Ana içeriğe geç
Sözlük

sanmıyorum ile cümle

sanmıyorum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Spiriç, "Bu partilerin bir çözüm bulabileceğini sanmıyorum."I don’t think those parties can find a solution.
Stratejik bir ortağı kolay bulacağımızı sanmıyorum.I do not think we will easily find a strategic partner.
SETimes'a konuşan Pintea, "Nastase'nin hapse gireceğini sanmıyorum."I do not think Nastase will go to prison.
Bundan başka çıkar yol olduğunu sanmıyorum", diyor.I don't think there is another way," Skopje resident Vladimir Bogoev, 45, told SETimes.
Bunun olacağını sanmıyorum.I do not think it will.
Terziç,"Nasıl yapılacağını sanmıyorum, nasıl yapılacağını biliyorum -- o da yasaya göre," dedi."I don't think how it can be done, I know how it can be done -- according to the law," he said.
Yetkili, "Bu hareketin o kadar etkili olduğunu sanmıyorum." dedi."I do not think this movement is that influential," he said.
Bunun döngüsel bir düzenle ya da güneşteki lekelerle filan ilgisi olduğunu sanmıyorum.I am not sure it is a matter of cyclical regularity, or whether it occurs with the sunspots.
Sayarı, "Hızlı bir geçiş olacağını sanmıyorum."I don't think that a rapid transition is in order.
Hepsinin de büyükelçi olacağını sanmıyorum." dedi.I guess not all become ambassadors," Vukcevic said.
Bunlar için pek umut olduğunu sanmıyorum." diyor.I don't think there is much hope for them," she told SETimes.
AB yolundaki bir sonraki adımımızın kolay olacağını sanmıyorum." dedi.I don't think our next step towards the EU will be easy," said Varga.
Muhalefet lideri, “2009 yılındaki NATO’nun 1999 yılındakiyle aynı olduğunu sanmıyorum”, diyor."I don't think NATO is the same thing in 2009 as it was in 1999.
Sınırın yeniden çizilmesi konusunun şu dönemde gündeme alınacağını hiç sanmıyorum."I don't think [border demarcation] will be on the agenda at all for this period of time."
Bunu önerecek bir delil olduğunu sanmıyorum.I don't think there is a shred of evidence to suggest that.
Pısırık olduklarını sanmıyorum.I don't think they are wimps.
Şarkılarımda hiç bir erkekten bahsettiğimi sanmıyorum ve bu yüzden onun hakkında konuşmak istedim."I don't think I've ever mentioned a guy in my songs, and that's why I wanted to talk about it."
Biden devam etti, "Senin bir ruhun olduğunu sanmıyorum."Biden continued, "I don’t think you have a soul."
Dünyadaki yoksulluk hakkında sanat yapmanın ve tüm parayı cebe atmanın mümkün olduğunu sanmıyorum. "I don't think it's possible to make art about world poverty and trouser all the cash."
Hiç sanmıyorum.”[1]I do not think so.[42](p154)
Onun akıllıca bir karar olduğunu sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass das eine weise Entscheidung war.
Tom'un özellikle yakışıklı olduğunu sanmıyorum.Ich halte Tom nicht für allzu gutaussehend.
Onun haklı olduğunu sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass er recht hat.
Onun olduğunu sanmıyorum.Ich denke nicht, dass das geschehen ist.
Tom'un onu yaptığını sanmıyorum.Ich denke nicht, dass Tom das getan hat.
Bunun Tom'un şemsiyesi olduğunu sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass das Toms Schirm ist.
Onun tamamen doğru olduğunu sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass das völlig wahr ist.
Bugün yağmur yağacağını sanmıyorum.Ich denke nicht, dass es heute regnen wird.
Tom'un Mary'nin nerede olduğunu bildiğini sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass Tom weiß, wo Maria ist.
Onların bir şey yaptıklarını sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass sie etwas getan hätten.
Tom'a bir şey söylemen gerektiğini sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass du Tom irgendetwas erzählen musst.
Seninle evlenmek istediğini sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass er dich heiraten will.
Tom'un hiç Fransızca çalıştığını sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass Tom je Französisch gelernt hat.
Tom'un Mary'yi duyabildiğini sanmıyorum.Ich denke nicht, dass Tom Maria hören kann.
Onu Tom'un yaptığını sanmıyorum.Ich denke nicht, dass Tom das getan hat.
Tom'un Kanadalı olduğumu bildiğini sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass Tom weiß, dass ich Kanadierin bin.
Tom'un sınıf arkadaşlarından hiçbirini tanıdığımı sanmıyorum.Ich glaube nicht, dass ich einen von Toms Klassenkameraden kenne.
Bu kadar aşağılanacak bir performans olduğunu sanmıyorum." demiştir.Das ist eine Form, die mich nicht so sehr interessiert“.
1982'de Bradley'in başına gelenlerin bugün için geçerli olacağını sanmıyorum.Frankfurt 1982 Dich zu lieben kann ich nicht verlernen.
Bunun yanlış yorumlanacağını hiç sanmıyorum.Dies wurde keineswegs als sündig interpretiert.
Bunun hepsinin bir gün içinde uygulanabileceğini sanmıyorum.Je ne crois pas que tout ça puisse être exécuté en une journée.
Tom'un onunla bir şey yaptığını sanmıyorum.Je ne pense pas que Tom ait fait quelque chose avec ça.
Herhangi birinin bizim ne yaptığımızı farkettiğini sanmıyorum.Je ne pense pas que quiconque ait remarqué ce que nous avons fait.
Size yardım edebileceğimi sanmıyorum.Je ne pense pas que je puisse vous aider.
Onsuz bunu yapabileceğimi sanmıyorum.Je ne pense pas pouvoir le faire sans elle.
Bu problemi kendi başımıza çözebileceğimizi sanmıyorum.Je ne pense pas qu'on puisse résoudre ce problème nous-mêmes.
Filmi anlamak istiyorsunuz; ancak filmin kendisini anlatmak isteyen bir film olduğunu sanmıyorum.On veut le comprendre, mais je crois que ce n'est pas un film qui doit être compris.
Bu kadar aşağılanacak bir performans olduğunu sanmıyorum." demiştir.Il n'est pas exagéré de dire qu'il peut servir de modèle de journalisme honorable".
1982'de Bradley'in başına gelenlerin bugün için geçerli olacağını sanmıyorum.Le tumbling n'apparait à la FIT qu'en 1982.
Onun haklı olduğunu sanmıyorum.No creo que él tenga razón.
Ne yazık ki çok yardımım olacağını sanmıyorum.Por desgracia, no creo que yo fuera de mucha ayuda.
Anladıklarını sanmıyorum.No creo que hayan entendido.
Onun mutlu olduğunu sanmıyorum.No creo que sea feliz.
Hikayesinin doğru olduğunu sanmıyorum.No creo que su historia sea cierta.
Onu tanımıyorum ve tanımak istediğimi sanmıyorum.No la conozco, y creo que no quiero conocerla.
Ama babamın yapmamı istediğini sanmıyorum.Pero no creo que mi padre quisiera que yo lo hiciera.
Yağmur yağacağını sanmıyorum.No creo que llueva.
Onun doğru olduğunu sanmıyorum.No creo que sea verdad.
Tom'un onu sevdiğini sanmıyorum.No creo que le guste a Tom.
Tom'un burada olması gerektiğini sanmıyorum.No creo que sea necesario que Tom esté aquí.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod