15 yaşında Sandia National Laboratories şirketinde bilgisayar programcısı olarak çalışmaya başladı.À l’âge de 15 ans, il commence à travailler comme programmeur informatique pour les Laboratoires Sandia.
Seni hemen unutacağımı mı sandın).Je pensais qu'il abandonnerait immédiatement.
Amaç Gerçeğin Sandığı'nı bulmaktır.Die Pflicht, die Wahrheit zu finden.
Çift bundan kısa süre sonra gemiyle New York'a taşınmış ve Poe "Uzun Sandık"ı (1844) yayımlamıştı.C’est peu après que le couple rejoignit en bateau à New York et que Poe publia La Caisse oblongue (1844).
Her şeyi o yaptı sandım.J'ai tout fait.
İnceleme sırasında element 87'ye ait olduğunu sandıkları birçok emisyon çizgisi gözlemlediler.Ils observèrent plusieurs raies d'émission de faibles intensités qu'ils attribuèrent à l'élément 87.
Bu yüzden merak uyandırdı ve çoğ insan onu sesinden dolayı zenci sandı.On comprend qu'il pleurait car il avait peur du noir.
Küçük bir sandık bulurlar.Ils se procurent un petit chalutier.
Uslan, Where in the World is Carmen Sandiego? ile Daytime Emmy Ödülü'nü kazandı.Vexx Les Voyageurs du temps Where in Time is Carmen Sandiego?
Ancak bu sandığından daha zor olacaktır...Mais ce dossier est plus compliqué qu'il n'y paraît...
Ruhları başka bir yerdeki bir şişede veya sandıkta saklıdır.Sinon, enfermez-là dans une boîte ou un coffre.
1979 - Sandinista gerillaları, Nikaragua'daki ABD destekli Somoza hükümetini devirdi.En juillet 1979, la guérilla sandiniste, soutenue par Cuba, renverse la dictature de Somoza au Nicaragua.
Fakat üzerlerine sandık yerleştirebilirsiniz.Mettez-le dans votre placard.
Halkoylamasının yapıldığı gün daha sandıklar kapanmadan Başbakan Özal erken seçimlere gidileceğini açıkladı.À peine investi, ce dernier indique vouloir convoquer au plus vite des élections anticipées.
SanDisk TransFlash'tan türetilmiştir ve çoğunlukla cep telefonlarında kullanılır.La commune dispose de l'ADSL et est relativement bien couverte par les cellules de téléphone mobiles.
Baran ise hiç tanımadığı, doğumda öldü sandığı ilk çocuğudur.On ne sait rien du premier, Angelo, qui mourut probablement en bas âge.
Günlük hesap defterleri ve nakit paralar bu sandıklarda saklanırdı.Les bureaux de la bourse, la caisse d'épargne et la caisse d'escompte sont installés dans cet édifice.
Tom Mary'nin gözlüksüz okuyamadığını sandığını söyledi.Tom dijo que pensaba que Mary no podía leer sin gafas.
Alarmı 2:30'a kurmuş olduğunu sandım.Pensé que habías puesto la alarma a las 2:30.
Bütün hafta sonu tenis oynadığınızı sandım.Pensé que ustedes dos jugaban al tenis todos los fines de semana.
Anahtarlarımı kaybettiğimi sandım.Pensé que había perdido mis llaves.
Sandığımdan daha iyi çıktı.Salió mejor de lo que creí.
Gözyaşlarımızı bitti mi sandın?¿Pensabas que se nos habían acabado las lágrimas?
"Valla mı?" "Ne sandın?"«¿En serio?» «¿Qué te pensabas?»
Sandığımızdan daha da kötü.Es peor de lo que pensábamos.
Arkadaşlarım öleceğimi sandı.Mis amigos pensaron que iba a morir.
1990 - Sandinistalar, Nikaragua seçimlerinde yenilgiye uğradılar.1990: en Nicaragua, los sandinistas son derrotados en las elecciones generales.
Bunlardan Köse Musa obası, Sandıklı’da iskan edildi.Moisés y las hijas de Jetro, de Ferri, ca.
Mırabella kocasının Belgrat Savaşı'nda ölmüş olduğunu sandığını açıklar.Mirabella dice que ella creía que su marido había muerto en la batalla de Belgrado.
