Ana içeriğe geç
Sözlük

sapla ile cümle

sapla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hiç kimsenin karnına saplamadım.Ik heb nog nooit iemand in de maag geraakt.
Hiç kimsenin karnına saplamadım.Jegyezze meg! Még soha senkinek nem dobtam a hasába!
Hiç kimsenin karnına saplamadım.N-am lovit pe nimeni în stomac.
Hiç kimsenin karnına saplamadım.Nikdy jsem nikoho netrefil do břicha.
Hiç kimsenin karnına saplamadım.Δεν πετυχαίνω ποτέ κανέναν στο στομάχι.
Hiç kimsenin karnına saplamadım.Никогда и никому я не втыкал ножи в живот.
Hiç kimsenin karnına saplamadım.Никого не съм улучвал в корема.
Hız saplantılı bir dünya, herşeyin daha hızlı yapıldığı; daha az zamana daha fazlanın tıkıştırıldığı.En verden besat af fart, med at gøre alt hurtigere, med at proppe mere og mere ind i mindre og mindre tid.
Hız saplantılı bir dünya, herşeyin daha hızlı yapıldığı; daha az zamana daha fazlanın tıkıştırıldığı.속도에 집착하며 모든 것을 더 빨리 하면서, 더욱 더 많은 것을 더욱 더 적은 시간 안으로 밀어넣는 세상이지요.
Hız saplantılı bir dünya, herşeyin daha hızlı yapıldığı; daha az zamana daha fazlanın tıkıştırıldığı.Un mundo obsesionado con la rapidez, con hacer todo más rápido, con embutir más y más en menos tiempo.
Hız saplantılı bir dünya, herşeyin daha hızlı yapıldığı; daha az zamana daha fazlanın tıkıştırıldığı.Vo svete posadnutom rýchlosťou, kde každý chce robiť všetko rýchlo a stihnúť čo najviac za čo najmenší čas.
Hız saplantılı bir dünya, herşeyin daha hızlı yapıldığı; daha az zamana daha fazlanın tıkıştırıldığı.Світ одержимий швидкістю, тим, щоб робити все швидше, встигнути все більше і більше за меншу кількість часу.
Hız saplantılı bir dünya, herşeyin daha hızlı yapıldığı; daha az zamana daha fazlanın tıkıştırıldığı.עולם עם כפייתיות למהירות, לעשות הכל מהר יותר, לדחוס עוד ועוד בפחות ופחות זמן.
Hız saplantılı bir dünya, herşeyin daha hızlı yapıldığı; daha az zamana daha fazlanın tıkıştırıldığı.عالم مهووس بالسرعة, بفعل كل شيء بشكل أسرع ،و بحشو أكثر وأكثر في وقت أقل و أقل.
Hız saplantılı bir dünya, herşeyin daha hızlı yapıldığı; daha az zamana daha fazlanın tıkıştırıldığı.限られた時間で詰め込む 風潮があります 生活のすべてが
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Al pasarte silbando la primera bala, la política y esas mierdas... ...salen volando por la ventana.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Atunci cand primul glonţ ţi-a trecut pe la ureche, politica si toate căcaturile astea...nu mai contează.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Až přeletí první kulka kolem tvý hlavy, pilot to hovno schytá , už se jen podíváš oknem.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Čim ti prvi naboj prižvižga zraven glave,... politiko, znanje in vsa ta sranja lahko vržeš skozi okno.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Du syntes ikke vi burde være her? Ved du hvad jeg syntes?
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Keď prvá guľka preletí okolo tvojej hlavy, pilot to hovno schytá, už sa len pozeraj cez okno.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.- Powiedz mu, żeby wyłączył to cholerne radio. - Tak jest. - Powiedz mu, żeby wyłączył radio.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Quando a primeira baIa te passar ao Iado da cabeça, a poIítica e assim... ... deixa de importar.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.-Säg åt honom att stänga av sin förbannade radio. -Ja, Sir. Säg åt honom att stänga av sin radio.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.- Suruh dia matikan radionya. - Baik, Pak. Suruh dia matikan radionya.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Με την πρώτη σφαίρα που θα σου περάσει ξυστά, η πολιτική... ...φεύγει απ' το παράθυρο.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.ברגע שהכדור הראשון חודר לך ...למוח, כל הפוליטיקה והחרא הזה .כבר לא משנים שום דבר
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.مرحبا. هذا منزل ستيفاني وراندي , اترك رساله من فضلك. شكرا لك.
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.또한 우리는 전문가의 관념만이 답을 내릴 수 있다는 생각에 스스로 방관자가 됩니다.
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.Мы также упорно отходим на задний план, уступая экспертам, как единственным, кто может найти ответ.
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.שוב ושוב מזיזים אותנו הצידה לנוכח דעה של איזה מומחה שהוא לכאורה היחיד שיכול להמציא תשובות,
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.ونحن أيضا قائمين في تهميشه من فكرة الخبير بوصفها واحدة فقط قادرة على الخروج مع الإجابات.
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.そうでないという 圧倒的な証拠にも関わらず 専門家だけが 答えを見つけ出せるものとして 議論の中心から外され続けています
İşte. Tamam, görüldüğü üzere büyük patlamalara karşı bir saplantım var.ええ 私は爆発大好き人間ですとも
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Đay dường như đã trở thành một loại ám ảnh với anh ấy.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Iuta a devenit aparent un fel de obsesie cu el.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Juta a jelek vált egyfajta megszállottság vele.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Juta aveva apparentemente diventato una sorta di ossessione per lui.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Juta je očitno postalo neke vrste obsedenost z njim.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Juta najwyraźniej stał się on rodzajem obsesji z nim.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Juta zrejme stala akousi posadnutosť s ním.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Juta zřejmě stala jakousi posedlost s ním.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Jute avait apparemment devenu une sorte d'obsession chez lui.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Jute had blijkbaar een soort van obsessie voor hem.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Jute hade tydligen blivit ett slags besatthet av honom.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Jute havde tilsyneladende blevet en slags besættelse med ham.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Jute war offenbar eine Art Obsession mit ihm geworden.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Juutti oli ilmeisesti jonkinlainen pakkomielle hänelle.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.주트 사람들은 분명히 그와 함께 강박 관념의 일종되었다.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Rami rupanya menjadi semacam obsesi baginya.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Γιούτα είχε προφανώς γίνει ένα είδος εμμονή μαζί του.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Джут, очевидно, стати свого роду нав'язливою ідеєю з ним.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Джут, очевидно, стать своего рода навязчивой идеей с ним.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.Юта очевидно се превърне в нещо като мания по него.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.قد يبدو الجوت تصبح نوعا من الهوس معه.
Jüt görünüşte onunla bir tür saplantı haline gelmişti.彼はそれにほとんど精神的な重要性を添付するように見えた。
Müzik benim için tutkudan öteydi. Bir saplantıydı.Âm nhạc đối với tôi còn hơn cả niềm đam mê.
Müzik benim için tutkudan öteydi. Bir saplantıydı. Oksijendi.A zene nem csak szenvedély volt, inkább megszállottság.
Müzik benim için tutkudan öteydi. Bir saplantıydı. Oksijendi.Hudba nebola len mojou vášňou, ale posadnutím.
Müzik benim için tutkudan öteydi. Bir saplantıydı. Oksijendi.제게 음악이란 열정 이상의 것이었습니다. 거의 강박일 정도였어요.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
sapla ile cümle - Sayfa 14 - sapla kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App