Burada tüm yıl sanki Noel gibi.Здесь будто круглый год Рождество.
Sanki Tom uyuyor.Похоже, Том засыпает.
Sanki açılım olmuş da biz de iki ayda fırına verdik çıkardık gibi bir şey değil.Того, что было с нами, не хватило и на обратный путь из Алая: мы два дня голодали».
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.И этим словно предопределил судьбу сына.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Каждый говорит о себе.
Sanki her şey bizimle beraber hareket ediyor."Всё происходящее влияет на меня так же, как и на всех остальных».
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".Это то, как я хожу, как я веду себя в обычной жизни».
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Ясно было, что каждую из них своевременно осведомляли ο том, что говорила другая.
Sanki onunla aralarında bir soru-cevap yaşanmış gibi.Перед ними встал вопрос о том, какие отношения они должны отныне установить между собой.
Sanki eşyalar kendi kendine hareket etmektedir, gece vakti garip fısıltılar gelmektedir.Иногда они совершают перелёты ночью, издавая при этом характерные звуки.
Bu kırsal araziler sanki boşaltıldı.При этом седло казалось пустым.
I. Henry 1135'te ölünce İngiltere Krallığı sanki kapanin elinde kaldi.Со смертью короля Генриха I в 1135 году центральная власть в Англии существенно ослабла.
Hayâsızca bana hakaret etti, sanki iğrenç bir şeymişim gibi gözünü dikip baktı.А он как вытаращит глаза, начал что-то лопотать, видно, что смутился жутко.
Mişima artık bir insan değil sanki.Он… больше не человек.
Ne yazık ki, Kemikler Şehri sanki bir bodrum katı gibi.Городок оказался низенький, как грибная поляна.
Kendimi sanki koca bir et yığınının içine hapsolunmuş gibi hissediyordum.Потому что я был одним винтиком в огромной многотысячной людской махине.
Bazı sesler Sankiritçede de bulunur.Звучащие также в припеве.
Resimler sanki kâğıttan bir araya getirilmiş gibidir.Блокноты различаются между собой видом скрепления листов.
Sanki düğün evine döndü.Пришли, как будто к себе домой.
Bunlar sanki ortama bir güvenlik, bir sakinlik sağlar.Цель таких аквариумов — создание атмосферы умиротворения и спокойствия.
Sanki ruhu, kalbi ve sanatı başka bir seviyeye taşıyor," dedi.А именно, он обладает умом, логосом, божественным и смертным телом, подобно Вселенной».
Sanki Tutankamon aceleyle gömülmüştür.Похоронен в г. Тосно.
Oraya giderken sanki tüm kırgınlığınızı da birlikte götürüyorsunuz." demiştir.كنت تحمل الفرح معك أينما تذهب."
Sanki askıya alınmış gibi hissediyorsunuz.عِنْدَ نَاغِضِ كَتِفِهِ الْيُسْرَىَ جُمْعاً.
Onun nurunun sıfatı sanki içinde bir çerağ bulunan bir hücredir."رؤوسهن كأسنمة البخث" أي تلبس فوق شعرها حتى يبدو كأنه سنام بعير مرتفعا.
Kardeş olduklarını anlattığında ise nasıl olduğunu anlayamasa da sanki hep bunu bildiğini söyler.دون أن تعلم أن امان خلفها يستمع إلى حديثهما كالمعتاد..
Zincir sanki ideal zincirmiş gibi hareket eder.يشبه التطريز غرزة السلسلة.
Sanki kellesini koltuğuna almıştı.جلس على كرسيه وكأنه رجل ميت.
Dünya sanki yeni baştan yaratılır.مثل البداية المأخوذ من البداءة.
Jack sanki bir hayalet ya da canavar gibi betimlenmiştir.Jack era frequentemente retratado como um fantasma ou monstro.
Ses sanki mezardan geliyormuş etkisi uyandırır.Sua voz soa como se saísse de dentro de um túmulo.
Şişman Karl sanki "kucağına düşen" bu üçüncü krallığı gayet sevinçle kabul etti.".Charles aceitou de bom grado, sendo o terceiro reino a "cair em seu colo".
İşkembe yemeği Moncalieri'de sanki bir "inanç" haline gelmiştir.Ela descreveu o processo de composição em Nashville como uma "terapia".
"Arda sanki brezilyalı!".«O Jeitinho Brasileiro».
Bu laflar Herman'ın hayal gücüne sanki bir kıvılcım tesiri yapar.Os dois tipos mais comuns são a ilusão da grelha de Hermann e a ilusão da grelha cintilante.
Sanki Tutankamon aceleyle gömülmüştür.Jaguaré foi enterrado como indigente.
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Infelizmente, um não sabe o que o outro escolheu fazer.
Hasretin Sanki Ölüm 05.O homem que tentou enganar a Morte 15.
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Je kunt dus zien wat de andere op het moment aan het intypen is.
Ses sanki mezardan geliyormuş etkisi uyandırır.Mijn God, het lijkt alsof ik net uit het graf stap.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Hij maakte zich ook zorgen om het lot van zijn zoon.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Ieder spreekt voor zichzelf.
Yürüyüşte O'ndan daha hızlısı yoktu öyle ki sanki yer kendisine dürülmekteydi.Hij ging ook verder dan wat in zijn tijd als lesinhoud werd voorgehouden.
Sanki onunla aralarında bir soru-cevap yaşanmış gibi.Er staat als het ware een dode tussen hen in.
Sanki ruhu, kalbi ve sanatı başka bir seviyeye taşıyor," dedi.In de opstanding worden geest, ziel en lichaam weer één.
Dünya sanki yeni baştan yaratılır.De stijl is ontstaan uit het Nieuwe Bouwen.
Sanki askıya alınmış gibi hissediyorsunuz.Het wordt als verstikkend ervaren.
Zincir sanki ideal zincirmiş gibi hareket eder.Deze ketting loopt in de vorm van een kettinglijn.
Yüzü sanki ölümün ta kendisiydi."Hij tartte het leven zelf.”
Orası sanki geçilmez, kapalı bir bölge gibidir.Het is een ruig en zeer ontoegankelijk gebied.
Karakterler daha sonra bir klavye gibi sanki metin olarak girilir.Vervolgens zet je je hand als een soort klauw rondom de fiches.
Sanki kader, en uygun zamanda bu adamı bize göndermişti.Ten tweeden male trof hem op het moment suprême echter het noodlot.
Sette diğer oyuncuların arasında yeni olmasına rağmen sanki en başından beri oradaymış gibi.De laatste partij bestond uit de drie spelers die samen aan de leiding stonden toen ze begonnen.
Kardeş olduklarını anlattığında ise nasıl olduğunu anlayamasa da sanki hep bunu bildiğini söyler.Niet hoe het is gebeurd, maar hoe hij het altijd vertelde.
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşur.Hij spreekt alsof hij alles weet.
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşur.Hij praat alsof hij alles weet.
Ne zaman şerefinize uydunuz sanki").Skąd ma nad wami władzę, jeśli nie od was?”
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Każdy z nich stara się dowiedzieć, jakiego podarunku oczekuje ten drugi.
İçimde bir volkan patladı sanki.Znajduje się na niej wygasły wulkan.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Cieszy się ze szczęścia syna.