Seni hemen unutacağımı mı sandın).Estoy seguro de que vais a comprenderme enseguida.
Sana geri mi dönerim sandın?¿Podré yo hacerle volver?
Sandık Lekesi (öykü), 2000.Na maleta (novela) 2000.
Her şeyi o yaptı sandım.He hecho de todo.
1961 - Nikaragua'da Sandinista Milli Özgürlük Cephesi (FSLN) kuruldu.1961: en Nicaragua se funda el Frente Sandinista de Liberación Nacional.
O zaman bilmesek de, Tara büyüyü bu yalan yüzünden bozmuştu, kendisinin iblis olduğunu sandığı için.En realidad, no creían en la magia; ése era únicamente un término conveniente para describir lo desconocido.
(Kim olduğumu sandın?)¿Quién te crees que eres?.
Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi, Nikaragualı militan grubu.El Ejército Popular Sandinista, de Nicaragua.
Atlayamayan deli kafasını sallar ve ‘Sen beni deli mi sandın?Pero el otro niega con la cabeza, y dice: «¿Pero acaso crees que estoy loco?.
Ancak evlilikleri hiç de Gloria'nın sandığı gibi geçmez; çünkü Francisco çılgınlık derecesinde kıskançtır.Sin poder hacer nada, José María observa todo mientras su rabia crece.
Küçük bir sandık bulurlar.Dispone de una caja reductora.
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.Enciende una vela cuando escucha una extraña voz... es el sillón, invitándolo a sentarse.
Sandıklardan Erdoğan'a yaklaşık 9 bin, Baş'a ise yaklaşık 13 bin tercihli oy çıkmıştı.Del Artena se llegaron a fabricar 9 series, para un total de 13.000 ejemplares.
Çözüm olarak sürücü arabanın arka koltukların altına mühimmat sandıkları yerleştirmekteydi.La munición era almacenada bajo el asiento del conductor y detrás del cargador.
Bir sandık dolusu RPK.Dondisia epipactis Rchb.
Diğer emir ve madalyaların üzerinde sandığın sol tarafında giyilir.Es usada en el lado izquierdo del pecho sobre otras órdenes y medallas.
Bu sırada evde bulunan karısı, silah seslerini duydu; ancak kapı sesi sandı.Sin embargo, su muerte no se ve en la cámara; solo se escucha el sonido de un disparo de pistola.
Fakat durum Pat için sandığından daha zor olacaktır.Las cosas van bien para Pat.
Takip eden süreçte sandık işleyişlerinde bozulmalar oldu ve sandıklar etkisini yitirdi.Repleto de matanzas, y buscaba puntos cuando su motor falló.
Oy sandığı.Vélez Vota.
1706’da sandıklı toplar yapıldı.En 1706 se coloca suelo de tablas “sollar”.
Bu dönemde Nikaragualı devrimci lider Augusto César Sandino ile birlikte de çalıştı.El nombre de este estadio es en honor al revolucionario nicaragüense Augusto César Sandino.
Memedik, bir gece Muhtar Sefer sandığı başka bir adamı öldürür.Hombres lobo: por la noche, designarán una víctima que será devorada.
Yani bir anlamda darbeciler seçim sandığında yenilgiye uğramıştı.De aquí en adelante los delahuertistas fueron derrotados en todas las batallas.
Bu dördüncü sandığın konulup konulmaması kongrede 2/3 oy ile kabul edilmesine bağlı idi.En caso de que ninguno lo reuniere, era elegido por los 2/3 del congreso.
Ne yapacağımı sandın?Cosa pensavi che avrei fatto?
Kalp krizi geçireceğimi sandım.Credevo di stare per avere un attacco di cuore.
Küçük bir sandık bulurlar.Trovarono solo un piccolo coltellino.
15 yaşında Sandia National Laboratories şirketinde bilgisayar programcısı olarak çalışmaya başladı.All'età di 15 anni cominciò a lavorare come programmatore di computer per la Sandia National Laboratories.
Her şeyi o yaptı sandım.Egli ha fatto ogni cosa.
"İlk'i kandırabileceğini mi sandın?" der.Penseresti che sarebbe il primo a morire".