‹‹İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.››ויאמר בילדכן את העבריות וראיתן על האבנים אם בן הוא והמתן אתו ואם בת היא וחיה׃
‹‹İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.››وقال حينما تولّدان العبرانيات وتنظرانهنّ على الكراسي. ان كان ابنا فاقتلاه وان كانت بنتا فتحيا.
‹‹İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.››你 們 為 希 伯 來 婦 人 收 生 、 看 他 們 臨 盆 的 時 候 、 若 是 男 孩 、 就 把 他 殺 了 、 若 是 女 孩 、 就 留 他 存 活
‹‹İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.››你 們為 希伯來婦 人 收生 、 看他 們臨 盆 的 時候 、 若是 男孩 、 就 把 他 殺 了 、 若是 女孩 、 就 留 他 存活
İki sandalye çok gidiyorum çok önemli ve ilginç konuşmacılar.Εγώ πρόκειται να καρέκλα δύο πολύ ενδιαφέρον και πολύ σημαντικό ομιλητές.
İlk atışımız tura sandalyelerinden birini kullandı. -Also der erste Wurf den wir gemacht haben hat einen unserer Kopf-Stühle besetzt
İlk atışımız tura sandalyelerinden birini kullandı. -Bom, o primeiro lançamento que nós usamos, usamos uma das cadeiras para caras.
İlk atışımız tura sandalyelerinden birini kullandı. -Pierwszy rzut zajął jedno z krzeseł, na których mają siedzieć reszki.
İlk atışımız tura sandalyelerinden birini kullandı. -První hod, který jsme použili, obsadil jednu z židlí.
İlk atışımız tura sandalyelerinden birini kullandı. -Ну, первое подбрасывание, которое мы уже использовали, забрало одну возможность выпадения "орла".
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil. Diyelim ki, fincanlarımız var.Jag menar att vi inte har personer i stolar, utan vi har koppar.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil. Diyelim ki, fincanlarımız var.Quiero decir, no tenemos que sentar personas en sillas digamos que tenemos copas.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil. Diyelim ki, fincanlarımız var.В нем не будем рассаживать людей по креслам.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.Ik bedoel, we hoeven geen mensen op stoelen te zetten.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.Je veux dire que nous n'avons pas à faire asseoir des personnes dans des chaises
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.제 말은 우리가 꼭 의자에 사람을 앉히는 문제를 생각할 필요는 없다는 거예요.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.Myslím tím, že nemusíme počítat s lidmi na židlích.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.Oczywiście nie jesteśmy ograniczeni do rozmieszczania ludzi po krzesłach.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.Quero dizer que não tem a ver com pessoas em cadeiras.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.Voglio dire non e' che dobbiamo fare persone e sedie.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.Искам да кажа, че не е нужно да използваме хора и столове.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.يعني لا يتعين علينا القيام به الناس في الكراسي.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.カップがいくつかあるとします。
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?"Când am întrebat oamenii despre asocierile lor cu scaunul cu rotile, foloseau cuvinte ca "limitare," "frică,"
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?" Cevaplar genelde şöyleydi:Khi tôi hỏi mọi người về những liên hệ họ nghĩ tới với xe lăn, họ dùng những từ như "giới hạn", "sợ hãi"
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?" Cevaplar genelde şöyleydi:Kiedy pytałam, co kojarzy się z wózkiem inwalidzkim, używali takich słów jak "ograniczenie", "lęk",
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?" Cevaplar genelde şöyleydi:Όταν τους ρωτούσα τους συνειρμούς τους για το καροτσάκι χρησιμοποιούσαν λέξεις όπως "περιορισμός", "φόβος",
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?" Cevaplar genelde şöyleydi:Когато питах хората с какво асоциират инвалидната количка, те използваха думи като "лимитация", "страх",
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?" Cevaplar genelde şöyleydi:Коли я запитала людей про їхні асоціації з інвалідним візком, вони використали такі слова, як "вада", "страх",
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?"Ich fragte Leute, was sie mit dem Rollstuhl verbanden.
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?"휠체어에 대한 인상을 물어보면
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?"כששאלתי אנשים על האסוציאציות שמעורר בהם כיסא הגלגלים,
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?"عندما أسأل الناس عن ما يعنيه الكرسي المتحرك لهم،
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?"當我問「一提起輪椅 你哋會諗起乜嘢?」
İnsanlara soruyordum: "Tekerlekli sandalye sana ne çağrıştırıyor?"返ってきたのは「限界」「不安」
Jinnah'daki tekerlekli sandalyelerin durumu bu, birileri lütfen tekerlekli sandalye bağışlayabilir mi?En visitant le service le 30 juin et en remarquant les conditions de prise en charge, il a tweeté :
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.Also nehme ich meine Kamera, mein Notizbuch, zog einen Stuhl heran und beobachtete das Geschehen.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.Ik pakte mijn camera en mijn notitieblok, pakte een stoel en begon dit gedrag te observeren.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.카메라를 들고, 노트북을 꺼내고, 의자에 앉아서 이 행동을 관찰하기 시작했습니다.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.Mi-am luat aparatul, mi-am luat carnețelul, am luat un scaun și am început să observ acest comportament.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.Saya mengambil kamera dan komputer jinjing saya, lalu mengambil kursi dan mulai mengamatinya.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.Tôi lấy máy ảnh và quyển sổ ghi chú, lấy ghế, và bắt đầu theo dõi hành vi này.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.Tomé mi cámara, tomé mi cuaderno, tomé una silla, y empecé a observar este comportamiento.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.Vzal jsem foťák a poznámkový blok, přisunul si židli a začal jsem to sledovat.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.Πήρα την κάμερά μου, το σημειωματάριό μου, μια καρέκλα και άρχισα να παρατηρώ αυτήν τη συμπεριφορά.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.Я взял свою камеру, я взял свой блокнот, Взял стул и стал наблюдать за этим явлением.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.לקחתי את המצלמה שלי, לקחתי את הפנקס שלי, לקחתי כיסא, והתחלתי לצפות בהתנהגות הזאת.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.أخذت آلة التصوير خاصّتي، و دفتري، وأخذت كرسيّا، و شرعت في مراقبة هذا السّلوك.
Kameramı çıkardım, defterimi çıkardım, bir sandalye çektim ve bu davranışı gözlemlemeye başladım.行動を観察しはじめました 75分も経つと - (笑)
Kanepelerde, sandalyelerde, heryerde uyurum.Duermo en sofás, sillas, en cualquier sitio.
Kanepelerde, sandalyelerde, heryerde uyurum. NErede istersen.Только я не хочу, чтобы от меня дурно пахло, тебе понятно?
Kaselere, vazolara, masalara, sandalyelere dokunuruz.Tocamos tazones, vasos, escritorios y sillas.
Kaselere, vazolara, masalara, sandalyelere dokunuruz.Tocchiamo bicchieri, vasi, superfici, sedie.
Kaselere, vazolara, masalara, sandalyelere dokunuruz.Un bol à thé, un vase, un bureau, une chaise,
Kaselere, vazolara, masalara, sandalyelere dokunuruz.Χρησιμοποιούμε καθημερινά την αφή. Αγγίζουμε κούπεs, βάζα, γραφεία και καρέκλεs.
Kaselere, vazolara, masalara, sandalyelere dokunuruz.Мы трогаем миски, вазы, столы и стулья.
Kasım 2007 den itibaren sizin gibi şu an bir sandalyede oturamıyordum.Para noviembre de 2007 no podía sentarme en una silla como Uds. están sentados ahora.
Kasım 2007 den itibaren sizin gibi şu an bir sandalyede oturamıyordum.בנובמבר 2007 כבר לא יכולתי לשבת בכיסא כמוכם.
Kasım 2007 den itibaren sizin gibi şu an bir sandalyede oturamıyordum.私は皆さんが今座っているようには 椅子に座れなくなりました 私は家でも仕事中でも眠るときでも
Kendi mürekkep, kalem ve blot kağıt bulmak gerekir, ama biz bu tablo ve sandalye.Anda harus menemukan sendiri tinta, pena, dan blotting-kertas, tetapi kami menyediakan tabel ini dan kursi.