İnkar edenlerin, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanmayasın!Do not think that unbelievers will subvert (the authority of God) on earth.
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma.Never think that those who are killed in the way of God are dead.
Kâfirler, kendilerine mühlet vermemizin, şahısları için hayırlı olduğunu sanmasınlar.The unbelievers must not think that the respite We give them augurs well.
O kâfirler ileri geçip kurtulduklarını sanmasınlar.The infidels should not think that they can bypass (the law of God).
Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ın gâfil olduğunu sanma!Think not God is oblivious of the deeds of the wicked.
O halde sakın Allah'ın peygamberlerine olan vaadinden cayacağını sanma!Think not that God would go back on His promise (made) to the apostles.
İnkâr edenlerin, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanmayasın!Do not think that unbelievers will subvert (the authority of God) on earth.
İnkarcılar, vermiş bulunduğum sürenin kendileri için iyi olduğunu sanmasınlar.The unbelievers must not think that the respite We give them augurs well.
Kafirler, kurtulduklarını sanmasınlar.The infidels should not think that they can bypass (the law of God).
Zalimlerin yapmakta olduklarından ALLAH'ı habersiz sanma.Think not God is oblivious of the deeds of the wicked.
ALLAH'ın, elçilerine verdiği sözden döneceğini sanmayın.Think not that God would go back on His promise (made) to the apostles.
Onun sizin için kötü olduğunu sanmayın; aksine sizin için iyi (bir ders) dir.Do not think that it was bad for you: In fact it has been good for you.
İnkar edenlerin bizi aciz bırakacaklarını sanmayın.Do not think that unbelievers will subvert (the authority of God) on earth.
Dünyanın sonunun da geleceğini sanmam.I cannot imagine the Hour will come.
Onlar hiç dirileceklerini sanmazlar mı?Do they not think they will be raised (to life) again
İnkar edenler (bizim elimizden kurtulup) geçtiklerini sanmasınlar. Onlar (bizi) aciz bırakamazlar.And never may the disbelievers pride that they have escaped; indeed they can never defeat.
(Böylece) kendisine yazık ederek bağına girdi: "Bunun yok olacağını hiç sanmam" dedi.He went into his garden and wronging himself said, “I do not think that this will ever perish.”
İnkar edenler yakayı kurtardıklarını sanmasınlar. Çünkü onlar (bizi) aciz bırakamazlar.And never may the disbelievers pride that they have escaped; indeed they can never defeat.
O kâfirler ileri geçip kurtulduklarını sanmasınlar. Onlar kesinlikle (bizi) aciz bırakamazlar.And never may the disbelievers pride that they have escaped; indeed they can never defeat.
Kafirler, kurtulduklarını sanmasınlar. Kaçamazlar.And never may the disbelievers pride that they have escaped; indeed they can never defeat.
Siz, onu sizin için şer sanmayın.Consider it not a bad thing for you.
Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız.You did not think that they would get out.
Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı.And they thought that their fortresses would defend them from Allah!
Onu sizin için şer sanmayın.Consider it not a bad thing for you.
Şöyle dedi: "Bunun, hiçbir zaman yok olacağını sanmam."He said: "I think not that this will ever perish.
O kâfirler kendilerine mühlet vermemizin kendileri hakkında hayır olduğunu sanmasınlar.And let not the disbelievers think that Our postponing of their punishment is good for them.
Allah'ın kereminden kendilerine verdiğine cimrilik edenler, onu kendileri için hayırlı sanmasınlar.Those who withhold what God has given them of his bounty should not assume that is good for them.
Allah'ın ayetlerini şaka sanmayın.And do not take God’s revelations for a joke.
Allah'ın ihsan ettiğini vermekten sakınanlar, bunu kendileri için hayırlı sanmasınlar.Those who withhold what God has given them of his bounty should not assume that is good for them.
Bunu kim yaparsa ancak kendisine zarar eder. Allah'ın ayetlerini şaka sanmayın.Do not play with Allah's Commandments, and remember that Allah has blessed you with a great favour.
Kimse oyalama taktiklerinin işe yarayacağını sanmasın," dedi.Nobody should have the illusion that delaying tactics can help," he added.
Saldırılar sonrasında Sanmartin'de yaklaşık 230 Macar adli soruşturmadan geçiriliyor.Around 230 Magyars in Sanmartin are now under criminal investigation following the attacks.
Hiç sanmam."No, I do not believe that," he said.
Sanma Festivali'nde Bir RakugokaRakugoka at Sanma Festival
Fil Adası, Pasifik Okyanusu'ndaki Vanuatu'nun Sanma Eyaletinde bulunan ıssız bir adadır. [1]Elephant Island is an uninhabited island in Sanma Province of Vanuatu in the Pacific Ocean.[2]
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Sei nicht allein mit deinen finsteren Gedanken.
Kamu bîmârına cânân niçin kılmaz bana dermân devâ-yı derd ider ihsân beni bîmâr sanmaz mı?Was mich betrifft, ich will nicht Ho(li)mbo ɗo ?
Bartolo, Kont'un onlar tarafından tutuklanacağını sanmaktadır.Gravano wird bewusst, dass sie überführt werden würden.
Jin'in öldüğünü sanmaktadır.Er glaubt, dass Tito tot ist.
Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın.Nicht mir du kaufest das Buch.
Sadece, benim cimri olduğumu sanmanızı istemedim.Je n'ai simplement pas voulu que vous pensiez que j'étais radin.
Sadece, benim cimri olduğumu sanmanı istemedim.Je n'ai simplement pas voulu que tu penses que j'étais radin.
Kamu bîmârına cânân niçin kılmaz bana dermân devâ-yı derd ider ihsân beni bîmâr sanmaz mı?Cretostylopidae (éteint) │ ├─o Mengenillidia │ │ ├─?
Bir şeyi daha önce işittiğini sanmak.On lui fait croire un temps qu'elle a été entendue.
Bu büyük keşifler onun Aryan kültürünü bulduğunu sanmasına yol açmıştı.Ce séjour lui fit découvrir la culture kabyle.
Herkes onun dillerini öğrenmek için orada olduğunu sanmaktadır.Il leur a répondu, qu’il voulait apprendre toutes les langues.
"Deli saçması sanmayın".Dites-moi que je ne suis pas fou.
Tom onu yapmanın zamanına değdiğini sanmadığını söyledi.Tom dijo que no cree que vale la pena el tiempo para hacerlo.
Kamu bimarına cânân devayı dert eder ihsan Niçin kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı?Pues si ella, con su santísima autoridad, no me lo prohíbe, ¿por qué me lo han de prohibir otros?
Sanmayın ki Kıbrıs bize göre sizden az önemlidir.No pienses que vales más que nosotros.
Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın."No lleves libros.
Bir şeyi daha önce de düşünmüş olduğunu sanmak.Bueno, ya sabes, piensa en ello un poco.
"Deli saçması sanmayın".Pero no crea que soy idiota.»
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.No debe tratar de drenar el pus por usted mismo.
Bir şeyi daha önce de yaptığını sanmak.Indica que algo debería haber sucedido antes.
Maggie ise Glenn'in öldüğünü sanmaktadır.Kirk le dice a McCoy que se está imaginando cosas.
"Deli saçması sanmayın".Non cercate di fare mosse stupide".
Edebî hayatta iştirak etmedi ve kendisini edib sanmadı.Felice entrò nella disputa senza pensarci.
Bey Hacı İsa'yı, derdi yok sanma.Non aver paura Santa Maria.
Bir şeyi daha önce işittiğini sanmak.Déjà senti: il sentire qualcosa come se lo si avesse già sentito.