Ana içeriğe geç
Sözlük

sandı ile cümle

sandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Dar s-a dovedit că nu avea să fie aşa de uşor până la urmă.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.De kiderült, hogy végül mégsem lesz olyan egyszerű.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.하지만, 이 실험은 쉽게 마무리되지 않았습니다.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Maar uiteindeljk bleek het niet zo eenvoudig te zijn.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Mais il s'est avéré que ce ne serait pas si simple en fin de compte.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Ma non fu così semplice.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Okazało się, że to nie takie łatwe.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Pero resultó que no iba a ser tan simple al final.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Αλλά αποδείχτηκε ότι δεν επρόκειτο να είναι τόσο απλό τελικά.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Но ближе к концу оказалось, что это не так просто.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Но се оказа, че нямаше да бъде толкова просто, в крайна сметка.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.אבל התברר שזה לא יהיה כ"כ פשוט.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.ولكنه تيبن بانه لن يكن الامر سهلا في النهاية.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.そして3ヶ月分 後戻りすることになりました
Ancak bilinçaltımızda, kurtulduğumuzu sandığımız o zincirler hala duruyordu우리의 무 의식에서 우리가 생각 하는 그 모든 체인 했다 삼진 왔다 의식 하지 않고 아직 거기에 있었다
Ancak bilinçaltımızda, kurtulduğumuzu sandığımız o zincirler hala duruyorduOhne zu merken, dass in unserem Unterbewusstsein die Ketten die wir los zu sein glaubten, immer noch da waren.
Ancak bilinçaltımızda, kurtulduğumuzu sandığımız o zincirler hala duruyorduبدون إدراكنا أنه في عقلنا اللاواعي، كل هذه القيود والسلاسل التي اعتقدنا أنها قد تكسرت لازلت هناك
Ancak bilinçaltımızda, kurtulduğumuzu sandığımız o zincirler hala duruyordu我々を本当に奮い立たせるのは
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.다윗이 전에 예루살렘에서 하나님의 궤를 위하여 장막을 쳤었으므로 그 궤는 다윗이 이미 기럇여아림에서 부터 위하여 예비한 곳으로 메어 올렸고
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.(Truhlu pak Boží přivezl byl David z Kariatjeharim, připraviv jí místo; nebo byl rozbil jí stan v Jeruzalémě.)
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.אבל ארון האלהים העלה דויד מקרית יערים בהכין לו דויד כי נטה לו אהל בירושלם׃
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.واما تابوت الله فاصعده داود من قرية يعاريم عندما هيّأ له داود لانه نصب له خيمة في اورشليم.
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.只 是 神 的 約 櫃 、 大 衛 已 經 從 基 列 耶 琳 搬 到 他 所 豫 備 的 地 方 、 因 他 曾 在 耶 路 撒 冷 為 約 櫃 支 搭 了 帳 幕
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.只是 神 的 約櫃 、 大衛 已 經從 基列耶琳 搬到 他 所 豫備 的 地方 、 因 他 曾 在 耶路撒冷 為約 櫃支 搭 了 帳幕
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımDu sagtest ich solle her kommen, ich dachte es wäre etwas passiert.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımDu sa till mig å komma hit helt plötsligt, så jag trodde nåt hade hänta.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımJe vertelde me zo plotseling om hier te komen, dus ik dacht dat er ook iets gebeurd was
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımMi-ai spus sa vin aici dintr-o data, asa ca am crezut ca s-a intamplat ceva.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımMi hai detto di venire qui tutto d'un tratto, quindi pensavo che fosse successo qualcosa.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımNajednou si mi řekla, že sem mám přijet, taky jsem si myslel, že se něco děje.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımPovedala si mi, že tu mám prísť tak náhle, že som som si myslel, že sa niečo stalo.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımPowiedziałaś, że mam jak najszybciej tu przyjść, to myślałem, że coś się stało
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımTu m'as soudainement dit de venir ici, donc je pensais aussi que quelque chose s'était passé.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımTự nhiên bảo anh đến đây. làm anh cũng tưởng có chuyện gì xảy ra.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımΜου είπες να έρθω εδώ όλο με μιας, που νόμιζα και γω ότι κάτι είχε γίνει.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımКаза ми да дойда тук кака изведнъж, затова си помислих нещо се случило.
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımТы сказала срочно сюда приехать, я тоже подумал, что что-то случилось...
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandım.אמרת לי לבוא לפה אז גם חשבתי שמשהו קרה
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımلقد قلت لي أن آتي هنا فجأة ، ولذلك اعتقد ان شيئا ما حدث أيضا
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandım何かあったのよ~
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Cô nàng đang ngồi với ai đó mà tôi đoán là mẹ của cô ấy, họ đang nói chuyện về cuốn "Xứ cát".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Ea stătea cu cineva, despre care am presupus că era mama ei, și vorbeau despre romanul "Dune."
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Estaba sentada con alguien que presumo era su madre, y estaban hablando sobre la novela "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Estava sentada com alguém que presumo que fosse a mãe, e estavam a falar do livro, "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Hon satt med någon som jag förmodar var hennes mamma, och de talade om boken "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Seděla s někým, o kom předpokládám, že byla její matka a bavili se spolu o románu Duna.
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Sedeva con qualcuno che presumo fosse sua madre, e parlavano del libro "Dune."
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Siedziała chyba z matką, rozmawiały o powieści "Diuna".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Valakivel ült, aki gondolom az anyja lehetett, és a Dűne című regényről beszélgettek.
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Ze zat naast iemand die wellicht haar moeder was, en ze praatten over de roman "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Καθόταν με μια γυναίκα η οποία υποθέτω πως ήταν η μητέρα της και συζητούσαν για το μυθιστόρημα "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Она была с кем-то ещё, предполагаю, что это была её мать, и они обсуждали роман "Дюна".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Тя седеше със някого, предполагам нейната майка, и те си говореха за романа, "Дюн."
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve그녀는 그녀의 엄마인 것 같은 사람과 같이 앉아 있었는데,
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu veהיא ישבה לצד מי שהנחתי שהיא אמא שלה,
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu veكانت تجلس مع من افترضت بأنها أمها
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve小説「デューン」について話していました
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.A dáš do truhly svědectví, kteréž dám tobě.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.A dáš do truhly svedoctvo, ktoré ti dám.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.A włożysz w tę skrzynię świadectwo, któreć dam.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod