ben çok sarhoşum.I'm too drunk.
O çok sarhoş.He's too drunk.
Tom sarhoş olduğunu ebeveynlerinin bilmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to know he got drunk.
Onlar sarhoş.They're drunk.
Resmi akşam yemeği Beyaz Sarayda gerçekleşti.The official dinner took place at the White House.
O kollarını bana sardı.He wrapped his arms around me.
Tom sarhoş hissetti.Tom felt woozy.
Onların her ikisi de sarhoş.They're both drunk.
O, partideki tek sarhoştu.He was the only one drunk at the party.
O, partideki tek sarhoş kişiydi.She was the only one drunk at the party.
Partide tek sarhoş kişi bendim.I was the only one drunk at the party.
Sarılmaya ihtiyacım var.I need a hug.
O gitmemi engellemek için bana sarıldı.She held on to me to prevent me from going.
Senin bir beyin sarsıntın var.You have a concussion.
Biz çok sarhoşuz.We are too drunk.
Tom birkaç yıl önce neredeyse sarı hummadan ölüyordu.Tom nearly died of yellow fever a few years ago.
Mary, sarı elbiseyi giyen kız.Mary is the girl wearing the yellow dress.
Tom biraz sarhoş görünüyor.Tom seems a little drunk.
Tom 2.30'dan beri içki içiyor ve daha şimdiden biraz sarhoş.Tom has been drinking since 2:30 and is already a little drunk.
Dün geceden beri hâlâ sarhoş olduğumu düşünüyorum.I think I'm still drunk from last night.
Sarımsağı seviyorum!I love garlic.
Biz onun ani ölümünden oldukça sarsıldık.We were quite shocked by her sudden death.
Sana sarılabilir miyim?Can I give you a hug?
Sen sarhoş muydun?Were you intoxicated?
Olgun muzlar sarıdır.Ripe bananas are yellow.
Tom Mary'yi öptü ve birbirlerine sarıldılar.Tom kissed Mary and they hugged each other.
Tom silahına sarıldı.Tom reached for his gun.
O iyi bir insan sarrafı.He's a good judge of character.
Tom Mary'ye daha da sıkı sarıldı.Tom hugged Mary even tighter.
Prenses saraydan kaçmak için bir oğlan gibi giyindi.The princess dressed as a boy to escape from the palace.
Yarın seni sarayıma götüreceğim.I will take you to my palace tomorrow.
Sen kötü bir insan sarrafısın.You're a terrible judge of character.
Mavi ve sarıyı karıştırırsan hangi rengi alırsın?What color do you get if you mix blue and yellow?
Bugün birçok sarı kelebek gördük.We saw a lot of yellow butterflies today.
Kraliyet Sarayı Paris'teki ünlü bir tarihi yapıdır.The Royal Palace is a famous historic building in Paris.
Beni yalnız bırak, Tom. Sen sarhoşsun.Leave me alone, Tom. You're drunk.
Sarılabilir miyim?Can I have a hug?
Tom'a sarılmak istedim.I wanted to hug Tom.
Sarman gerekmiyor.You don't need to wrap it.
Tom eve gidemeyecek kadar sarhoştu, bu nedenle Mary'nin kanepesinde uyudu.Tom was too drunk to drive home, so he slept on Mary's couch.
Tom partideki en sarhoş kişi değildi.Tom wasn't the drunkest person at the party.
Dün gördüğümüz ne inanılmaz bir saray!What an amazing palace we saw yesterday!
O çok sarhoştu, onun açıklamaları saçma sapandı.He was so drunk, his explanations were nonsensical.
Sanırım, seni daha önce hiç bu kadar sarhoş görmedim.I think I've never seen you so drunk before.
Tom videoda geri sarma butonuna bastı.Tom pressed the rewind button on the VCR.
Bir sarhoş gibi kokuyorsun.You smell like a drunk.