Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Sam se pose des questions sur l'avenir de son fils.
Zincir sanki ideal zincirmiş gibi hareket eder.La chaîne se positionne comme une chaîne généraliste.
Mişima artık bir insan değil sanki.Mais ce n'est plus une simple humaine.
Pompey, sanki karısı tarafından büyülenmiş gibiydi.On suppose que Pompée était amoureux de son épouse.
Bu kırsal araziler sanki boşaltıldı.Les terres concernées sont considérées comme vides.
İçimde bir volkan patladı sanki.Il s'agit d'un volcan éteint.
Ne yazık ki, Kemikler Şehri sanki bir bodrum katı gibi.Les voûtes étaient carrelées comme dans une station de métro.
Şehri sanki kan bulamıştı.Le sang comme aliment.
Fotonlar sanki birer parçacıklarmış gibi davranıyordu.Ils la manient comme s'il s'agissait d'un couperet.
Diğer vel-i zat bu teklifi beklemektedir sanki; "Ne duruyorsun kon, ya!" der.Дивний голос мя кудись Кличе — тут-то, ген-то: «Встань, прокинься, пробудись!
Kaba yapılı vücudunun sanki yarısı eksikmiş gibi görünmektedir.Le relèvement de la partie écroulée lui parait une demi-mesure inacceptable.
Ona bu kadarcık da iş düşmüş bulunmasaydı, Zorlu sanki asılmış değil, intihar etmiş olacaktı.Voyant ce qu'elle avait fait, désespérée, Déjanire se pend.
Sanki her şeyi biliyorsun.Parece que lo sabes todo.
"Mutlu olmanız çok iyi" derken sanki ona çok uzaklardan teleskopla bakıyormuş gibiydi.Cuando dijo "me alegro de que seáis felices" era como si la mirara desde la lejanía con un telescopio.
İçimde bir his var, sanki bir şeyler yolunda gitmiyormuş gibi.Noto como si algo no fuera bien.
Zincir sanki ideal zincirmiş gibi hareket eder.La cadena se comporta como si fuera una cadena ideal.
Alexander “Eğlendirmeyi her daim sevdim ve bu bir şekilde sanki benim ilahi görevim” demiştir.Alexander ha declarado: "Siempre me gustó divertir a la gente y de alguna manera ésta es mi vocación".
Ne zaman şerefinize uydunuz sanki").¿Es eso lo que hace falta para que basura como vosotros se entretenga?".
Sanki bir çanta dolusu parayla orada oturuyordum ve kimse gelip de almaya tenezzül etmemişti.Sentí como si tuviera bolsas con dinero y nadie las tomara.
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.Y entonces, todos los medios lo publican como si fuera la verdad.
Kardeş olduklarını anlattığında ise nasıl olduğunu anlayamasa da sanki hep bunu bildiğini söyler.En ese momento solo se preguntan el cómo sabe que son hermanos ya que nunca lo han dicho.
Hep bir şeyler eksik sanki!"«Algo siempre permanece».
"Arda sanki brezilyalı!".Un brasileño, por supuesto».
Oyuncu sanki A kolonu H kolonunun yanındaymış gibi hamle yapabilir.Así, un jugador las podría utilizar como si la columna A estuviera al lado de la columna H (y viceversa).
Sanki her şey bizimle beraber hareket ediyor."Era como si estuviéramos destinados a estar juntos ".
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Ambos sabemos lo que el otro va a hacer.
Sanki Bir Roman Kahramanı: “ Doğan Hızlan Kitabı ”.«Por eso estamos como estamos, un libro nacido de la ociosidad».
Oraya giderken sanki tüm kırgınlığınızı da birlikte götürüyorsunuz." demiştir.Aquí es donde perteneces, junto con todos los otros fracasos en el universo."
Bu arada Guinone de ortaya çıkar ve sahte Diana'ya sanki bilmezmiş gibi ne yaptığını sorar.Mientras tanto Giunone se revela y pregunta a la falsa diosa aproximándose.
Anlattığı öyküler hangi dönemde geçmiş olursa olsun, sanki birkaç saat önce yaşanmış gibi anlatmaktadır.Si bien parecen surgir de la nada, éstos conversan como si hubieran estado allí por cierto tiempo.
Sanki düğün evine döndü.Se siente como volver a casa.
Sanki kellesini koltuğuna almıştı.IU conservó su escaño.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Está al corriente de la obsesión de su hija.
Sanki birisi sahneye bakıyormuş gibi bir uzaklık hissi görülür.Una gran figura de una deidad mira la escena.
Ellerde soğukluk ve sanki eriyip gidiyormuş gibi bir duygu var.En las manos se pueden sentir hormigueos y quizás frío.
O, sanki bir uzmanmış gibi konuşuyor.Parla come se fosse un esperto.
Sanki birisi sahneye bakıyormuş gibi bir uzaklık hissi görülür.C'è un senso di distanza, come qualcuno che guarda la scena.
Ne zaman şerefinize uydunuz sanki").Quando lui sarà qui, vi dirà come guarire la vostra infermità."
Sanki ruhu, kalbi ve sanatı başka bir seviyeye taşıyor," dedi.E che l'ha anche portata ad un altro livello di anima e del cuore e arte".
Mişima artık bir insan değil sanki.E adesso non sono più solo amici.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Riesce a capire le intenzioni del figlio.
Sanki hiç kullanılmamış gibi, ihtiyaç duyulandan çok daha büyük gibi gözüküyor her şey.L'Umanità ha bisogno di me, ora più che mai.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.A Sona ognuno fa per sé.
Hep bir şeyler eksik sanki!"Ci manca ancora qualcosa..."
Konsey başkanı herkesi sankinleştirmek için her şeyin yolunda olduğunu söyler.Il responsabile del caos riesce per fortuna a sistemare tutte le cose.
Kendimi sanki koca bir et yığınının içine hapsolunmuş gibi hissediyordum.Erano accatastati alla rinfusa in un unico immenso mucchio.
Ölümü ordudan gizlendi ve sanki yatağında emirler verdi.Il suo esercito fu messo in rotta e lui stesso trovò la morte nella battaglia.
Yüzü sanki ölümün ta kendisiydi."Ma io sono convinto che quel volto c'era."
Bu "sahte" bilgiç Trissotin sanki bu üç kadını tamamiyle tesiri altına almıştır.Il femore, massiccio, presentava una diafisi appiattita con tre trocanteri prominenti.
Sanki askıya alınmış gibi hissediyorsunuz.È considerato uno stopper.
I. Henry 1135'te ölünce İngiltere Krallığı sanki kapanin elinde kaldi.Quando nel 1135 re Enrico I d'Inghilterra morì i rapporti con gli inglesi si ruppero.
Pompey, sanki karısı tarafından büyülenmiş gibiydi.Giacomo era contento con sua moglie.
Ben sanki anlıyorum.Я вроде как понимаю.
Jody sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyor.Джоди выглядит так, как если бы она увидела привидение.
Sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyordu.У нее был такой вид, как будто она увидела привидение.
Olaya yaklaşımın sanki biraz modası geçmiş gibi.Твоя точка зрения несколько старомодна.
Sanki bana vuracakmış gibi elini kaldırdı.Она замахнулась на меня кулаком как будто хотела ударить.
O sanki hastaymış gibi görünüyordu.Он выглядит так, будто болел.
Sanki dünmüş gibi geliyor.Кажется, будто это было вчера.
Sanki duvara konuşuyorum.Я будто со стеной разговариваю.