Aksine, sanki tuhaf bir gürültü ile hiçbir engel ve o şimdiNgược lại, như thể không có trở ngại và với một tiếng ồn đặc biệt, ông
Aksine, sanki tuhaf bir gürültü ile hiçbir engel ve o şimdiPor el contrario, como si no hubiera ningún obstáculo y con un ruido peculiar, que ahora
Aksine, sanki tuhaf bir gürültü ile hiçbir engel ve o şimdiSebaliknya, seolah-olah ada rintangan dan dengan suara aneh, ia sekarang
Aksine, sanki tuhaf bir gürültü ile hiçbir engel ve o şimdiНавпаки, як ніби не було ніяких перешкод, і з особливим шумом, він тепер
Aksine, sanki tuhaf bir gürültü ile hiçbir engel ve o şimdiНапротив, как будто не было никаких препятствий, и с особенным шумом, он теперь
Aksine, sanki tuhaf bir gürültü ile hiçbir engel ve o şimdiלהיפך, כאילו אין שום מכשול לא עם רעש מוזר, הוא עכשיו
Aksine, sanki tuhaf bir gürültü ile hiçbir engel ve o şimdiعلى العكس من ذلك ، كما لو لم تكن هناك عقبة ومع ضوضاء غريبة ، وقال انه الآن
Aksine, sanki tuhaf bir gürültü ile hiçbir engel ve o şimdiグレ転送を運転した。
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buAlice có thể nhìn thấy, cũng như nếu cô ấy nhìn qua vai của họ, rằng tất cả các
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buAlice konnte sehen, wie gut, als ob sie über die Schulter schauen, dass alle
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buAlice może zobaczyć, jak gdyby była patrząc przez ramię, że wszystkie
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buAlice näki, samoin kuin jos hän olisi etsii yli harteillaan, että kaikki
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buAlice videla, rovnako ako by sa pozerala cez rameno, že všetky
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buAlice viděla, stejně jako by se dívala přes rameno, že všechny
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buAlicia pudo ver, tan bien como si estuviera mirando por encima de sus hombros, que todos los
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm bu앨리스는 볼 수뿐만 아니라 그녀는 자신의 어깨를 통해보고있는 것처럼, 모든 것을
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buАлис можеше да види, както и ако тя търсеха през раменете си, че всички
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buאליס יכול היה לראות, כמו גם אם היא חיפשו על כתפיהם, כי כל
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm buأليس يمكن أن نرى ، وكذلك لو كانت تبحث على أكتافهم ، أن جميع
Alice görmek, hem de o omuzlarının üzerinden bakarak sanki, tüm bu陪審員は、彼らのスレートに"!愚かなことを"ダウン書いていた、と彼女も行うことができます
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.네 입술은 홍색실 같고 네 입은 어여쁘고 너울 속의 네 뺨은 석류 한쪽 같구나
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Môi mình tợ sợi chỉ hồng , Miệng mình có duyên thay ; Má mình trong lúp tợ như nửa quả lựu .
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Môi mình tợ sợi chỉ hồng, Miệng mình có duyên thay; Má mình trong lúp tợ như nửa quả lựu.
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.som en Purpursnor er dine Læber, yndig din Mund, din Tinding som et bristet Granatæble bag ved dit Slør;
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.τα χειλη σου ως ταινια ερυθρα, και η λαλια σου ευχαρις αι παρειαι σου ως τμημα ροιδιου μεταξυ των πλοκαμων σου
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Устните си като червена прежда, И устата ти прекрасни; Челото ти под булото е Като част от нар;
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.כחוט השני שפתתיך ומדבריך נאוה כפלח הרמון רקתך מבעד לצמתך׃
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.شفتاك كسلكة من القرمز. وفمك حلو. خدك كفلقة رمانة تحت نقابك.
