Film ticari ve sanatsal açıdan büyük başarı yakalamıştır.רבים מהם זכו להצלחה מסחרית ואמנותית.
Bunun ardından da ünlü sanatsal ve mimarî eserlere evsahipliği yapmıştır.שם החלה עבודתם האמנותית המשותפת והעשירה.
"Kavramsal, ruhsal, görsel veya sanatsal.Konceptualno, duhovno, vizualno ili umjetnički.
Mikis Theodorakis benzersiz sanatsal yeteneklerini ülkesine duyduğu derin sevgiyle harmanlamıştır.Mikis Theodorakis u svojim djelima kombinira poseban umjetnički talent s dubokom ljubavlju prema Grčkoj.
Çünkü kontratımız bize yüzde yüz sanatsal kontrol vermişti.Ubrzo nakon toga, vojska ja naručila 100 primjeraka tenka.
Reformlar sanatsal anlamda Asuka döneminin sonu ve Hakuhō döneminin başlangıcı oldu.Bilo kako bilo, to je značilo kraj reforme i početak kraja Judejskog kraljevstva.
Sanatsal Direktörlüğünü yapmıştır.Od tada je umjetnički direktor.
Performans kuramında halkbilim sanatsal bir eylemdir.Performance Art je všeobecne uznávané umelecké hnutie.
Sanatsal Etkinlikler Komisyonu.Umelecké vedenie .
Reformlar sanatsal anlamda Asuka döneminin sonu ve Hakuhō döneminin başlangıcı oldu.Reforme so tudi v umetnosti označevale konec obdobja Asuka in začetek obdobja Hakuho.
Onun zamanı sanatsal gelişme çağıydı.Njegova vladavina je bila obdobje velikega razvoja umetnosti.
Günümüzde ise sosyal ve sanatsal faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir alandır.Očitno je, da je do aktualne umetniške in družbene dejavnosti zavzemal polemično in satirično stališče.
Sanatsal yeniden-kalibrasyon.Svarbus kaligrafijos meno centras.
Sanatsal etkinliklerine hep siyasal mücadelesi eşlik etmiştir.Ta uuris järjepidevalt sõjapidamise kunsti keerukust.
Ama fotoğrafçı Bay Yamana'nın sanatsal zekasından çok etkilenmiştim.Le photographe Yamana avait de l'ambition.
Ama fotoğrafçı Bay Yamana'nın sanatsal zekasından çok etkilenmiştim.Ma sono stata incentivata dal senso artistico del fotografo, il Sig.Yamana.
Ama fotoğrafçı Bay Yamana'nın sanatsal zekasından çok etkilenmiştim.Но меня поразил художественный вкус фотографа Ямана.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Aber von einem künstlerischen Standpunkt aus, ist es in jedem Fall unglaublich.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Ale každý druh je z umeleckého hľadiska úplne úžasný.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Dar toată, artistic vorbind, e absolut uluitoare.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.De mindez -- művészi nézőpontból -- teljességgel lenyűgöző.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.하지만 순전히 미의 관점에서만 보면 정말 아름답기 그지없죠.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Maar alles is vanuit artistiek standpunt fantastisch.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Ma dal punto di vista artistico è davvero straordinario.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Mais d'un point de vue artistique, c'est tout simplement surprenant.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Mas tudo isso, do ponto de vista artístico, é verdadeiramente espantoso.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Men alltihop är, ur ett konstnärligt perspektiv, helt enastående.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Men det er alt sammen, fra et kunstnerisk synspunkt, absolut fascinerende.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Nhưng tất cả chúng, dưới con mắt nghệ thuật, đều thật tuyệt vời.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Pero toda, desde el punto de vista artístico, es realmente asombrosa.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Tapi semuanya, dari sudut pandang artistik, adalah sangat menakjubkan
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Vse to pa je čudovito tudi z umetniškega vidika.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Zawsze jednak dostarcza fantastycznych doznań artystycznych.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Але з погляду мистецтва, це неймовірне видовище.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Но всё это, артистически, воистину невероятно.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.Но всички, от артистична гледна точка, са безспорно невероятни.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.אך מנקודת מבט אמנותית, היא ממש מדהימה.
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.ولكن كل ذلك، من وجهة نظر فنية، مدهش جدا
Ama hepsi, sanatsal bir bakış açısıyla, büyüleyici.深海ではいろんなことが中で起こっています
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Но это приводит лишь к ограничению творческих возможностей.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.אך זה גורם לכך שמגבילים את האפשרויות האמנותיות.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Aber was das tatsächlich bewirkt, ist dass die künstlerischen Möglichkeiten sogar eingeschränkt werden.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Ale takové řízení ve skutečnosti omezuje umělecké možnosti.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Ale to prowadzi do ograniczania możliwości artystycznych.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Ale to v skutočnosti spôsobuje obmedzenie umeleckých možností.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Dar asta limitează posibilităţile artisitice.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.그런데 그렇게 세세하게 신경을 쓰다보면 예술적 가능성을 제한하게 됩니다.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Maar dat beperkt eigenlijk onze artistieke mogelijkheden.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Mais ce que cela fait, c'est que ça limite réellement les possibilités artistiques.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Ma questo limita le possibilità di espressione artistica.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Mas isso limita as possibilidades artísticas.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Pero eso en realidad limita el potencial artístico.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Але це призводить лише до обмеження мистецьких можливостей.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Но това всъщност ограничава артистичните възможности.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.لكن ما يؤدي إليه ذلك هو في الواقع، الحد من الإمكانيات الفنية.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.芸術的な可能性が制限されています 例えば もし私がバンドの主導権を握り
Artık hepinizin aklında bu kavram var. Siz de artık bu sanatsal işlerin bir parçasısınız.Jullie hebben nu dit concept in je hoofd en worden ook deel van het kunstwerk.
Aslinda, hem orkestra hem koro, sanatsal islevlerinin otesinde birer anlam tasiyorlar.Alapvetően a zenekar és a kórus sokkal több, mint művészi szervezet.
Aslinda, hem orkestra hem koro, sanatsal islevlerinin otesinde birer anlam tasiyorlar.De essentie van het orkest en het koor is veel meer dan artistieke structuren.
Aslinda, hem orkestra hem koro, sanatsal islevlerinin otesinde birer anlam tasiyorlar.본질적으로, 오케스트라와 합창단은 예술적 집합체, 그 이상입니다.