sandığı ile cümle
sandığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
O gün (Allah) onlara seslenerek: "Benim ortaklarım (olduklarını) sandığınız şeyler nerede?" der.That day God will call them and ask: "Where are they you imagined were My compeers?"
O gün onlara seslenerek: "Ortaklarım sandığınız şeyler nerede?" der.Upon a day He will call them and ask: "Where are they you imagined were My compeers?"
Onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.So they began to think, even as you do, that God would not resurrect any one.
İçinizden, gerçekten ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçilerinizi şimdi yanınızda görmüyoruz.We do not see your intercessors with you who, you imagined, had partnership with you.
"Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı."So they began to think, even as you do, that God would not resurrect any one.
O gün, onlara nida eder de nerede der, bana eş, ortak sandığınız şeyler?That day God will call them and ask: "Where are they you imagined were My compeers?"
De ki: Gördünüz mü Allah'tan başka taptığınız ve Tanrıya eş sandığınız şeyleri?Say: "Look at the compeers you invoke apart from God.
Artık iş, sizin sandığınız gibi değil, andolsun gördüğünüze.So, I call to witness what you see
İş, sandığınız gibi değil, hayır siz ceza gününü de yalanlıyorsunuz.Even then you deny the Judgement.
O gün onlara seslenerek şöyle diyecek: "O kendilerini bir şey sandığınız ortaklarım nerede?"That day God will call them and ask: "Where are they you imagined were My compeers?"
Hayır, iş sandığınız gibi değil! O, Allah'tır; Azîz'dir, Hakîm'dir."No, (you cannot), for He is God, the all-mighty and all-wise."
İş, onların sandığı gibi değil! Bir kuşku içinde oynayıp oyalanmaktadırlar.Yet they are lost in doubt and play.
İş onların sandığı gibi değil! Yıldızların doğup batma, kayıp düşme noktalarına yemin ediyorum.So I call the placement of the stars to witness --
De ki: "Rabbime yemin ederim ki, sandığınız gibi değil!Tell them: "Why not?
İş, onların sandığı gibi değil! Can, köprücüklere dayandığında,Never so, for when life withdraws into the clavicula,
Hayır, iş onların sandığı gibi değil! Yemin olsun o sinip gizlenenlere,So, I call the receding stars to witness,
Yemin ederim bu kente ki, iş onların sandığı gibi değildir!I CALL THIS earth to witness --
İş, sandığı gibi değil! Eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz!And yet indeed if he does not desist We shall drag him by the forelock,
Hayır, iş, sandığı gibi değil!By no means.
Yaratılışınızda ortaklarımız sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda göremeyeceğiz.We do not see your intercessors with you who, you imagined, had partnership with you.
Andolsun, aranız açılmış ve (tanrı) sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir.Shattered lie your ties with them now, and gone are the claims you made."
Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.So they began to think, even as you do, that God would not resurrect any one.
Demek, gerçek onun sandığı gibi değildir. Şafak hakkı için!So indeed I call to witness the evening twilight,
Onlara seslendiği gün, "Benim ortaklarım olduğunu sandığınız kimseler nerede?" der.Upon a day He will call them and ask: "Where are they you imagined were My compeers?"
"Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, ALLAH'ın hiç bir kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı."So they began to think, even as you do, that God would not resurrect any one.
İş onların sandığı gibi değil!Yes, why not?
Hayır, sandığı gibi değil!Surely yes, why not?
Hayır, iş onların sandığı gibi değil!So by oath of those that revolve.
İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki: "Efendinin katında beni hatırla."Then he said to the one he deemed should be saved of the two, 'Mention me in thy lord's presence.'
İkisinden, kurtulacağını sandığı kimseye Yusuf: "Efendinin yanında beni an" dedi.Then he said to the one he deemed should be saved of the two, 'Mention me in thy lord's presence.'
Ve onlardan, kurtulacağını sandığına beni dedi, efendine anlat.Then he said to the one he deemed should be saved of the two, 'Mention me in thy lord's presence.'
İş, onların sandığı gibi değil!No!
Hayır, Allah'ın nizamı onların sandığı gibi değildir!No!
Demek, gerçek onun sandığı gibi değildir.No!
Hayır, iş sandığınız gibi değil!By no means! Aye!
İş, sandığı gibi değil!By no means!
Peygamberleri onlara: "Onun hükümdarlığının kanıtı, sandığın size gelmesidir.And their Prophet (Samuel) said to them: Verily!
De ki: "Allah'tan başka, ilâh olduğunu sandığınız şeyleri çağırın, size yardım etsinler.Say, “Call upon those you claim besides Him.
Hayır, Rabbine yemin olsun ki iş, onların sandığı gibi değil.But no, by your Lord!
Görüp de donuk sandığın dağlar, bulutun yürümesi gibi yürümektedir.And you will see the mountains which you think to be firm pass by like clouds.
Sandıkların 2 Ekim Pazar günü kapanmasından sonra bir oy sandığı sayım için boşaltılıyor. [AFP]A voting box is emptied for counting after polls closed Saturday (2 October). [AFP]
Bosna-Hersek, çoğu dokunulmamış yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşan bir hazine sandığı.Bosnia and Herzegovina is a treasure chest of renewable energy sources, much of them untapped.
Geçen hafta Kanada'dan yaklaşık 2 bin oy sandığı geldi.About 2,000 ballot boxes arrived last week from Canada.
Hikaye bir balıkçının kilitli bir sandığı keşfetmesiyle başlar.It begins with a fisherman discovering a locked chest.
Hemen pes etme. Kapalı sandığın bazı kapılar, sadece biraz açılmakta zorlanıyorlar.Gib nicht so schnell auf. Manche Tür, von der du glaubst, sie sei verschlossen, klemmt nur ein wenig.
Bazen çözümler sandığımızdan da kolay oluyorlar.Manchmal ist die Lösung einfacher als wir denken.
Amaç Gerçeğin Sandığı'nı bulmaktır.Die Pflicht, die Wahrheit zu finden.
Kendimi kendim sandığım birini, bir insanı gündelik, basit, iç yaşamıyla vermek denemeleri.We Are What We Do will Menschen inspirieren, mit einfachen, alltäglichen Dingen die Welt zu verbessern.
Ancak bu sandığından daha zor olacaktır...Das ist problematischer, als es scheinen mag.
Sandığından daha popülersin.Tu es plus populaire que ce que tu crois.
Amaç Gerçeğin Sandığı'nı bulmaktır.Die Pflicht, die Wahrheit zu finden.
Ancak bu sandığından daha zor olacaktır...Mais ce dossier est plus compliqué qu'il n'y paraît...
Baran ise hiç tanımadığı, doğumda öldü sandığı ilk çocuğudur.On ne sait rien du premier, Angelo, qui mourut probablement en bas âge.
Tom Mary'nin gözlüksüz okuyamadığını sandığını söyledi.Tom dijo que pensaba que Mary no podía leer sin gafas.
Sandığımdan daha iyi çıktı.Salió mejor de lo que creí.
Sandığımızdan daha da kötü.Es peor de lo que pensábamos.
Mırabella kocasının Belgrat Savaşı'nda ölmüş olduğunu sandığını açıklar.Mirabella dice que ella creía que su marido había muerto en la batalla de Belgrado.
O zaman bilmesek de, Tara büyüyü bu yalan yüzünden bozmuştu, kendisinin iblis olduğunu sandığı için.En realidad, no creían en la magia; ése era únicamente un término conveniente para describir lo desconocido.
Ancak evlilikleri hiç de Gloria'nın sandığı gibi geçmez; çünkü Francisco çılgınlık derecesinde kıskançtır.Sin poder hacer nada, José María observa todo mientras su rabia crece.
Diğer emir ve madalyaların üzerinde sandığın sol tarafında giyilir.Es usada en el lado izquierdo del pecho sobre otras órdenes y medallas.