sarıl ile cümle

sarıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Meyvesi kağıdımsı bir kabuğa sarılıdır.De top van de vruchten is bedekt met een hoedje.
Yavrular hemen hemen beş haftalık olana kadar annelerine sarılarak yaşarlar.De teef zal haar puppy's ongeveer drie weken lang zogen.
Bu yumakların sarılmasından sorumlu yardımcıları vardır.Dit komt doordat de formanten meegepitched worden.
Çar halının üzerine diz çökmüş, ölmekte olan oğluna sarılmış, onun kanlı kafasını eliyle tutmaktadır.Laat zijn wonden mij doorwonden, Worde ik bij zijn kruis verslonden In het bloed van uwen Zoon.
Puro veya sigar; silindir şeklinde sarılmış tütün yapraklarından oluşan bir tütün mamülü.Een peuk is het restant van een sigaret of sigaar wanneer deze is opgerookt.
Buna göre heykel, "bir esvaba sarılmış olan Meryem Ana'nın kollarında yatan İsa'nın naaşını" betimlemeliydi.Het moest ‘een in gewaad gehulde maagd Maria voorstellen met de dode Christus in haar armen’.
Birden Giles gelir ve Buffy ona sarılıp ağlar.Bjarne haalt haar eruit en Astrid loopt huilend en kwaad weg.
Bulunduğunda ise çok geçtir ve vücudu Esmeralda`nın cesedine sarılmış bir biçimde iskeletleşmiştir.Terwijl hij verdwaasd wegloopt struikelt hij over het dode lichaam van Tamare.
Okul sarıldı, öğrenciler ve öğretmenler güvenli bir mekana taşındı.De fusies verliepen niet probleemloos: studenten en docenten boden er groot verzet tegen.
"Hepiniz, toptan sımsıkı Allah'ın ipine (İslâm Dini'ne ve Kur'ân-ı Kerîm'e) sarılın.Ma’add al-Mu’izz li-Din Allah; Al-Mu’izz; Muizz (ur. ok.
Ey ilâhi rızaya mazhar olan, savaşa sarılmasan ne olur.O nie się nie potkniesz, kiedy się nie potkniesz o prawdę.
Bazıları düzdür, bazıları köşeli veya sarılmıştır.Większość osobników jest osiadła, ale niektóre koczują lub są rozproszone.
Eğer bu iki sargı ince demir levhaların üzerine sarılmışsa buna demir çekirdekli transformatör denir.Jeśli murowana przegroda wypełnia cały otwór tęczowy, zwana jest ścianą tęczową.
Belgin Sarılmışer veya bilinen adıyla Bergen, (d.Nadano im nazwy pochodzące od gór.
Kalabalık tarafından sarılır.Był wielbiony przez tłumy.
Tetrat, sinaps ile birbirine sarılmış dört kromatit, iki homolog kromozomdan meydana gelen yapıdır.Tetrada – kompleks złożony z czterech chromatyd pochodzących z dwóch chromosomów homologicznych.
Ayrıca bir başka uzantısı da yüzüne yapışan insanın boğazına sarılmaktadır.Skręca kark człowiekowi, który go przyłapał.
Ichigo zanpakutousunu sapına sarılmış bir kumaşla sırtında taşır.Ichigo nosi swój zanpakutō na plecach na materiale przypominającym bandaż, owiniętym wokół rękojeści.
Yenidoğan sarılığı, hayata yeni başlamış bebeklerde en sık görülen sıkıntılardan birisidir.Zaskakujące jest iż dziecko wygląda na starsze niż w pierwszych dniach po urodzeniu.
İnsan beyni üç zarla sarılmıştır.Korę móżdżku budują 3 warstwy.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.Hepatit C-viruset är ett litet, enkelsträngat, positivt sens-RNA-virus med hölje.
Ama Santuzza ona sarılıp kendisinden ayrılmaması için yalvarmaya başlar.Samtidigt anser han att böner till Gud inte kommer att hålla honom i vid liv.
Kalkanın altından iki kolona da sarılı Kırım bayrağı geçer.Vid moskén hänger två afghanska flaggor.
Güney, doğu ve batıda ise Hindistan tarafından sarılmıştır.I sydväst, söder och öster avgränsas det av Finland.
Vatandaşlara da seslenen Sarıgül, yaraların en kısa zamanda sarılacağını söyledi.Se till att de skadade barnens familjer får skadestånd så fort som möjligt.
Giysi gövde etrafına sarılır ve her zaman sol taraf sağın üstüne gelir.Ögonen ligger på kroppens vänstra sida och fisken ligger vanligtvis på höger sida.
Ona sarılmak ister.Hon hjälper henne fästa den.
Negatif süpersarım, DNA'nın eksik sarılmış olduğu anlamına gelir.En defekt på DNA:t kan orsaka felaktigheter när DNA:t replikeras.
Ben sana sarılmayı özledim.Jag saknar att krama dig.
Carl, babasının geri dönmüş olmasından memnun bir şekilde ona sarılır.Карл, радіючи що батько повернувся, обіймає його.
Elleriyle de sıkı sıkıya sarılıp, "Ne dersem, onu yapacaksın" diyerek, o insanı kölesi yapar.Батько лише махнув рукою і сказав: «Роби, Господи, що хочеш».
Hastanede sargılarla sarılır.У лікарні вона накриває його простирадлом.
Kalabalık tarafından sarılır.Обурення охопило народ.
Sağ uçta, dehşet içinde kollarını kaldırmış bir adam, yukarıdan ve aşağıdan ateşlerle sarılmıştır.На правому краї фігура з піднесеними руками з жахом потрапляє в пастку вогнем зверху і знизу.
Daha sonra salamura asma yaprağıyla sarılır.Пізніше кладка охоплюється пінкою.
Beyaz tülbentten düz olarak sarılırdı.Взимку вкритий білим хутром.
"Sarılı ejderha" formları Hongshan kültürüne (MÖ 4700'den MÖ 2900'e) atfedilmiştir.Перші знахідки фігурок драконів згорнутих в кільце відносять до культури Хуншань (4700 — 2900 до н. е.).
Ona sarılmak ister.При знайомстві обіймається.
Yumaklar hızlı sarılırsa zaman hızlı geçer.Ґрунти піщані, швидко пересихають.
Ancak birkaç saat içinde sarılaşır ve yumuşar.Через декілька хвилин він у масці вдирається та б'є її.
İki adam birbirine sarılırlar.Вони обняли одне одного.
Tom Mary'ye sarıldı.Том обійняв Мері.
Bana sarıl.Обійми мене.
Bana sarılmak istemez misin?Хіба ти не хочеш мене обійняти?
Tom ve Mary sarıldı.Том та Мері обійнялися.
1990 Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması - Can Uğurluer ile Sarıl O Hayallere'yi seslendiriyor.1990 рік. Музичний конкурс "Золотий голуб" Kuşadası - Чи може Uğurluer озвучувати Х'ю О Хейлере[2].
Geniş yanıkları olan kişiler hastaneye getirilene kadar temiz çarşaflara sarılabilir.Lidé s rozsáhlými popáleninami mohou být do příjezdu do nemocnice zabaleni do čistých prostěradel.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.Virus hepatitidy C je malý, obalený, jednořetězcový pozitivní RNA virus.
Sabun ve suyla yıkama, ölü dokunun çıkarılması ve yaranın sarılması, yara tedavisinde önemli noktalardır.Očištění mýdlem a vodou, odstranění mrtvé tkáně a použití obvazů jsou důležitými aspekty péče o ránu.
Sadece birkaç şiddetli enfeksiyon vakası sarılıkla ilişkilendirilmiştir.Pouze několik málo případů infekce je spojováno se žloutenkou.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.Pak už stačí jen, aby se políbili.
Bantlı Yumruk maçında güreşçilerin ellerine bant veya sargı sarılmaktadır.V druhém případě je nutné, aby soupeři nasadil na žíněnce zámek rukama nebo nohama.
HCV; sarılma, öpme ya da yeme ve pişirme malzemelerinin paylaşılması gibi gelişigüzel temas yoluyla bulaşmaz.HCV se nešíří příležitostnými dotyky jako je objímání, líbání či půjčování příborů či kuchyňských potřeb.
Hafız Esad sıkı sıkıya sarıldığı iktidarda 29 yıl boyunca kimseye kaptırmadan hüküm sürmeyi başardı.Opat Pokorný, zbavený jakékoliv pravomoci žil po této události ještě 29 let.
Kozmonotlar birbirlerine sarıldı ve kontrol merkezi ile konuştu.Kosmonaut během něj poobědval, promluvil s ministrem obrany.
Bebeklerde iştahsızlık, kusma, daha fazla uyuma veya sarılık belirtileri görülebilir.Kojenci mohou špatně přijímat potravu, zvracet, více spát nebo vykazovat příznaky žloutenky.
Fibriller bir matriksle sarılıdır.Krystaly jsou vázány na kolagenní vlákna.
Ona sarılmak ister.Snaží se ho omráčit.
Anında ateş altında kalan Almanlar hızla silahlarına sarıldı.V té době již Němci kryti palbou z pušek ustupovali zpět.
Bir bobine sarılan tel, işlem boyunca aşındıkça ileri sürülür.Zapíná se tlačítkem na rukojeti, které se musí držet sepnuté po celou dobu práce.
İlgili Sayfalar