Filmdeki tüm oyunculara eşit ağırlık verilmiştir sanki.Elokuvassa kaikilla osuuksilla on yhtä suuri merkitys.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Kaikki ovat yhtyeen itsensä tekemiä.
Sanki askıya alınmış gibi hissediyorsunuz.Sen varoitusääni muistuttaa pidäteltyä aivastusta.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.Euforia on kaikki muut tunteet ohittava hyvänolontunne.
Onlar sanki müzikten büyülenmiş gibi sessiz oturdular.He istuivat vaiti kuin lumoutuneina musiikista.
O, sanki bir şey bilmiyormuş gibi davrandı.Hän ei ollut tietävinään mitään.
Hep bir şeyler eksik sanki!""Πάντα κάτι μένει".
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Αυτό δυσαρέστησε τους Βουργουνδούς, που δεν ήθελαν έναν ξένο.
Fakat bu fikir Helvetler içinde sanki kök salmıştı.Όσο παρέμεινε στην κόλαση, η γη ήταν άγονη.
Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.Σε σκέφτομαι πάντα, αγαπημένε μου, επειδή είσαι τόσο καλός απέναντί μου...»
Sanki Tom uyuyor.Φαίνεται ότι ο Θωμάς κοιμάται.
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Det sikrer også at begge ved hvad I arbejder på lige nu.
Hayâsızca bana hakaret etti, sanki iğrenç bir şeymişim gibi gözünü dikip baktı.Uforskammet spottede han mig, som om han betragtede mig som forhadt af ham.
İçimde bir volkan patladı sanki.Vulkanen var da i udbrud.
Sanki askıya alınmış gibi hissediyorsunuz.Det har gjort, at den bliver betragtet som ukrudt.
Yüzü sanki ölümün ta kendisiydi."Det var som at løbe om kap med døden."
Ne yazık ki, Kemikler Şehri sanki bir bodrum katı gibi.Fyrvippen lignede således nærmest en brøndvippe.
Şimdi onların yanında boynumuz bükük, sanki biz yanlışız onlar doğru!Jeg bevidner – og sandheden pålægger mig så så – at den er uskyldig heri!
Bunlar sanki ortama bir güvenlik, bir sakinlik sağlar.En cirkelkomposition giver harmoni og ro til et billede.
Sanki aramızda yıllardır süren bir kan davası varmış gibi.Man kan få blodtransfusioner i mange år.
Sanki ruhu, kalbi ve sanatı başka bir seviyeye taşıyor," dedi."Sjælen og hjertet er med på tur".
Sanki kader, en uygun zamanda bu adamı bize göndermişti.Det var i denne egenskab at samtiden satte ham højest.
Mişima artık bir insan değil sanki.Og dukke - er ikke længere dukke.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.Et certifikat der viser at en person har mestret alle aspekter af sin stil.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Det høres ut som de snakker med seg selv.
Şişman Karl sanki "kucağına düşen" bu üçüncü krallığı gayet sevinçle kabul etti.".Karl aksepterte med glede og fikk det tredje kongedømme til å «falle i sitt fang.»
Sanki onunla aralarında bir soru-cevap yaşanmış gibi.Det ryktes at hun hadde et forhold til dem begge.
Pompey, sanki karısı tarafından büyülenmiş gibiydi.Det ble sagt at Pompeius var forgapt i henne.
Şimdi onların yanında boynumuz bükük, sanki biz yanlışız onlar doğru!Det er som de har retning direkte mot oss og vi nesten kneler ned for ikke å bli truffet.
Sanki askıya alınmış gibi hissediyorsunuz.Stilen regnes som utdødd.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.I forbindelse med at sønnen Fred.
Sanki kellesini koltuğuna almıştı.Et slikt sett hang gjerne på beltet til eieren.
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.I enkelte sagn virker det som om folk faktisk har tenkt seg at det var slik.
