Odasında oldukça fazla kitap sandığı bulunmaktadır.Acredita-se haver milhares de livros nesta biblioteca.
Küçük bir sandık bulurlar.Misture com uma pequena colher de bar.
Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı ilk filmden üç yıl sonra, 7 Temmuz 2006'da gösterime girdi.Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest foi lançado em 7 de julho de 2006.
Sandık (albüm)Weight (álbum)
Bu sırada evde bulunan karısı, silah seslerini duydu; ancak kapı sesi sandı.Os vizinhos da casa da ex-esposa, que ouviram vários disparos, chamaram a polícia pelo telefone.
Seni hemen unutacağımı mı sandın).Je dacht zeker dat ik je zou vergeten?
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Daarin is de kluis verborgen met de aandelen die zijn vader hem naliet.
Her şeyi o yaptı sandım.Op dat moment deed hij alles.
Ancak bu sandığından daha zor olacaktır...Maar dat is moeilijker dan het lijkt.
Ahit Sandığı'nın, Sina Dağı'nda Musa'ya Tanrı tarafından verilen On Emir'i barındırdığı kabul edilir.Het is de berg waar God volgens de overlevering de Tien geboden aan Mozes gaf.
Örneğin Bulgaristan vatandaşları için bir sandık İstanbul'da açılacaktır.Een Pools ziekenhuis zou dan bijvoorbeeld in België kunnen geopend worden.
Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi (FSLN) adını ondan almıştır.Het Sandinistisch Nationaal Bevrijdingsfront dankt zijn naam aan Sandino.
Bu sırada evde bulunan karısı, silah seslerini duydu; ancak kapı sesi sandı.Toen die vrouw acht was is haar huis ook afgebrand en later hoorde zij ook 's avonds stemmen en geluiden.
Küçük bir sandık bulurlar.Ze krijgen een kleine letter.
Sandıkta sonuç olarak 'evet' kararı çıktı.Een optreden in 'Op volle toeren ' bij de TROS was het gevolg.
Sandığı Cléante'nin uşağı La Flèche bulmuş ve efendisine vermiştir.Dit gaat zó ver, dat hij La Flèche, de bediende van Cléante ontslaat.
Bu modern monarşilere aşina insanların sandığı kadar alışılmadık bir durum değildi.Vrouwelijke seculiere patroons van de kunsten waren niet zo uitzonderlijk als men vroeger dacht.
SanDisk TransFlash'tan türetilmiştir ve çoğunlukla cep telefonlarında kullanılır.Zij worden intercellulaire ruimten genoemd en zijn doorgaans gevuld met lucht.
Bu olaydan sonra tapınaktaki Ahit Sandığı kaybolmuş ve bir daha bulunamamıştır.Echter, Bay heeft nooit in het graf gelegen, aangezien er niets van hem is teruggevonden.
Karadirek, Sandıklı - Sandıklı ilçesine bağlı belde Karadirek (bucak) - Sandıklı ilçesine bağlı bucakKoufonisia Koufonisia Rotsen bij Koufonisia Kust van Koufonisia
Bir kez daha yalınayak Sandie ortaya çıktı.Wederom verdween de Lutine onder het zand.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.In het huis is het bijzonder bedompt en er hangt een merkwaardige geur.
Orada sandıklarından çok daha farklı ve seksi bir ortam onları beklemektedir.Het is tussen de meer bruisende hoekdelen een oase van rust en contemplatie.
Monte di Pieta o zamanlarda Fransisken tarikatı tarafından emniyet sandığı olarak kurulmuştu.Poradowska was in deze periode een gevestigd auteur van Franse fictie.
Seni anladığımı sandım.Ik dacht dat ik je begreep.
Ben sandığın kişi değilim.Ik ben niet de persoon die je denkt.
Çift bundan kısa süre sonra gemiyle New York'a taşınmış ve Poe "Uzun Sandık"ı (1844) yayımlamıştı.Zaraz po tym para popłynęła do Nowego Jorku, by tam zamieszkać, a Poe wydał „Podłużną skrzynię” (1844 rok).
1961 - Nikaragua'da Sandinista Milli Özgürlük Cephesi (FSLN) kuruldu.1961: W Nikaragui powstał Sandinistowski Front Wyzwolenia Narodowego (FSLN).
