Bu Kenji'nin sandalyesi.This is Kenji's chair.
"Bu kimin sandalyesi?" "Benim.""Whose chair is this?" "It is mine."
Adam Tom'un sandalyesinin yanında durdu.He stopped by Tom's chair.
O beni karşılamak için sandalyesinden kalktı.He rose from his chair to welcome me.
Haberleri duymasıyla sandalyesinden zıpladı.Hearing the news, he jumped out of his chair.
Kalemini bıraktı ve sandalyesine yaslandı.He laid down his pen and leaned back in his chair.
Kadın, sandalyesinden kalktı ve sonra kapıya baktı.The wife stood up from her chair. She then looked at the door.
Tom neredeyse sandalyesinden düşecekti.Tom nearly fell off his chair.
Dedemin tekerlekli sandalyesini gördün mü?Did you see grandpa's wheelchair?
O, hiç kimsenin sandalyesinde oturmasına izin vermeyecek.He won't let anybody sit in his armchair.
Oraya oturma. O Tom'un sandalyesi.Don't sit there. That's Tom's chair.
Tom onun sandalyesinde uykuda.Tom is asleep in his chair.
O, sandalyesinden ayağa kalktı.He stood up from his chair.
Tom sandalyesinden düştü.Tom fell off his chair.
Odanın sadece bir yatağı, bir masası ve bir sandalyesi vardı.The room had only a bed, a table and a chair.
O, sandalyesinden atladı.She leaped from her chair.
Tom çatalını yere koydu ve sandalyesini geri itti.Tom put down his fork and pushed his chair back.
Tom Mary'yi kaldırdı ve sandalyesine koydu.Tom picked Mary up and put her in her highchair.
Tom sandalyesinden kalktı.Tom got up from his chair.
Bu Tom'un sandalyesiydi.This was Tom's chair.
Tom sandalyesinden ayağa fırladı.Tom jumped up from his chair.
Tom Mary'yi beklerken sandalyesinde sabırla oturdu.Tom sat patiently in his chair, waiting for Mary.
Tom sandalyesine çöktü.Tom slumped back in his chair.
Tom sandalyesini geriye itti ve ayağa kalktı.Tom pushed his chair back and stood up.
Tom Mary'ye tekerlekli sandalyesine binmesi için yardım etti.Tom helped Mary get into her wheelchair.
Tom, Mary'nin sandalyesine bir yumurta koymanın eğlenceli olacağını düşündü.Tom thought it would be funny to put an egg on Mary's chair.
Tom'un sandalyesinde oturuyorsun.You're sitting in Tom's chair.
Tom sandalyesine geri gitti ve oturdu.Tom went back to his chair and sat down.
Tom sandalyesinde öne doğru eğildi.Tom leaned forward in his chair.
Tom sandalyesinden kalktı, kapıya doğru yürüdü ve onu açtı.Tom got up from his chair, walked to the door and opened it.
Tom sandalyesini geri itti ve kalktı.Tom pushed back his chair and got up.
Tom sandalyesinde biraz kıvrıldı.Tom squirmed in his chair a little bit.
Tom bir roman okurken sallanan sandalyesinde oturdu.Tom sat in his rocking chair, reading a novel.
Tom sandalyesinde yığıldı.Tom slumped in his chair.
Tom sandalyesinde rahat oturamadı.Tom fidgeted in his chair.
Tom sandalyesinde ileri geri sallandı.Tom rocked back and forth in his chair.
Tom sandalyesinde arkasına yaslandı ve Mary'ye baktı.Tom leaned back in his chair and stared at Mary.
Tom döner sandalyesinde arkasına yaslandı.Tom leaned back in his swivel chair.
Bu Tom'un sandalyesi.This is Tom's chair.
Tom sandalyesinden kalktıktan sonra konuşmaya başladı.Tom, having risen from his chair, began to speak.
Tom yavaşça sandalyesinden kalktı.Tom slowly rose from his chair.
Tom sallanan sandalyesine oturdu.Tom sat in his rocking chair.
Tom sandalyesinden zıpladı.Tom jumped out of his chair.
Tom sandalyesinden sıçradı.Tom jumped out of his chair.
Tom, Mary'nin tekerlekli sandalyesinin yanındaki sandalyeye oturdu.Tom sat down on a chair next to Mary's wheelchair.
Tom'un sandalyesinde oturuyorsun, değil mi?You're sitting in Tom's chair, aren't you?
Onun sandalyesinin yanında durdu.He stopped by her chair.
Tom'un tekerlekli sandalyesine dokunmayın.Don't touch Tom's wheelchair.
Tom'un tekerlekli sandalyesine dokunma.Don't touch Tom's wheelchair.
İki sandalye resmini tamamladı: Van Gogh'un Sandalyesi ve Gauguin'in Sandalyesi.He completed two chair paintings: Van Gogh's Chair and Gauguin's Chair.
Anna Boch'a satılmıştır, 1890 Van Gogh'un Sandalyesi, 1888.Sold to Anna Boch, 1890 Van Gogh's Chair, 1888.
Senatonun 40 sandalyesi bulunmaktadır.There are 40 seats in the State Senate.
Locke inmek için tekerlekli sandalyesini bekler.Patrick then gets into the wheelchair.
Bu benim Eames sandalyesinin yapımı hakkında yaptığım kısa bir film.And this is a little film I made about the making of the Eames lounge chair.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.The man sprang from his chair and paced up and down the room in uncontrollable agitation.
Özür dilerim,ilk tura sandalyesi ,ilk tura noktası atışlardan birinde kullanıldı.Or sorry, the first heads chair, the first heads spot was used up by one of the flips.
Diyasporanın 12, ulusal azınlıkların is sekiz sandalyesi bulunuyor.The diaspora have 12 seats, and national minorities eight.
AKP'nin şu anda mecliste 352 sandalyesi bulunuyor.AKP currently holds 352 seats.
Siyasi, parlamentodaki sandalyesini geri almayı planladığını da belirtti.He noted that he is also planning to regain his seat in parliament.
Goykoviç'in partisinin parlamentoda sandalyesi bulunmuyor.Her party has no seats in parliament.