Şimdi onların yanında boynumuz bükük, sanki biz yanlışız onlar doğru!Saat ini kita rendah diri, di samping mereka, seolah kita salah dan mereka benar!
Ne yazık ki, Kemikler Şehri sanki bir bodrum katı gibi.Kelurahan ini memiliki subs daerah seperti Palapa 10.
Hasretin Sanki Ölüm 05.5.1 Inilah jalan kematian.
Sanki her şey bizimle beraber hareket ediyor."Ia juga memperlakukan saya sebagai seorang yang sama dalam segala hal."
Hayâsızca bana hakaret etti, sanki iğrenç bir şeymişim gibi gözünü dikip baktı.Hal itu dikarenakan ia sangat berani dalam menyatakan pandangannya layaknya seekor anjing yang menyalak.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Tidak diketahui mengenai nasib dua putranya yang ditawan.
Yüzü sanki ölümün ta kendisiydi."Dia berpesan ingin meninggal seperti umatnya."
Büründüğü tiplemeyi canladırdığı sırada sanki: "Tıpkı böyle değil mi?" dercesine seyirciden yana bir göz atar.“Anak siapa itu yang menangis di tempat seperti ini ?” pikirnya heran sambil memandang sekeliling.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.Pendeknya, harus dapat meluapkan berbagai macam perasaan.
Hep bir şeyler eksik sanki!"Cứ như ngày thường là được!”
Hayâsızca bana hakaret etti, sanki iğrenç bir şeymişim gibi gözünü dikip baktı.Ả vốn là người lầm lì và rất ưa gây gổ khi thấy có gì không vừa mắt.
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Mỗi người thực hiện việc mà người kia hiện không làm.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Lão luôn trăn trở, suy nghĩ về tương lai của đứa con.
Sanki Tutankamon aceleyle gömülmüştür.Xác ướp của ông được làm và chôn cất một cách vội vã.
Masum ve melankolik bir görünüşü vardır, yaptığının farkında değildir sanki.Một kết thúc bất ngờ và không như mong đợi của người xem.
Sanki onunla aralarında bir soru-cevap yaşanmış gibi.まるで誰かに答えを誘導されたようだ。
Sanki her şey bizimle beraber hareket ediyor."しかし、彼の旅は私と、そして私たち全員と共に続きます」とコメントした。
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".途中で力を抜いたような感じだった」と話していた。
Sanki ruhu, kalbi ve sanatı başka bir seviyeye taşıyor," dedi.心も体も技も別人になった」と評価した。
Hep bir şeyler eksik sanki!"何か、いつも〈外れてる〉という感じがありました」。
Giysilerini kokladı ve şöyle dedi: "İşte oğlumun kokusu, sanki Rabbin kutsadığı kırların kokusu.天皇之を聞き、悽然として告(の)りて曰く、一の我が子有り、啓(もう)す所誠に以て然りと為す、と。
Sanki aramızda yıllardır süren bir kan davası varmış gibi.血のにじむような苦労が続く駈け出し時代の数年。
Alexander “Eğlendirmeyi her daim sevdim ve bu bir şekilde sanki benim ilahi görevim” demiştir.アリャクサンドル・ルィバークは「私は常に人を楽しませることが好きで、つまり、それが私の天職だ」と話している。
Yürüyüşte O'ndan daha hızlısı yoktu öyle ki sanki yer kendisine dürülmekteydi.また移行後のものよりも純白ではなかった。
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.それを人に例えるならば聖人のようである。
Ki bana tuhaf göründü, sanki beyaz seksi zenci seksinden daha temizdi." diye yazar.そのことは、白人の性は黒人の性よりも清いような感じがして、私にとっては奇妙であった。
Oraya giderken sanki tüm kırgınlığınızı da birlikte götürüyorsunuz." demiştir.これくらいのことで挫けていては、君の全てが台無しになってしまう」と励ます優しさもあったという。