Ana içeriğe geç
Sözlük

sandalyesi ile cümle

sandalyesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Hırvat yetkililer BM Güvenlik Konseyi sandalyesi için kulis yaptılarCroatian officials lobby for UN Security Council seat
Kıbrıs Rum Kesimi'nin Strazburg'da bir önceki seçimlerle aynı, altı sandalyesi bulunuyor.Cyprus has six seats to fill in Strasbourg, the same as in the previous election.
AKP’nin mecliste 369 sandalyesi bulunuyor.The AKP has 369 seats in parliament.
BDP'nin şu anda mecliste grup kurmak için yeterli sandalyesi bulunmuyor.The BDP currently does not have enough seats to form a group in parliament.
Seçimlerden önce, VMRO-DPMNE'nin 120 sandalyelik parlamentoda 63 sandalyesi bulunuyordu.Going into the election, the VMRO-DPMNE had 63 seats in the 120-seat parliament.
Şimdiyse 56 sandalyesi olacak.It will now have 56.
PSD'nin ise 150 sandalyesi bulunuyor.The PSD, by contrast, has 150.
Partinin meclisteki dokuz sandalyesinin yedisi kadınlara verildi.Out its nine seats in Parliament, seven went to women.
Miloseviç'in Sosyalistlerinin 22, SRS'ninse 82 sandalyesi var.The SRS holds 82 seats, while Milosevic's Socialists have 22.
Mart 2009’daki seçimlerde 54.545 oy alan SNP’nin parlamentoda 16 sandalyesi bulunuyor.The SNP captured 54,545 votes in the March 2009 election and holds 16 seats in parliament.
Glenn Gould'un kayıtlarında kullandığı sandalyesiA replica of Glenn Gould's chair
1997 İngiltere genel seçimlerinde Hodge, artan çoğunluk ile sandalyesini korudu.At the 1997 UK general election, Hodge retained the seat with an increased majority.
Aralık 1891'in son günlerinde Kronecker öldü ve bu nedenle Berlin'deki sandalyesi boşaldı.In the last days of December 1891 Kronecker died and, therefore, his chair in Berlin became vacant.
1996'da yeniden seçildi, ancak 1999 seçimlerinde sandalyesini kaybetti.He was re-elected in 1996, but lost his seat in the 1999 elections.
1951'de yeniden seçildi, ancak 1955 seçimlerinde sandalyesini kaybetti.He was re-elected in 1951, but lost his seat in the 1955 elections.
Bir Roma sandalyesi kullanılarak gerçekleştirilen ters mekikHyperextensions being performed using a Roman chair for support
İngiltere'de geçersiz taşıtın öncüsü Bath sandalyesiydi.In England the fore-runner of the invalid carriage was the bath chair.
1997'de Stanford ona Rosina Pierotti Sandalyesini teklif etti.In 1997, Stanford offered him the Rosina Pierotti Chair.
Ukraynalı ulusal azınlığın Novi Sad'da sandalyesi olan kendi Ulusal Konseyi var.Ukrainian national minority has its own National Council with seat in Novi Sad.
Ancak, Devlet Duması'nda 8 seçim bölgesi sandalyesi kazandı. [2]However, it won eight constituency seats in the State Duma.[3]
Sosyal Demokrasi Hareketi beş sandalyesini korudu.The Movement for Social Democracy held on to their five seats.
Öğretmen sandalyesinde oturuyordu.L'enseignant était assis sur la chaise.
Locke inmek için tekerlekli sandalyesini bekler.Locke tourne la roue.
Senatonun 40 sandalyesi bulunmaktadır.Le Sénat comporte 47 sièges.
Dedemin tekerlekli sandalyesini gördün mü?¿Viste la silla de ruedas del abuelo?
Odanın sadece bir yatağı, bir masası ve bir sandalyesi vardı.La habitación solo tenía una cama, una mesa y una silla.
Artık bu katliamı durdurmak için tekerlekli sandalyesinde elinden geleni yapacaktır.Ahora, debe desaparecer para acabar con la cadena de odio.
Senatonun 40 sandalyesi bulunmaktadır.El Senado cuenta con 40 senadores estatales.
Annesi Ali'yi mama sandalyesine oturtup yemeğini yedirdi.Мать посадила Али на детский стульчик для кормления и покормила его.
Senatonun 40 sandalyesi bulunmaktadır.В сенате 47 мест.
Sandalyesine yerleştiği anda bakışının ne olduğunu gösteren sert bir yaklaşım yaptı. "Когда ты видишь их на сцене, такое чувство, что они пришли посмотреть на тебя».
İki sandalye resmini tamamladı: Van Gogh'un Sandalyesi ve Gauguin'in Sandalyesi.Ele completou dois pinturas de cadeiras: Cadeira de Van Gogh e Cadeira de Gauguin.
Artık bu katliamı durdurmak için tekerlekli sandalyesinde elinden geleni yapacaktır.Op die manier kon ze al spelenderwijs gewend raken aan haar rolstoel.
Senatonun 40 sandalyesi bulunmaktadır.Senat liczy 70 członków.
Jerry plaj sandalyesine oturmuş rahalıtlıyordur.Lecz Frank tylko goni Jerry'ego po całej plaży.
Sandalye odası, Antarktika'daki eski Kadim Karakolu gibi, Atlantis'de de bir kontrol sandalyesi bulunmaktadır.Кімната Крісла - як і аванпост Древніх в Антарктиді, Атлантида також має крісло.
175–176 National Gallery'de Van Gogh'un Sandalyesi175-176 Národní shromáždění.
Jerry plaj sandalyesine oturmuş rahalıtlıyordur.Jerry umírá téměř pokojně na lavičce.
Sandalyesinde dönüp yere düştüğü yer, birçok insanın favori sahnesi olmuştur.Barátaival sokszor mentek hegyet mászni, ez volt a kedvenc sportjuk.
Locke inmek için tekerlekli sandalyesini bekler.Paljastuu, että Locke on pyörätuolissa.
İki sandalye resmini tamamladı: Van Gogh'un Sandalyesi ve Gauguin'in Sandalyesi.Ia berhasil menyelesaikan dua lukisan kursi: Kursi Van Gogh dan Kursi Gauguin.
Locke inmek için tekerlekli sandalyesini bekler.בדרך אליו הנרי רואה כיסא גלגלים.
"Bu kimin sandalyesi?" "Benim.""- Čia kieno kėdė?", "- Mano".
Senatonun 40 sandalyesi bulunmaktadır.Senati valimise ringkondi on 40.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.A férfi felugrott a székéből, és járkált fel-alá a szobában a fékezhetetlen izgatottság.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.agitation。 その後、絶望のジェスチャーに、彼は彼の顔からマスクを破り、それを投げつけた
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.De man sprong uit zijn stoel en liep heen en weer de kamer in oncontroleerbare agitatie.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.Der Mann sprang von seinem Stuhl auf und ging hin und her den Raum in unkontrollierbare Agitation.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.El hombre saltó de su silla y empezó a pasear arriba y abajo de la habitación en la incontrolable agitación.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.그 사람은 통제할 수있는 공간을 자신의 의자에서 달려들 최대 진행 아래로 교반.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.L'homme bondit de sa chaise et arpentait la pièce en incontrôlables l'agitation.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.L'uomo balzò dalla sua sedia e camminare su e giù per la stanza in incontrollabile agitazione.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.Manden sprang fra sin stol og gik op og ned ad gulvet i ukontrollable agitation.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.Mannen sprang från stolen och gick fram och tillbaka i rummet i okontrollerbara agitation.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.Mężczyzna zerwał się z krzesła i chodził po pokoju w niekontrolowany pobudzenie.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.Mies hypähti tuoliltaan ja vauhdikas ylös ja alas huoneeseen hallitsematon levottomuus.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.Moški je skočila s stola in tempu gor in dol po prostoru v neobvladljive vznemirjenost.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.Muž vyskočil ze své židle a začal přecházet sem a tam po místnosti v nekontrolovatelné agitace.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.Muž vyskočil zo svojej stoličky a začal prechádzať sem a tam po miestnosti v nekontrolovateľné agitácia.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.Người đàn ông mọc từ ghế của mình và nhịp độ lên và xuống phòng trong không kiểm soát được kích động.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod