Ana içeriğe geç
Sözlük

sar ile cümle

sar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bu sarı kazağı niçin denemiyorsun?Why don't you try on this yellow sweater?
Çorbanın sarımsak tadı var.The soup tastes of garlic.
Noelde Tom'un sağ bacağı hâlâ sargılıydı.On Christmas day, Tom still had his right leg in plaster.
O körkütük sarhoş.He is dead drunk.
Sen sarhoşsun!You are drunk!
Büyükanne beklenmedik bir şekilde öldüğünde aile derinden sarsıldı.The family was shook up when the grandmother died unexpectedly.
Amy ayağa kalkmak için bir çaba sarfetti.Amy made an effort to stand up.
Sarhoş olur olmaz terbiyesini takınmaz.He doesn't behave himself once he's drunk.
Yeşil giyinmiş, o uzun boylu sarışın kızın kim olduğunu biliyor musun?Do you know who that tall blonde girl in green is?
AB'nin birliği giderek daha sarsıntılı hale gelmektedir.The EU's unity is gradually becoming shakier.
Kral ve ailesi kraliyet sarayında yaşar.The king and his family live in the royal palace.
Hanshin depreminde yer uzun süre sarsıldı.In the Hanshin earthquake, the ground shook for a long time.
Dünkü haber tarafından sarsıldım.I was shocked by yesterday's news.
Yolcular şehir otobüslerinde sardalyalar gibi paketlenir.Passengers are packed in like sardines on city buses.
Belediye Sarayı şehrin merkezinde.The city hall is in the center of the city.
Kızım yumurta sarısını seviyor.My daughter likes egg yolks.
Hayatımda sarı bir denizaltı hiç görmedim.I've never seen a yellow submarine in my life.
Bir sürü çiçeğim var. Bazıları kırmızı ve bazıları da sarı.I have a lot of flowers. Some are red and some are yellow.
Biraz sarhoşum.I am a bit drunk.
Seviyemi yükseltmek için çaba sarfettim.I made efforts to improve my grades.
Onu Kyoto Kıraliyet Sarayına götürdü.I took him to the Kyoto Imperial Palace.
Ben ona sıkıca sarıldım.I hugged her tightly.
Araba sarsıldı.The car gave a jolt.
Başbakan Beyaz Saray'a resmi bir ziyarette bulundu.The prime minister paid a formal visit to the White House.
Sonbaharda yapraklar sararır.In autumn the leaves turn yellow.
Kız saçına sarı kurdeleler takmıştı.The girl wore yellow ribbons in her hair.
Kraliçe Buckingham Sarayında yaşamaktadır.The Queen lives in Buckingham Palace.
Azınlık partisi, faturaların geçişini engellemek için son çabayı sarfetti.The minority party made a last-ditch effort to block passage of the bills.
Duvarlar sarıyken, yer yeşile boyanmıştı.The floor was painted green, while the walls were yellow.
Sarı sayfalara bir göz at.Look through the yellow pages.
Yine başa sardık.We were back to square one.
Yine başa sarmıştık.We were back to square one.
O, o kadar sarhoştu ki onun açıklaması mantıklı gelmedi.He was so drunk that his explanation did not make sense.
Bir sarhoş merdivenlerden düştü.A drunk man fell down the stairs.
Sarhoş araba sürdüğü için tutuklandı.He was arrested for drunken driving.
Sarhoş bir adam bankta uyuyordu.A drunken man was sleeping on the bench.
Hükümet ülkemizi temiz ve yeşil hale getirmek için çaba sarf etmiştir.The government has made efforts to make our country clean and green.
Mavi boyayı sarı boyayla karıştır.Blend the blue paint with the yellow paint.
Metro treni yolunu sarsarken Tom güzel güzel uyudu.Tom slept peacefully as the underground train rattled on its way.
Bahçedeki tüm çiçekler sarı.All the flowers in the garden are yellow.
Bahçedeki bütün çiçekler sarı.All the flowers in the garden are yellow.
Tavandan sarkan güzel bir avize vardı.There was a beautiful chandelier hanging from the ceiling.
Tezgahtar kız hediyeyi benim için sardı.The salesgirl wrapped the gift for me.
Çaba sarfetmemiz önemlidir.It is important that we make an effort.
Çaba sarf etmeden hiçbir şey elde edemezsiniz.You cannot achieve anything without effort.
Yolun kenarında beyaz ve sarı çiçekler vardı.There were white and yellow flowers at the side of the road.
Okumaktan, şöminenin yanında sarılmaktan ve yavaş dans etmekten zevk alırım.I enjoy reading, cuddling by the fireplace and slow dancing.
Bir demiryolu ağı tüm Japonya'yı sarar.A network of railroads spreads all over Japan.
Kutuda çok sayıda elma var. Bazıları kırmızı, diğerleri sarıdır.There are many apples in the box. Some are red and others are yellow.
Çok fazla sigara içmekten, dişleri sararmış.His teeth are yellow from smoking too much.
Onun saçları sarı ve o genç görünüyor.His hair is blond and he looks young.
O aşağı yukarı sarhoştu.He was more or less drunk.
O epeyce sarhoş olmuştu.He was good and drunk.
O tamamen sarhoş olmuştu.He was good and drunk.
O bayağı sarhoştu.He was good and drunk.
O, biradan sarhoş oldu.He was drunk on beer.
O arabayı eve süremeyecek kadar çok sarhoştu.He was too drunk to drive home.
O, çok sarhoş oldu.He got very drunk.
O ya sarhoş ya da deli.He is either drunk or mad.
Sarhoşken araba sürdüğü için cezalandırıldı.He was punished for drunken driving.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod