Ve ben 32 yaşındayım, ve bunu çok önce çözmüş olmam gerekiyordu sanki..And I'm 32 and it, it feels like I should have that...figured out.
Ve anlamışlar ki bu sanki tam bir rastlantıdan ibaret.And they found that it was almost exact coincidence.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.At 14 minutes, I had these awful contractions, like this urge to breathe.
Sanki, tüm kıta deniz seviyesinin altına sarkmış da buzun tüm ağırlığı suyun altında.The weight of the ice is such that the entire continent sags below sea level, beneath its weight.
Sanki şöyle diyorlar:It's as if they're saying,
Tabii tabii, sanki Todd harbiden de sevgilisiymiş gibi.Right, like it's really his boyfriend Todd.
Ama göreceğiniz gibi bu sanki dikkat hatası yapmamayı öğreten bir egzersiz.But as you'll see, this is almost an exercise in not making careless mistakes.
Ben de "Tebrik ederim." dedim. Sanki çok umrumda.Like I care, right?
Ve sanki bu yanlış yerleştirilmiş.People who are good at this might come up with 200.
Zamanın birinde,Tanrı buraya kaya yağdırmış sanki ve toprak kömür gibi-değersizIt seems as though at some time God had showered stones and the earth is like slag - worthless
Üzerinde yürüdüğü zemin sanki daha dün katılaşmış gibiydiThe very ground on which he was walking seemed solidified only yesterday
Sanki deniz,en hırçın anlarından birinde taşlaşıvermiş gibiydiIt looks like the sea petrified in its most boisterous moments
Biraz Photoshoplanmış gibi sanki.Maybe a little Photoshopped.
Çok güzel oyuncak bebeklere benziyorlardı, sanki bir magazin dergisinden fırlayıp gelmişlerdi.They looked like beautiful dolls, like they'd just stepped out of a magazine.
Hayatımı bir daha yaşıyorum sanki boğuluyormuş gibi.I live my life over, as though I were drowning.
Sanki <i>sen</i> sahip olduğun bütün parayı kendin kazanmışsın gibi!Did you yourself earn all of that money?
Sanki birileri her hapşırdığında bir geçit düzenleniyor.New Orleans has a parade.
O gerçekten mutlu! sanki hayatını idol olarak kazanmıyormuşsun gibi.- Yes. He is indeed happy! As if you're not an idol earning a living.
Sanki daha fazla şeylerde varmış gibi hissettiriyor.It feels like it's something more, too.
Ünlüler, Aile üyelerinin vardı sanki.This very same network used BCCI to fund the Afghani rebels.
Şüpheli değil, sanki bir, biraz sıra dışı. -Tamam.In the Great Hall of the Justice League, there are assembled the world's four greatest heroes.
Sanki dışarıya ilk defa çıkmış gibi görünüyor.It seems like it's his first time out.
Arkamda bir şeyin varlığını hissettim, bana bakıyordu sanki.I felt the presence behind me, like having staring down at me and it seemed very strange
Sanki gidecek bir yeri var.Like she has anywhere to go.
Açıkta kaldı sanki.I just left it kind of open.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.I put on righteousness, and it clothed me. My justice was as a robe and a diadem.
Her Şeye Gücü Yeten, kralları dağıtırken, Sanki Salmon Dağına kar yağıyordu.When the Almighty scattered kings in her, it snowed on Zalmon.
Çölde kayaları yarmış, Sanki dipsiz kaynaklardan Onlara kana kana su içirmişti.He split rocks in the wilderness, and gave them drink abundantly as out of the depths.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.I have rejoiced in the way of your testimonies, as much as in all riches.
Vay bana, Meşekte garip kaldım sanki, Kedar çadırları arasında oturdum.Woe is me, that I live in Meshech, that I dwell among the tents of Kedar!
Ne güzel kokuyor sürdüğün esans, Dökülmüş esans sanki adın, Kızlar bu yüzden seviyor seni.Your oils have a pleasing fragrance. Your name is oil poured forth, therefore the virgins love you.
Sanki bir çift geyik yavrusu memelerin Zambaklar arasında otlayan İkiz ceylan yavrusu.Your two breasts are like two fawns that are twins of a roe, which feed among the lilies.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.His eyes are like doves beside the water brooks, washed with milk, mounted like jewels.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.Your temples are like a piece of a pomegranate behind your veil.
Sanki bir çift geyik yavrusu memelerin, İkiz ceylan yavrusu.Your two breasts are like two fawns, that are twins of a roe.
Sanki sen, onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar.They ask you about it as if you were in the know.
Sanki orada hiç şenlik kurmamışlardı!As though they had not dwelt there at all.
İnsanları sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp deviriyordu.Which snatched away men as though they were palm trees pulled out by the roots.
Sanki onlar yakut ve mercandırlar.As though rubies and pearls.
(Saçtığı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır.So like golden camels."
Sanki sen, ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar.They ask you about it as if you were in the know.
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi.As though they had never lived there at all.
Sanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz).Like sheltered eggs in a nest.
Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.
İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp-kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.Which snatched away men as though they were palm trees pulled out by the roots.
Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.As though rubies and pearls.
Sanki saklı inciler gibi;Like pearls within their shells,
(Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler.Yet they are like the wooden panelling of a wall.
Kabirlerinden koşarcasına çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili birşeye yönelmiş gibidirler.The day when they will come out of their graves in all haste as though rushing to their altars,
Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;As though they were frightened asses
Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.It will throw out sparks as logs of wood
Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.So like golden camels."
Sanki orada hiç yaşamamışlardı.As though they had never lived there at all.
Hemen, değnekleri ve ipleri, sihirleri yüzünden, Musa'ya sanki yürüyorlarmış gibi geldi.You cast it first" Then it seemed to Moses that by their magic their cords and rods were flying;
O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.It will throw out sparks as logs of wood
Sanki yurtlarında hiç yaşamamışlar, hiç oturmamışlardı.As though they had not dwelt there at all. Beware!
Sanki haznelerde saklanmış inciler.Like pearls within their shells,
Sanki kuş tüyleriyle örtülmüş yumurtalar.Like sheltered eggs in a nest.
Ve öylesine genç hizmetçiler, etraflarında dönerdurur ki sanki onlar, haznelerde saklanmış inciler.And young attendants like pearls within their shells, will go round.
Gözleri yerde, kabirlerden çıkarlar, sanki onlar, dağılmış çekirgelerdir.They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.