Ana içeriğe geç
Sözlük

sanki ile cümle

sanki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu vadinin altı bu oyuklar ve mağaralarla sanki örülmüş gibidir.Na grzbiecie tym i w dolinach potoków rozłożone są przysiółki Obidzy.
Pompey, sanki karısı tarafından büyülenmiş gibiydi.Paweł był tak samo szczęśliwy jak jego małżonka.
Kendimi sanki koca bir et yığınının içine hapsolunmuş gibi hissediyordum.Zwierzę to charakteryzowało się jak na wieloguzkowca bardzo dużą masą ciała.
Bunlar sanki ortama bir güvenlik, bir sakinlik sağlar.Emanuje w nich atmosfera spokoju, wyciszenia.
Umudum, Yahudilere sanki bizler Yahudiliğin bir parçasıymış gibi kardeşçe davranılmasıdır.Wiemy, że pomagacie umęczonym Żydom jak możecie.
Mişima artık bir insan değil sanki.Nie jestem już człowiekiem.
Dünya sanki yeni baştan yaratılır.Nadwozie zostało zbudowane od nowa.
(Sento avvampar nell'anima - "Çok kızgın bir kıskançlık hissediyorum ve bu ruhumu sanki ateşe vermekte").("A mój pocałunek roztopi ciszę, która czyni cię moją!")
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Każdy powinien myśleć samodzielnie.
Sanki askıya alınmış gibi hissediyorsunuz.Uważany jest za kujona.
Sanki hiç kullanılmamış gibi, ihtiyaç duyulandan çok daha büyük gibi gözüküyor her şey.Wyszło przy tym na jaw, że nie wszystkie odcinki umocnień są tak potężne, jak powszechnie sądzono.
Onun babasını ve eski kocasını öldürttüğüm sanki buna bir engel mi olacaktır?Czy zabiłby swojego ojca, gdyby otrzymał taki rozkaz?
Bunlar çağrıldı, soruldu: “Üzerimize sanki manda çökmüş sandık“ dediler.Och som de själva säger: "De kör sin egen stil som är förbannat bra medan vi kör våran stil!".
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".Det är något som de har försökt få mig att framstå som under en längre tid".
Sanki düğün evine döndü.Du kom till mitt bröllop.
Kadınlarla sosyal ilişkiler bile kurmadan sanki bir keşiş veya papaz gibi bir hayat yaşadı.Tack vare detta fungerade kvinnligt klosterliv, med en abbedissa som mor, lika väl som ett manligt.
Ne yazık ki, Kemikler Şehri sanki bir bodrum katı gibi.Krukbasen låter som en liten bastuba.
"İçinde şamdanların göründüğü harabe sanki deneysel bir tiyatro sahnesini canlandırıyordu".Det ser för övrigt ut, som om hvarje stadsdel snart skulle ha sin egen biografteater..."
Sanki Tom uyuyor.Det ser ut som Tom sover.
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Кожен із них знає, про що думає інший.
Sanki her şey bizimle beraber hareket ediyor."Усе пройшло так само, як з моїм сином».
Hep bir şeyler eksik sanki!"Хоча, инколи цього не вистачало."
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Саме ви визначаєте майбутнє своєї дитини.
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.По обличчю Майлза всі розуміють, що це правда.
Zincir sanki ideal zincirmiş gibi hareket eder.Ремінь не розмикається як ланцюг.
Burada, sanki kayışlarda yatay bir konumda asılıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.У ціх місцях соми наче «висять» на опущеному у воду листі дерев.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.Неймовірним чином загострюються всі його відчуття.
Sanki köy ikiye ayrılmış, tartışma büyüyor.Далі село розрослося і розділилося на два.
"Arda sanki brezilyalı!".Але безумовно я латинської крові!».
Bunlar sanki ortama bir güvenlik, bir sakinlik sağlar.Це надає рельєфу настрій неквапливості, спокійної послідовності.
Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.І я повинний їх навчити бути завжди в формі, працювати на повну віддачу.
Ne yazık ki, Kemikler Şehri sanki bir bodrum katı gibi.Вже тоді місто згадується як центр волості.
Sanki her şey bizimle beraber hareket ediyor.""S každým transportem to šlo stejně jako s mým.
Hep bir şeyler eksik sanki!"Vždycky je tu část nejistoty."
Pompey, sanki karısı tarafından büyülenmiş gibiydi.Pompeius záhy zcela propadl své krásné ženě.
Orası sanki geçilmez, kapalı bir bölge gibidir.Jedná se o suchou, bezlesou krajinu.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Se všemi si povídá o svém životě.
Sanki kellesini koltuğuna almıştı.Jeho křeslo zaujal Ja'akov Šamaj.
Sanki arkadaşlarının motivasyonu onun yokluğunda daha da yüksek olmuştu.Přes snahu svého ředitele se v této době příliš nerozšiřovala.
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.Și apoi, toată mass-media se poartă de parcă ar fi adevărat.
Sanki yaşıyorsun ama seni bir mezara koyuyorlar.Dar cum mori, Viață, Și cum șezi în mormânt ?
Giysilerini kokladı ve şöyle dedi: "İşte oğlumun kokusu, sanki Rabbin kutsadığı kırların kokusu.Sufitul spune: "Privește în inima ta, pentru că Împărăția Domnului este cu tine.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.În general, consoana își păstrează toate trăsăturile.
Yüzü sanki ölümün ta kendisiydi."Caracatița este Moartea!”.
Diğer vel-i zat bu teklifi beklemektedir sanki; "Ne duruyorsun kon, ya!" der.Femeile din acest spectacol au putere specifică asupra lor, parcă ar spune: "Vino aici!
İçimde bir volkan patladı sanki.Un vulcan amenință să erupă.
Bana sanki bir yabancıymışım gibi davranıyor.El mă tratează ca și cum aș fi un străin.
Kasaba sanki büyük bir sırrı saklamak uğruna bütün haritalardan silinmiş gibidir.Mintha a falut letörölték volna az összes térképről, pontosan azért, hogy egy titkot megóvjanak.
Yüzü sanki ölümün ta kendisiydi."De ő mintha örömét lelte volna a halálában.”
Film sanki belirli bir zamanda geçmez.A film nem időrendben halad az eseménysoron.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Az ember mindent önmagához viszonyít.
Hep bir şeyler eksik sanki!"Valami csak megmarad belőle!"
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.A szövegek lemásolása, akárcsak azok hangos recitációja, szent cselekedetnek minősült.
Pompey, sanki karısı tarafından büyülenmiş gibiydi.Tupoljevet nagyon megviselte felesége halála.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Aggódik lánya sorsáért, boldogságáért.
Sanki askıya alınmış gibi hissediyorsunuz.Olyan az egész, mintha lemetszették volna.
Böylelikle parçacık sanki hiçbir etki altında değilmiş gibi doğrusal olarak gidecekti.A film olyan hatást kelt, mintha nem lenne benne vágás.
Bunlar sanki ortama bir güvenlik, bir sakinlik sağlar.Pánd címere egységében békét, nyugalmat sugároz.
Alexander “Eğlendirmeyi her daim sevdim ve bu bir şekilde sanki benim ilahi görevim” demiştir.Alexander on todennut: "Olen aina pitänyt viihdyttämisestä, ja jollain tavalla tämä on minun kutsumukseni".
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Sitten hän ennustaa poikiensa kohtalon.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod