Ana içeriğe geç
Sözlük

sandalyeleri ile cümle

sandalyeleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Ayakları kırık sandalyeleri at.Throw away the chairs whose legs are broken.
Onlar sizin sandalyeleriniz değil.Those are not your chairs.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Please put those chairs away.
Sandalyeleri olduğu gibi bırak.Leave the chairs as they are.
Sandalyeleri odadan dışarı taşıdı.He carried the chairs out of the room.
Babam kırık sandalyeleri onarıyor.My father fixes broken chairs.
Galeride sandalyelerimiz var.We have seats in the gallery.
Bu sandalyeleri seviyorum.I like these chairs.
Sanırım antika sandalyelerinden birini almaya ilgi duyabilirim.I think I might be interested in buying one of your antique chairs.
Mutfak sandalyeleri istiflenebilir değil.The kitchen chairs aren't stackable.
Sandalyeleri arka arkaya koydun.You arranged the chairs in a row.
Tom sandalyeleri yan odaya taşıdı.Tom carried the chairs to the next room.
Dersten sonra sandalyeleri masaların üstüne koymayı unutmayın.Remember to put the chairs onto the tables after the lesson.
Tom kamp sandalyelerini açtı.Tom unfolded the camp chairs.
Mary sandalyeleri yarım daire şeklinde yerleştirdi.Mary placed the chairs in a semicircle.
Öğretmen öğrencilerin sandalyelerini yarım daire şeklinde yerleştirmelerini istedi.The teacher asked the students to place their chairs in a semicircle.
Sami masaları ve sandalyeleri hazırladı.Sami set up the tables and chairs.
Tom sandalyeleri dizdi.Tom lined up the chairs.
Tom masa ve sandalyeleri boyadı.Tom painted the table and the chairs.
Lütfen plaj sandalyelerini arabaya koyun.Please put the beach chairs in the car.
Sonraki yıl 2006’da Hamas, Filistin yasama seçimlerinde sandalyelerin çoğunu kazandı.The following year (2006) Hamas won a majority of seats in the Palestinian legislative elections.
En son Corbin, Kalisto'ya sandalyelerin üzerine End of Days yaparak maçı kazandı.Corbin executed the End of Days on Kalisto onto a pile of chairs to win the match.
Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.The faithful come in their wheelchairs and crutches, and so on.
Diyelim ki, 3 sandalyem var. Sandalyeleri temsilen çizgiler çizeceğim.Let's say I have 3 chairs.
Tekerlekli sandalyeleri heryere taşıdık.We transport the wheelchairs everywhere.
Ben tekerlekli sandalyelerin kullanılmış arabalar gibi alınıp satılışını görüyorum.I see wheelchairs bought and sold like used cars.
Sonra o sandalyeleri yapardın.And you'd make these chairs.
İlk atışımız tura sandalyelerinden birini kullandı. -Well, the first flip that we used, used up one of the heads chairs.
Yalnız ofis sandalyeleri değil.But not office chairs.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.But the compromise, I felt, was in my favor because most people don't adjust their chairs.
Son kamuoyu yoklamalarına göre, beş ila altı partinin bu sandalyeleri kazanma şansı var.According to the latest polls, five to six political parties have a chance to take these seats.
Diğerleri de, binadan dumanlar çıkarken kağıt ve sandalyeleri pencerelerden fırlattılar.Others threw papers and chairs out of windows as smoke billowed from the building.
İki parti, SPS'nin sandalyeleriyle birlikte 127 sandalyelik bir çoğunluğa sahip olacak.Together, with the SPS seats, they would enjoy a 127-seat majority .
İmparatorluk Duması'ndaki milletvekili sandalyeleriSeats held in Imperial Dumas
Baas Partisi sandalyelerin %66,8'ini alarak zafer kazandı.The Ba'ath Party received 66.8% of the seats, registering victory.
Bu örnekte İşçi Partisi oyların yalnızca %36'sını alarak sandalyelerin çoğunluğunu aldı.In this example, Labour took a majority of the seats with only 36% of the vote.
En büyük iki parti oyların %69'unu ve sandalyelerin %88'ini aldı.The largest two parties took 69% of the vote and 88% of the seats.
2003 seçimlerinde SDSS, parlamentodaki tüm Sırp sandalyelerini kazandı.In the elections from 2003, the SDSS has won all Serbian seats in the parliament.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Bitte stell diese Stühle weg.
Bu üye sandalyeleri içinden 100 tanesi seçimle belirlenmektedir.Dix sept sièges sont ainsi en jeu lors de ces élections.
Oyuncular müzik çalarken sandalyelerin çevresinde müziğin ritmine uyarak yürürler.Cuando empiece a sonar la música, los jugadores deben girar alrededor de las sillas siguiendo el ritmo.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Gelieve deze stoelen weg te zetten.
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.Liczba krzeseł jest zawsze mniejsza o 1 od liczby graczy.
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.Tuoleja tulee olla koko ajan yksi vähemmän kuin leikkiin osallistuvia.
Son üç azınlık dini resmen tanınmış ve korunmuş ve İran parlamentosunda sandalyeleri bulunmaktadır.Οι τέσσερεις τελευταίες αναγνωρίζονται επίσημα ως μειονότητες και κατέχουν έδρες στο Κοινοβούλιο.
Bu üye sandalyeleri içinden 100 tanesi seçimle belirlenmektedir.Có 2.100 ghế trong hội đồng sẽ được chọn qua kỳ bầu cử này.
Sonraki yıl 2006’da Hamas, Filistin yasama seçimlerinde sandalyelerin çoğunu kazandı.Tháng 2 năm 2006, nằm ngoài dự đoán, Hamas đã giành chiến thắng trong cuộc bầu cử Hội đồng lập pháp Palestine.
Oyuncular müzik çalarken sandalyelerin çevresinde müziğin ritmine uyarak yürürler.音楽と共に参加者は椅子の周りを回る。
Konsey içinde, dini politik partiler güçlü bir kesimi oluşturur ve sandalyelerin büyük kısmını alırlar.在内,保守派宗教政党是一个強大的勢力,占席位的大多数。
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.괄호 안의 숫자는 각 선수단의 규모이다.
Son üç azınlık dini resmen tanınmış ve korunmuş ve İran parlamentosunda sandalyeleri bulunmaktadır.שלוש הדתות האחרונות שהוזכרו, מוכרות באופן רשמי ומוגנות, ואף שמורים להן מושבים בפרלמנט האיראני.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.Aber der Kompromiss, dachte ich mir, war mir recht, denn die meisten verstellen Ihre Stühle nicht.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.Czułem, że wypracowanie kompromisu było moim zadaniem, ponieważ większość ludzi nie reguluje swoich krzeseł.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.그러나 어느 정도 타협하는 것이 좋겠죠. 많은 사람들은 실제로 의자를 조정하지 않고
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.là ủng hộ tôi vì hầu hết mọi người không điều chỉnh chiếc ghế của họ.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.Maar ik vond dat het compromis in mijn voordeel was, want de meeste mensen verstellen hun stoel niet.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.Ma ho percepito che il compromesso mi era favorevole perché la maggioranza non regola le sedie.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.Αλλά ένιωσα ότι ο συμβιβασμός ήταν υπέρ εμού επειδή οι περισσότεροι δεν ρυθμίζουν τις καρέκλες τους.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.Но усещах, че компромисът е в моя полза, защото повечето хора не настройват столовете си.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.אבל הפשרה, כך אני מרגיש, הייתה לטובתי מכיוון שרוב האנשים לא מכוונים את הכסאות שלהם.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod