Ana içeriğe geç
Sözlük

sapla ile cümle

sapla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Böylece dünyayı tümüyle yeni bir şekilde görmeye başladım, ve bu bende saplantıya dönüştü.すっかりとりこになりました どうして私たちはこの社会的ネットワークに組み込まれていて
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Byl to ten typ sžíravé bolesti, kterou pocítíte, když kousnete do zmrzliny.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Det var den typen av smärta, brännande smärta, som du får när du biter i glass.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Era daquele tipo de dor cáustica que sentimos quando damos uma dentada num gelado.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Het soort pijn -- scherpe steken -- die je krijgt als je in een ijsje bijt.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Og det var den slags smerte -- bitter smerte -- som du får, når du bider i en is.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Podobny do tego, który czujemy czasem wgryzając się w lody.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Schmerz, ein brennender Schmerz, den man hat, wenn man in ein Eis beißt.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Și era acel gen de durere - o durere înțepătoare - pe care o simți atunci când muști dintr-o înghețată.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Ήταν το είδος του πόνου - καυστικός πόνος - που έχεις όταν δαγκώνεις παγωτό.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Acest pacient este probabil 100% mort din cauza ca o coasta rupta ia perforat plamanul.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Ce patient est probablement à cent pour cent mort d'une côte cassée ayant perforé ses poumons.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Denna patient är troligtvis 100% död från en bruten revben som punkterar lungan.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Deze patien is waarschijnlijk 100% dood doordat een gebroken rib hun longen heeft doorboord.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Dieser Patient ist aufjedenfall 100%ig tot, weil 'ne gebrochene Rippe die Lunge durchstochen hat.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Nạn nhân này chắc chắn 100% chết vì bị xương sườn gãy đâm vào phổi.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Pasien ini mungkin 100%.. mati dari tulang rusuk patah menusuk paru-paru mereka.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Questo paziente è probabilmente al 100% morto per una costola rotta che ha perforato un polmone.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Ten pacjent na 100% zmarł z powodu uszkodzenia płuc.???
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Ο ασθενής πιθανότατα είναι 100% νεκρός από ένα σπασμένο πλευρό που προκάλεσαι διάτρηση στον πνεύμονα του.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Пациент уже 100% мертв. Мертв от переломов костей.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.هذا المريض هو على الارجح 100 ٪ ميت من ضلع مكسور وثقب بالرئة .
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.肋骨が折れて肺に刺さって死んだわね これが現実なら
Bu kimin için, Bay Ed? Onu bana batırırsanız, kalbinize saplarım. Pulp Fiction'u seyrettin mi?Dacă o înfigi în mine, ţi-o înfig în inimă. <i>Ai văzut Pulp Fiction?</i>
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.Efectul perseverenţei este de a lua primele 3 componente ale regretului şi a le pune într-un ciclu infinit.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.Efektem perseweracji jest to, że zbieramy te trzy pierwsze elementy i zapętlamy je w nieskończoność.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.Efekt perserverace je v podstatě ten, že bereme tyto první tři složky lítosti a dáváme je do nekonečné smyčky.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.여기서 보속성의 효과는 앞서 말한 후회의 세 가지 구성 요소를 기본적으로 무한 반복시키는 것입니다
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.Ефект пресеверації це, фактично, взяти ті три перші складові жалю, й пустити їх по нескінченному колу.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.התוצאה של חזרתיות היא למעשה לקיחת שלושת המרכיבים הראשונים של חרטה, והשמתם בלולאה אין סופית.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.وتأثير المواظبة هو بصورة أساسية أخذ العناصر الثلاثة الأولى للندم ووضعهم معاً فى حلقة كبيرة غير محدودة.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.後悔のはじめの3つの要素を取り出して 無限に繰り返すループを作ることです。 ですから、あの夜私が寝室で考えていたことは
- Bu sefer bıçağı saplayacak mı?Est-ce qu'il va poignarder lui-même dans cette vidéo?
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.Estamos obsesionados con esta forma de pensar.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.우리는 메임프레임식 사고방식을 벗어나지 못하고 있습니다.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.Mamy obsesję na punkcie tego sposobu myślenia.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.Nous sommes obnubilés par cette façon de penser.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.Siamo ossessionati da questo pensiero.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.Suntem obsedaţi de acest mod de a gândi.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.We zijn geobsedeerd door deze manier van denken.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.Wir sind besessen von diesem Denken.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.Έχουμε εμμονή με αυτό τον τρόπο σκέψης.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.Мы зациклились на таком понимании вопроса.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.Обсебени сме от този начин на мислене.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.אנחנו חייבים לעבור ממנטליות המיינפריים של מערכת הבריאות
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.نحن حقا مهووسين بهذه الطريقة في التفكير.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik.インテルが世界中の人に
Bu sosyal ağların nasıl içine düştüğümüze ve bunun hayatımızı ne şekilde etkilediğine saplanıp kaldım.우리가 이런 사회연결망에 어떻게 해서 배태되어 있으며, 그런 것이 어떻게 우리의 삶에 영향을 주는지에 대한 집착이죠.
Bu sosyal ağların nasıl içine düştüğümüze ve bunun hayatımızı ne şekilde etkilediğine saplanıp kaldım.Mániámmá vált, hogy milyen módon illeszkedünk ezekbe a társas hálózatokba, és hogyan hatnak az életünkre.
Bu sosyal ağların nasıl içine düştüğümüze ve bunun hayatımızı ne şekilde etkilediğine saplanıp kaldım.Μου εγινε εμμονη το πώς αυτου του ειδους η εμπλοκη μας στα κοινωνικα δικτυα μπορει να επηρρεασει τις ζωες μας.
Bu sosyal ağların nasıl içine düştüğümüze ve bunun hayatımızı ne şekilde etkilediğine saplanıp kaldım.אז התחלתי לראות את העולם בדרך חדשה לחלוטין, ונהייתי אובססיבי לנושא. נהייתי אובססיבי לאופן בו
Bu sosyal ağların nasıl içine düştüğümüze ve bunun hayatımızı ne şekilde etkilediğine saplanıp kaldım.وأصبحت مهووسا بكيف أننا قد نكون جزء من هذه الشبكات الإجتماعية، وكيف أنها تؤثر في حياتنا.
Bu sosyal ağların nasıl içine düştüğümüze ve bunun hayatımızı ne şekilde etkilediğine saplanıp kaldım.そして私たちの生活にどう影響を与えているのか という疑問が頭を離れなくなりました 社会的ネットワークには複雑な美しさがあります
Charles ve Ray, sadece yapmış olmak için tarza saplanmadılar.Charles en Ray waren niet geobsedeerd door stijl uitsluitend om de stijl.
Charles ve Ray, sadece yapmış olmak için tarza saplanmadılar.Charles e Ray, non erano ossessionati dallo stile fine a se stesso.
Charles ve Ray, sadece yapmış olmak için tarza saplanmadılar.Charles et Ray n'étaient pas obsédés par le style pour le style.
Charles ve Ray, sadece yapmış olmak için tarza saplanmadılar.Charles i Ray, nie mieli obsesji na punkcie stylu jako takiego.
Charles ve Ray, sadece yapmış olmak için tarza saplanmadılar.Charles와 Ray는 그들의 스타일에 대해 강박관념이 없었습니다.
Charles ve Ray, sadece yapmış olmak için tarza saplanmadılar.Charles și Ray, ei nu s-au obsedat despre stil doar de dragul stilului.
Charles ve Ray, sadece yapmış olmak için tarza saplanmadılar.Charles und Ray, waren nicht vom Stil an sich besessen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod