sarıl ile cümle
sarıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ama en çok da kokusunu...Bazı geceler yanıma gelip bana sarılmasını, birlikte uyumamızı.2.Fysste natta vi sammen låg, da kyssa vi og klappa, andre natta vi sammen låg, vi sløss som hund og katta.
İzleyiciler endişelerinden dolayı telefona sarılırlar, ama hatlar kilitlenmiştir.De prøver å varsle noen ved å løfte røret på telefonen, men stemmene deres er alt for svake.
Ama Kral -ruhu Kral Tanrı tarafından hayat yumağına sarılsın- bilgeydi, bilgili bir İsrailoğlu çağırttı.Men den samme Gud har seg allerede i frelseshistorien til det utvalgte folk, Israel, åpenbart.
Kefenin üzerinde kuşak, Tanrı'nın adlarından birini simgeleyen Şin harfine benzetilerek sarılır.Merkene i panna kan også leses som advarende kainsmerker på dem Gud har fordømt.
Bunlar NH tipi olup, tekrar sarılmazlar, yenisi ile değiştirilirler.Like etter klekking skifter de skall og parrer seg igjen.
Biri kağıda sarılı küçük bir dondurma bloğu satın aldı ve iki gofret arasına yerleştirdi.Seseorang membeli selembar es krim kecil yang dibungkus kertas dan meletakkannya di antara dua wafer.
"Hepiniz, toptan sımsıkı Allah'ın ipine (İslâm Dini'ne ve Kur'ân-ı Kerîm'e) sarılın.Dan berjihadlah kamu pada jalan Allah dengan Jihad yang sebenar-benarnya.
Eskiden makaraya ip sarılırdı.Sebelumnya ia adalah bupati Mojokerto.
Böylece "sarılık" adı verilen hastalık ortaya çıkar.Hal ini menimbulkan yang disebut penyakit skurvi.
Bu sarılmalar 3-5 saat boyunca devam eder.Ruam-ruam merah itu muncul setelah 3-5 hari.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.Virus hepatitis C merupakan virus RNA yang berukuran kecil, bersampul, berantai tunggal, dengan sense positif.
Mahallede, içme suyu şebekesi vardır. ^ a b c "Sarılar".Di lantai pertama terdapat sebuah kafe besar. ^ a b c
Bir beze sarılarak gömülür.Kemudian dikuburkannya mayat Kaki Tamparoang.
Hepsi bir kumaş parçası içine sarılır.Semua dalam satu keping substrat.
Bebeklerde iştahsızlık, kusma, daha fazla uyuma veya sarılık belirtileri görülebilir.Bayi mungkin sulit makan, muntah, lebih banyak tidur, atau tampak kuning.
Sun Jin’e onu sevdiğini söyler ve birbirlerine sarılırlar.Dia mengaku Soo-jung yang dia suka dan memberinya ciuman.
Ona sarılmak ister.Saya ingin sekali menampar dia!
Ona sarılmak ister.Tôi ôm lấy nó.
HCV; sarılma, öpme ya da yeme ve pişirme malzemelerinin paylaşılması gibi gelişigüzel temas yoluyla bulaşmaz.HCV không lây qua tiếp xúc thông thường như ôm, hôn, hoặc dùng chung dụng cụ ăn uống hoặc nấu nướng.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.Họ bắt đầu ôm và hôn nhau.
Beth daha sonra ağlayan Daryl'a sarılır.Beth liền ôm Daryl trong khi anh bật khóc.
Eskiden makaraya ip sarılırdı.Ngày xưa dùng dây tơ.
İki adam birbirine sarılırlar.Hai người bắt tay nhau.
Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar.Họ chạy vào vòng tay của nhau và ôm nhau.
Beth ona sarılmak için Noah'ın yanına gider.Beth liền đi tới ôm Noah để nói lời tạm biệt.
Birçok hastalık, sarılık belirtilerine neden olabilir.Thiếu magiê có thể dẫn đến nhiều triệu chứng.
Ağrılı veya ağrısız olabilir, sarılığa koyu idrar eşlik edebilir.Chúng có thể không có đốm, hoặc có các đốm đen từ nhạt đến đậm.
Bir beze sarılarak gömülür.Ở giữa chôn một cọc thật vững chắc.
Ey ilâhi rızaya mazhar olan, savaşa sarılmasan ne olur.手に負えない獲物であっても最後まであきらめずに戦いを挑む。
Karşı cinsten birisine sarıldıkları zaman veya aşırı stres altına girdikleri zaman hayvana dönüşmektedirler.流体が高度に粘稠な場合は、捏和(ねっか)または捏和混練(ねっかこんれん)と呼ぶ場合もある。
Hâlbuki sarılık bir hastalık değil, belirtidir.あくまで症状であり、病名ではない。
Onu dizine oturtup defalarca sarıldı.膝蹴り 相手を掴み上げて、腹部に膝蹴りを何度も叩き込む。
Gerekirse bandaj ile sarılarak kanlanmış bezler kaldırılmadan basınç artırılarak sürdürülür.必要に応じて圧迫を加えたまま包帯などで巻く。
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.2人は抱き合い、キスを交わす。
Onları karşılaştırarak sarılmaları için zorladı.相手を抱きしめることで心を視る。
Ona sarılmak ister.抱きしめてあげる。
Kundak, kundak bağı denilen bir bağla ayrıca sarılmaktadır.やがて友人が縛られていた鎖の音にも気がつく。
İzleyiciler endişelerinden dolayı telefona sarılırlar, ama hatlar kilitlenmiştir.電話は繋がるが、瞳は怪しげな男たちに電話ボックスを取り囲まれてしまう。
Belgin Sarılmışer veya bilinen adıyla Bergen, (d.「中山」の名は、孫中山(孫文)を記念して付けられた。
"Harcadığımız emeklerin boşa gitmemesi için birbirimize sarılmalıyız" demektedir.成る業を成らぬと捨つる人のはかなさ」を変えて言ったものとされる。
Kırmızı elbiselerle sarılıdır.赤いネクタイを締めている。
Kıvama geldikten sonra şişlere sarılır.その後、ろ過されてからボトルに戻される。
İki adam birbirine sarılırlar.そして2人はお互い抱きしめ合う。
Birden Giles gelir ve Buffy ona sarılıp ağlar.そしてファルセットはジルバに抱きついて号泣する。
Sarılıp öpüşürler ve "seni seviyorum" derler.こばとのことが大好きで、「こばたん」と呼んで甘えている。
Geniş yanıkları olan kişiler hastaneye getirilene kadar temiz çarşaflara sarılabilir.大面积灼伤的病人,可以用干净的床单包裹,直至他们被送到医院。
Ey ilâhi rızaya mazhar olan, savaşa sarılmasan ne olur.然鏓罷,帝召翁萬達,甫至以憂去,丁汝夔代之。
Sonra baba ve üç kızı birbirlerine sarılırlar.最重要的是,父亲和女儿都感受到了对方的心意。
Kalabalık tarafından sarılır.故受万民拥戴。
O ve karısı sahneye girerler ve orada bulunan çocuklarına sarılarak öperler.在他等候審判期間他的妻子和兒子均先後離世。
Beth onu durdurup sarılır.贝克特劝下她,把她抓了起来。
Ailesi endişelenmiştir, onlara sarılıp ağlar.她擦乾他們的淚水,安慰他們,一點也不顧自己。
Kız hemen koşar; "Babacığım" diye Devin boynuna sarılır, ellerini öper.他的父亲动了怜悯的心,就“跑去抱着他的颈项,连连与他亲嘴”。
Kendilerine yeterince vakit ayıramadıkları için birbirlerinden özür dileyen sevgililer sarılıp uyurlar.其欲治者,不知所由,以意穿鑿,各取一切,權譎自在,故一變之後不可復修也。
Beyaz tülbentten düz olarak sarılırdı.白发精巧地挽了起来。
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.二人激动万分,拥吻了起来。
Güney, doğu ve batıda ise Hindistan tarafından sarılmıştır.北、東、南三面為印度所包圍。
Victoria'da koşarak Ted'e sarılarak "Evet!" der.人們先面向台灣這邊的方向,高喊「Say Yes to Taiwan」。
Hâlbuki sarılık bir hastalık değil, belirtidir.正確來說其並非妖怪而是一種疾病。
Hükümdarın yanındaki misafir gelip Kerem’e sarılır; Misafirin Aslı’nın babası Vezir olduğu görülür.曾祖父王禎,曾任正千戶;祖父王敬,曾任正千戶;父親王惟德,曾任教諭。
İlgili Sayfalar