Bunlardan Köse Musa obası, Sandıklı’da iskan edildi.Moses Cordovero: Tomer Devorah (The Palm Tree of Deborah) (ang.).
(Kim olduğumu sandın?)Zgadnij, kim jestem? (tytuł oryg.
Küçük bir sandık bulurlar.Mieści się on w niewielkiej metalowej skrzynce.
Hardy anlatıcıya sandıkta aslında Wyatt'ın yeni ölmüş genç eşinin cesedinin bulunduğunu söyler.Ten wyjaśnia mu, że skrzynia zawierała ciało niedawno zmarłej żony Wyatta.
Ancak Moldova Sovyet meclisi seçim sandıkları oluşturarak halkı oy kullanmaya çağırdı.Mołdawski reprezentant został również posądzony o kupowanie głosów.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Znajduje miejsce, od którego klucz dał jej ojciec.
Uslan, Where in the World is Carmen Sandiego? ile Daytime Emmy Ödülü'nü kazandı.Carmen po raz pierwszy pojawiła się w grze dla dzieci Where in the World Is Carmen Sandiego?
Diğer emir ve madalyaların üzerinde sandığın sol tarafında giyilir.Order noszono na lewej stronie piersi, nad innymi orderami lub medalami.
Seçim sandıklarının kapanmasının ardından, her iki aday da kendi zaferini ilan etti.Tuż po zakończeniu głosowania obaj kandydaci ogłosili się zwycięzcami.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.Istota rzekomo zostawiło po sobie także dziwny szlam o nieprzyjemnym zapachu.
Sandıkta sonuç olarak 'evet' kararı çıktı.Zamknięty w sobie pisał jednak „do szuflady”.
Deniz Tavuğu'na dönüp sandığı açarlar.Ruszył remont dworca w Pile.
1706’da sandıklı toplar yapıldı.W 1706 wprowadzono oznaczanie ksiąg własnymi ekslibrisami.
Bunlar çağrıldı, soruldu: “Üzerimize sanki manda çökmüş sandık“ dediler.Och som de själva säger: "De kör sin egen stil som är förbannat bra medan vi kör våran stil!".
7:9 Sandıktan gereçleri çıkarma Ex.Håll musiken igång – 9:40 Ta av dig skorna!
(Kim olduğumu sandın?)(Och vem tror du att du är egentligen?)
Ancak bu sandığından daha zor olacaktır...Det visar sig vara svårare än vad han trott.
Aynı zamanda Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FSLN) lideridir.Medgrundare av Sandinistiska nationella befrielsefronten.
Ahit Sandığı da Mişkan’daki "Kutsallar Kutsalı" adı verilen bölümde saklanmaktaydı.Dessa utgjorde därefter också stommen i partiets så kallade stormavdelning, SA.
Üyeleri Sandinist olarak adlandırılır.Dess invånare kallas sanmarinier.
Bu sırada sepet-sandık içinde Falstaff terden bitkin hale düşmüştür.Vid midnatt är Falstaff punktligt på plats.
Küçük bir sandık bulurlar.Є невеликий горловий мішок.
Willow ise onun hapiste güvende olduğunu sandıklarını söyler.Магоні розуміє, що він по суті у в'язниці.
Rupert nihayet sandığın kapağını açar ve cesedi bulur.Тревор розкопує могилу і знаходить в ній тіло Бреда.
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.«Від Карпат по Кубань чути голос повстань!».
Halife sandığın açılmasını emreder.Останній наказав зайняти браму силою.
Bir sandık dolusu RPK.За якісним складом М.р.
15 yaşında Sandia National Laboratories şirketinde bilgisayar programcısı olarak çalışmaya başladı.V patnácti letech začal jako programátor pracovat pro Sandia National Laboratories.
(Kim olduğumu sandın?)(Kdo si myslíte, že jste?).
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur.Myslíš, že si z tebe dělám pr*el?
Dev bir yaratık olduğunu sandıkları şeyin bir denizaltı gemisi olduğunu görürler.S překvapením zjistí, že je to živý tvor.
Punisherda aynı anda üsse döner ve ikisini saldırmaya geldiklerini sandığı için öldürür.V tu chvíli na telefon někdo zavolá a říká jim, že jsou oba mrtví.