Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Я відчула такий біль - пекучий біль - який буває, коли ви кусаєте морозиво.
Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.הכאב הצורב הזה שחוטפים כשנוגסים בגלידה.
Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.ألم لاذع -- يحصل لك عندما
Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.鋭い痛みです それは 私を捕らえて
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Großartige Komponenten sind nicht genug, und doch sind wir in der Medizin besessen von Komponenten.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.좋은 요소들만으로는 충분치 않습니다, 그런데 사람들은 이런 요소들로 의술을 고집합니다.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Não basta ter ótimos componentes. Mas, em medicina, temos andado obcecados com os componentes.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Nu e suficient să ai componente extraordinare, deși în medicină suntem obsedați de componente.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Same składniki nie wystarczą, a mimo to medycyna ma na ich punkcie obsesję.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.Да имате страхотни части не е достатъчно и все пак, ние сме били луди по медицина с части.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.לשלם אחד. לא מספיק שהרכיבים מעולים, ועדיין ברפואה אנו אובססיביים לגבי הרכיבים.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.مكونات كبيرة وقد لا يكفي، وحتى الآن كنا هاجس في الطب مع المكونات.
Harika bileşenlerinizin olması yetmez, ama tıpta bileşenlere saplantılı bir şekilde takılmış durumdayız.医療に関して我々は 部品にこだわってきました 最高の薬 最高のテクノロジー
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Akkor helyszínen még az ahogy shoves csapot egy inget.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Anda bisa melihat bahkan dalam cara dia Sorong kancing ke dalam kemeja.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Bạn có thể nhận ra nó ngay cả trong cách ông dìm đinh tán vào trong áo.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Du kan få øje på det, selv i den måde, han skubber nitter ind i en skjorte.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Du kan se det även på det sätt han knuffar bultarna i en skjorta.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Lahko ga celo mesto na kakšen način se stlači čepi v srajco.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.La si può scorgere anche nel modo in cui infila borchie in una camicia.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Môžete si všimnúť toho dokonca v tom, ako on strčí skrutky do košele.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Można na miejscu nawet w sposobie wbija szpilki w koszuli.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Můžete si všimnout toho dokonce v tom, jak on strčí šrouby do košile.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Puteţi să-l faţa locului, chiar şi în modul în care el shoves ştifturi într-o cămaşă.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.당신도 그 셔츠에 스터드 shoves 방식에 빠지실 수 있습니다.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Sie können es selbst in der Art, wie er schiebt Stollen in einem T-Shirt vor Ort.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.U kunt ter plekke het zelfs in de manier waarop hij studs schuift in een shirt.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Voit automme edes miten hän työntää tapit paita.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Vous pouvez le repérer même dans la façon dont il bouscule clous dans une chemise.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Μπορείτε να το σημείο ακόμα και με τον τρόπο που shoves καρφιά στο πουκάμισο.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Ви можете виявити його навіть в тому, як він засовує шпильки в сорочці.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Вы можете обнаружить его даже в том, как он засовывает шпильки в рубашке.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.Можете да го място дори в начина, по който той бута шипове в риза.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.يمكنك بقعة أنه حتى في الطريقة التي الدفعات الأزرار في القمصان.
Hatta, o bir gömlek içine saplamalar shoves şekilde bunu saptayabilir.私は絶対にあらゆる危機の中で彼に依存している、と彼は私をダウンできるようにすることはありません。
Hayattaki amacını arayan sanatçı olma saplantısından kurtulamıyor.Nem tud megválni attól az önképtől, hogy jajj-de-különleges nő vagyok... ...a művész, aki önmagát keresi.
Hayattaki amacını arayan sanatçı olma saplantısından kurtulamıyor.الفنانة التي تحاول أن تجد نفسها
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Az ottaniak megszállottjai a legnagyobb, legmagasabb, leghosszabb dolgoknak.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Bạn biết đấy, ở đó họ bị ám ảnh bởi những thứ to nhất, cao nhất, dài nhất..
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Están obsesionados por tener lo más grande, lo más alto, lo más largo, como sabemos.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Estão obcecados em ter o maior, o mais alto, mais comprido,.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.He haluavat aina kaikkein suurimman, korkeimman, pisimmän, kuten kaikki tiedämme.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Jsou posedlí tím, že musí mít všechno největší, nejvyšší, nejdelší, všichni to známe.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.모두 알다시피 그들은 가장 크고 높고 긴 것들에 대해 집착을 하죠.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Mają obsesję na punkcie największych, najwyższych, najdłuższych, jak wiemy.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Mereka terobsesi memiliki sesuatu yang terbesar, tertinggi, terpanjang.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.On le sait, ils ont l'obsession d'avoir ce qu'il y a de plus grand, de plus haut, de plus long.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Sono ossessionati dall'avere il più grande, più alto, più lungo di tutto.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Sunt obsedati sa aiba tot ce-i mai mare, mai inalt, mai lung, cum stim cu totii.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.V Dubaji sú posadnutí najväčším, najvyšším, najdlhším.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Wie wir alle wissen sind davon besessen die dicksten, längsten und größten zu haben.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Ze willen het grootste, hoogste en langste hebben, zoals we allemaal weten.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Είναι μανιώδεις με το να έχουν το μεγαλύτερο, ψηλότερο, μακρύτερο, όπως όλοι ξέρουμε.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Они одержимы обладать самым большим, высоким, длинным, как мы знаем.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.Те са обсебени да имат най-голямото, най-високото, най-дългото, както всички знаем.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.יש להם אובססיה לדברים הכי גדולים, גבוהים, ארוכים, כמו שכולנו יודעים.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.إنّهم مهووسون بإمتلاك أكبر ،أضخم ، أطول ، كما نعلم جميعا.
Her şeyin, en büyüğüne, en uzununa sahip olmak konusunda saplantılılar.ドバイモールというショッピングセンターがありますが
Hiç kimsenin karnına saplamadım.Dejémoslo claro. Jamás he alcanzado a nadie en el abdomen.
Hiç kimsenin karnına saplamadım.Ich hab noch niemanden in den Bauch getroffen.