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.你 的 唇 好 像 一 條 朱 紅 線 、 你 的 嘴 也 秀 美 。 你 的 兩 太 陽 、 在 帕 子 內 如 同 一 塊 石 榴
Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.你 的 唇 好像 一 條 朱紅線 、 你 的 嘴 也 秀美 。 你 的 兩 太 陽 、 在 帕子 內 如同 一 塊 石榴
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Het leek alsof mijn wereld in elkaar was gestort. Het leek alsof mijn wereld in elkaar was gestort.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Không phải tấm thảm dưới chân tôi bị kéo phăng đi mà toàn bộ sàn nhà đã biến mất.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.카페트를 좀 밀어버렸더니 바닥 전체가 사라지다니.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Más que haberme quitado la alfombra bajo mis pies de un tirón me habían quitado el suelo entero.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Não foi como se me tivessem puxado o tapete, foi como se todo o chão tivesse abatido debaixo dos meus pés.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Nem is igazán a szőnyeget húzták ki alólam, az egész padlót lerombolták.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Nie tyle ugięły się pode mną nogi, ile zniknął pod nimi cały grunt.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Non è che mi avessero tolto il tappeto da sotto i piedi ma era stato tirato via tutto il pavimento.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.On ne m'avait pas déstabilisé, on avait ouvert le sol sous mes pieds.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Parcă îmi fugea pământul de sub picioare, pur şi simplu.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Δε είχαν απλώς τραβήξει το χαλί απ' τα πόδια μου, είχα χάσει όλη τη γη απ' τα πόδια μου.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Не беше сякаш някой издърпа килима изпод краката ми, а сякаш целият под пропадна.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.Не то, чтоб кто-то выдернул коврик из-под моих ног, мне казалось, что выдернули всю землю.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.לא משכו מתחתי את השטיח זה היה יותר כאילו שכל הריצפה נעלמה.
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.ليس ذلك أن البساط سحب من تحتي بل كأن كل الأرض اُخذت مني
Altımdaki halı çekilip alınmamıştı, sanki tüm zemin alınmıştı.床全体が抜け落ちた感覚でした そしてー
Ama bazen de... ...aralarından su sızmıyor sanki.Αλλά αν το βλέπεις... Και σε κάποιες άλλες φορές, φαίνεται να τα πηγαίνουν καλά.
Ama bazen de... ...aralarından su sızmıyor sanki....لكن في احيان اخرى يكونان في وفاق تام
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?¿Cuál es el tamaño real de estos pasteles?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?De nem tudjuk azt a fontos információt, hogy mi is a valós mérete ezeknek a szeleteknek?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?하지만, 우리는 가장 중요한 정보를 놓치고 있습니다. 바로 '이 파이의 실제 크기가 얼마인가?' 입니다.
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?Maar we missen een belangrijk stukje informatie: wat is de werkelijke grootte van de koekjes?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?Wie groß ist der Kuchen tatsächlich?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?Но мы упускаем из вида самую главную информацию — каков размер этих двух кругов.
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?אבל חסרה לנו פיסת המידע הכי חשובה: מהו באמת הגודל של העוגות האלה?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?لكننا نفتقد اهم معلومة التي هي: ما هو الحجم الفعلي لتلك الفطائر؟
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?実際の収益総額は どのくらいなのかという点です バザーなら運営費がたったの5%でも 収益金もちっぽけなら 何の意味もありません
Ama bir noktada, durdum -- devam ettiğimde sanki fazla ileri gidiyormuşum gibi görünürdü.하지만 계속 진행하는 게 과하다는 생각이 들던 순간 멈췄었죠
Ama bir noktada, durdum -- devam ettiğimde sanki fazla ileri gidiyormuşum gibi görünürdü.Pero entonces paré cuando continuar parecía pasarse de la raya.
Ama bir noktada, durdum -- devam ettiğimde sanki fazla ileri gidiyormuşum gibi görünürdü.Αλλά κάποια στιγμή σταμάτησα -- όταν πλέον πίστεψα ότι αν το συνέχιζα, θα το παρατραβούσα.