Ana içeriğe geç
Sözlük

sanki ile cümle

sanki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.I svi mediji to prenose kao da je to istina.
Bir taraftan dizlerimin bağı çözülmüştü ama sanki uçuyor gibiydim.Moja tijelo su odgurnuli štapići, ali glava mi je bila u vidiku.
Fotonlar sanki birer parçacıklarmış gibi davranıyordu.Orchester znie ako keby bol rozbitý na kusy.
Alexander “Eğlendirmeyi her daim sevdim ve bu bir şekilde sanki benim ilahi görevim” demiştir."Môj otec ma však vždy podporoval a bol som rád, že moja kariéra nabrala iný smer."
Olmamış olayları sanki olmuş gibi hatırlarlar.Nadaljevati, kot da se ni nič zgodilo.
Mişima artık bir insan değil sanki.On ... ni več človek.
Kaba yapılı vücudunun sanki yarısı eksikmiş gibi görünmektedir.Nekateri kraterji izgledajo napol pogreznjeni.
Sanki aramızda yıllardır süren bir kan davası varmış gibi.Sledilo je več let krvavih sojenj.
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Atenci tujcev kot državljane niso sprejeli.
Yüzü sanki ölümün ta kendisiydi."Je kot smrt."
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.Za kanonizacijo, tj. proglasitev za svetnika, je zraven čudeža pomemben tudi sloves svetosti.
Fakat bu fikir Helvetler içinde sanki kök salmıştı.Iz tega obdobja je znana najdba iz Pekla pri Košakih.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Znale so napovedati otrokovo prihodnost.
Sanki bir sis tabakası ışığı hapsetmiş gibidir.Podobno kot galeb je svetlo obarvan.
Sanki onunla aralarında bir soru-cevap yaşanmış gibi.Med njima steče pogovor o njunem življenju.
Oraya giderken sanki tüm kırgınlığınızı da birlikte götürüyorsunuz." demiştir.Če pa to zavrnete, boste nosili breme prestopka vseh Koptov«.
Sanki bir resmi geçitteymiş gibi saldırıyorlardı.Pri tej sliki je vztrajal kot pri kroženju.
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Posameznik takrat le premisli o tem, kar mu želijo drugi povedati.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Kiekvienas darosi pats.
Orası sanki geçilmez, kapalı bir bölge gibidir.Tai povandeninis ir galo neturintis lygis.
Sanki bir çanta dolusu parayla orada oturuyordum ve kimse gelip de almaya tenezzül etmemişti.Po akmeniu pakasti pinigai: ne vienas drąsuolis ėjo jų ieškoti, bet niekas nerado.
Olmamış olayları sanki olmuş gibi hatırlarlar.Tada elgiamasi, tarytum tai neegzistuotų.
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Šiame procese, pamatoma, kaip mes reaguojame į kitus tam tikru momentu.
Mişima artık bir insan değil sanki.Müüt ei ole enam isiksus.
Sanki fotonlar arasında telepati vardı...Ekspositsioon on fotograafias ...
Sanki askıya alınmış gibi hissediyorsunuz.Teda on peetud vanimaks säilinud kilbituks.
Tank sanki bir öğrenciymiş gibi rahat bir şekilde kapıdan içeri girerek ilerler.Sellele andis ainest seik, et õpetaja külastas oma õpilast tagaukse kaudu.
Kardeş olduklarını anlattığında ise nasıl olduğunu anlayamasa da sanki hep bunu bildiğini söyler.Hoolimata sellest, kas sa tunned ära, mis see on, tead, et see on.
I. Henry 1135'te ölünce İngiltere Krallığı sanki kapanin elinde kaldi.1135. aastal jättis Henry I surm Inglismaa troonipärijata.
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Ent see kõik tähendab, et ei saa armastada võõraid.
Ve sanki cinayeti kendi işlemiş gibi ayrıntısı ayrıntısına bilgi verir.Teda teatakse kui pühendunud uurijat enda uuritavatesse.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Tegelikult te võitlete ainult iseenda nimel nagu kõik.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.14분에는 숨쉬고 싶을 충동이 들만큼 진통이 끔찍했습니다.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.14 minuutin jälkeen, minulla oli hirveitä kouristuksia, ikään kuin tarve hengittää.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.14 percnél, szörnyen rángatózni kezdtem, mintha görcsösen akarnék belélegezni.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.A 14 minutes, j'ai eu ces horribles contractions, comme une très forte envie de respirer.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.A 14 minuti, avvertivo queste tremende contrazioni, come un forte bisogno di respirare.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.A los 14 minutos, empecé a tener unas contracciones horribles, como una necesidad imperiosa de respirar.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Aos 14 minutos, tive contrações terríveis, uma necessidade terrível de respirar.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Dupa 14 minute, am inceput sa am convulsii, un fel de pornire sa incep sa respir.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Na 14 minutách jsem začal mít silné stahy, jako tu potřebu začít dýchat.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Na 14 minuten had ik vreselijke stuiptrekkingen, een soort neiging tot ademhalen.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Nach 14 Minuten hatte ich diese fürchterlichen Kontraktionen wie diese Notwendigkeit zu atmen.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Pri 14. minúte som začal mať hrozné kŕče, ako v snahe o dýchanie.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Tại phút thứ 14, Tôi bị co thắt kinh khủng, giống như cố gắng để thở.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Ved 14 minutter, havde jeg forfærdelige sammentrækninger, ligesom denne trang til at trække vejret.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Vid 14 minuter, Hade jag fruktansvärda sammandragningar, typ ett behöv att andas.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.W 14 minucie miałem te straszne skurcze, jakby przymus oddychania.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Στα 14 λεπτά, είχα αυτές τις απαίσιες συσπάσεις, σαν αυτή την ανάγκη να αναπνεύσω.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.На 14-тата минута започнаха тези ужасни конвулсии, напъните да поемеш въздух.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.После 14 минут у меня появились ужасные схватки, свидетельствующие о потребности вдоха.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.ב 14 דקות, היו לי כיווצים נוראיים, כמו דחף לנשום.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.وفي الدقيقة 14 بدأت تلك الإنقباضات الشنيعة تجتاح جسدي وكأنها تطالب بالحاجة للأُكسجين
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.呼吸をしたいという衝動のように 体が異常収縮を始めました (笑い)
16 çarpı 2, 32 eder, bu çok olmadı sanki. 16 çarpı 3, 48 eder.Así que vamos a ver, 16 X 2 es 32, no. por 3, 48.
16 çarpı 2, 32 eder, bu çok olmadı sanki.16 gange 2 er 32.
16 çarpı 2, 32 eder, bu çok olmadı sanki.Eens kijken. 16 keer 2 is 32, dat is 'm niet.
16 çarpı 2, 32 eder, bu çok olmadı sanki.Nézzük csak, 16 szorozva kettővel az 32, ez még nem.
16 çarpı 2, 32 eder, bu çok olmadı sanki.Podíváme se na to 16 . 2 = 32, ještě to nemáme.
16 çarpı 2, 32 eder, bu çok olmadı sanki.Voyons, 16 fois 2 fait 32, on n'y est pas encore.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod