Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Eine Menge Leute waren anwesend - die Gläubigen verkehren dort -
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Era multă lume acolo... credincioşi veniţi să fie în ... scaune cu rotile şi cârje şi altele.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Havia lá muita gente — apareciam fiéis em cadeiras de roda e de muletas.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Hay un montón de personas, los creyentes que vienen, sillas de ruedas y muletas y así.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Il y avait beaucoup de monde -- les fidèles venaient avec leurs -- fauteuils roulants, leur béquilles, etc.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.사람들이 많았는데 - 신념에 찬 이들은
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Siellä oli paljon ihmisiä -- uskovat tulevat pyörätuoleillaan ja kainalosauvoillaan ja muilla.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Sokan voltak ott -- a hívők eljöttek kerekesszékben, mankóval, és így tovább.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Veliko ljudi je bilo tam, vernikov v invalidskih vozičkih, z berglami in tako naprej.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Zgromadziła się tam cała masa bogobojnych osób, na wózkach inwalidzkich, o kulach, itp.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Имаше много хора... вярващите баха дошли с техните инвалидни колички, патерици, и т.н.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Там было много людей — верующие в инвалидных колясках и на костылях, и тому подобное.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.היו שם הרבה אנשים - המאמינים באו לשם על גבי -
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.كان هناك الكثير من الناس هناك -- المؤمنون كانوا هناك --
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.松葉づえをついた人など 信心深い人々がいました
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.A atas topi-berjumbai dan mantel coklat pudar dengan kerah beludru kusut berbaring atas kursi di sampingnya.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.A kopott Cilinder és kifakult barna kabátot, ráncos bársony gallérral feküdt volt, hol nem szék mellé.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.A sliten topp-hatt och en blek brun överrock med en skrynklig sammetskrage låg på en stolen bredvid honom.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.En flosset top-hat og en falmet brun overfrakke med et rynket fløjlskrave lå på en stol ved siden af ham.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.닳은 최고의 모자와 주름 벨벳 칼라있는 어두운 갈색 외투는시하다 그 옆에 의자.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Một sờn trên mũ và áo khoác màu nâu nhạt dần với một cổ áo nhung nhăn nằm trên một ghế bên cạnh anh ta.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Roztřepený top-hat a vybledlé hnědé kabát se sametovým límcem vrásčitou ležel na základě židli vedle něj.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Потертий циліндр і вицвілих коричневих пальто зі зморщеним оксамитовим коміром лежав на стілець поруч з ним.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Потертый цилиндр и выцветших коричневых пальто со сморщенным бархатным воротником лежал на стул рядом с ним.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Протрит отгоре шапка и избеляла кафяво палто с набръчкана яка кадифе легна върху председател до него.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.בלוי העליונה כובע מעיל חום דהוי עם צווארון קטיפה מקומט מונח על כיסא לידו.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.彼の横にある椅子。 私と同じように完全に、見て、彼を救う男の驚くべき何もなかった
Biz en soldaki 1 numaralı sandalyeden başlayalım.의자 1부터 시작해 보죠.
Biz en soldaki 1 numaralı sandalyeden başlayalım.la de la derecha, con la silla #1.
Biz en soldaki 1 numaralı sandalyeden başlayalım.Начнем слева, с кресла под номером 1.
Biz en soldaki 1 numaralı sandalyeden başlayalım.لكن لنبدأ على اليسار مع الكرسي رقم واحد
Biz en soldaki 1 numaralı sandalyeden başlayalım.まだ誰も座ってないとしたら、どれだけの違った人々が
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.De lege stoel is de persoon. De ruimtelijkheid is cruciaal.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.Iar scaunul gol este acea persoană. Spațialitatea este crucială.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.Il posto vuoto è la persona e la relazione spaziale è fondamentale.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.그리고 그 빈자리가 그 사람을 의미하고 있고, 그러한 공간성이 매우 중요해지는 거죠.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.Le siège libre devient cette personne. La spatialité est cruciale.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.Puste krzesło pełni funkcję osoby, a lokalizacja jest tu kluczowa.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.Y la silla vacía es esa persona. Y la espacialidad es crucial.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.И празния стол е този човек. И пространствеността е решаваща.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.והכיסא הריק הוא האיש ההוא והמרחב הוא קריטי.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.المقعد الفارغ يصبح الشخص الذي كان جالس عليه، والاعتقاد حاسم.
Boş sandalye o insandır ve uzaysal olarak önemlidir.だから「丸テーブルで使用するなら テーブルの周りの
Böylece mobilyayı seçtim. Ve özellikle sandalyeyi seçtim çünkü onlarla ilgili bildiğim bir şey vardı.Vậy nên tôi chọn bàn ghế. cụ thể là những chiếc ghế vì tôi biết một vài điều về chúng.
Böylece mobilyayı seçtim. Ve özellikle sandalyeyi seçtim çünkü onlarla ilgili bildiğim bir şey vardı.И я выбрал мебель, а точнее, кресла, потому что про них мне было кое-что известно.
Bu 1. sandalye, bu 2. sandalye, bu da 3. sandalye olsun.#2, y esta es la silla #3.
Bu 1. sandalye, bu 2. sandalye, bu da 3. sandalye olsun.그리고 이게 의자 3이라면,
Bu 1. sandalye, bu 2. sandalye, bu da 3. sandalye olsun."dois" , esta é a cadeira de "três".
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.1 человек из возможных 7 сядет в кресло №1.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.7가지 가능성 중 한 명이 의자 1에 앉을 것입니다.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.Alors une de ces 7 personnes va s'asseoir dans la chaise 1
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.Así 1 de esas 7 posibilidades se sentará en la silla #1.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.Dus 1 van de 7 mogelijkheden gaat zitten op stoel 1.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.Então, um dos 7 possibilidades vai sentar-se na cadeira número um.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.Jedna z 7 możliwych osób usiądzie na na pierwszym krześle.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.Quindi una di queste 7 possibilita' si siedera' sulla sedia uno.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.Så 1 av de här 7 möjligheterna kommer att sitta i stol 1.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.Takže 1 ze 7 možných osob se posadí na židli číslo 1.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.И 1 от тези 7 възможности ще седне на стол едно.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.إذا واحد من السبعة احتمالات سوف يجلس على الكرسي رقم واحد