Daha sonraları genç yaşına rağmen eserlerinin güçlü sanatsal değerlerinin olduğunu hatırlayacaktı.Později vzpomínal, že i v tomto raném věku mělo jeho dílo silnou uměleckou hodnotu.
O dönemde sanatsal fotoğraf ve fotomontaj, heykeltıraş ve resimle ilgilenmeye başladı.V této době se začal zajímat o uměleckou fotografii, fotomontáž, sochařství a malbu.
Ama yönetmen Peter Bogdanovich ile düştüğü sanatsal farklılıklardan dolayı filmi kendisi yönetmek istedi.Během natáčení filmu se však střetla s režisérem Petrem Bogdanovičem.
Ayrıca sanatsal başarılarından ve etkinliklere katılımlarından dolayı birçok ödül ile onurlandırılmıştır.Za své umělecké i organizační aktivity získal řadu ocenění.
Çünkü kontratımız bize yüzde yüz sanatsal kontrol vermişti.Celkově ohodnotil muzikál číslem 100 %.
Eserleri özgünlüğü ve sanatsallığıyla dikkat çekti.Vynikal přesností a uměleckým provedením prací.
Eserleri zamanının politik ve sosyal sorunlarına ve de sanatsal akımlarına değinir.Program doplňují prezentace na aktuální politická a sociální témata a společenská setkání.
1960'lı ve 1970'li yıllarda Sovyet sinemasının sanatsal stillerinde daha büyük bir çeşitlilik görüldü.Anii 1960 și 1970 au adus o mai mare varietate de stiluri artistice în cinematografia sovietică.
Çoğu eleştirmene göre albüm, Madonna'nın "en hünerli sanatsal ürünü" olmuştur.Criticii au considerat că albumul are cea mai plină voce a Madonnei.
Ve sanatsal bir yaratı biçiminde topluma sunar.Împreună dezvoltă un stil comun în creația artistică.
Eserleri zamanının politik ve sosyal sorunlarına ve de sanatsal akımlarına değinir.Opera literară tratează majoritatea problemelor sociale și politice și tendințele artistice ale timpului său.
Bina 1962 yılında sanatsal açıdan önemli tarihi yapılar arasında yer alır.Direcția Monumentelor Istorice a efectuat în anul 1962 o serie de reparații capitale.
Bu eser orijinalin tam bir kopyası değil, heykeltraş Ákos Eleőd tarafından yapılan sanatsal bir benzetmedir.Structura nu este un arc adevărat, ci o decorațiune aplicată pe fosta intrare în castel.
Ne kadar güzel (sanatsal) ölüyorum!Ó, nézd, mily szép az élet (hangdok.).
Sanatsal Etkinlikler Komisyonu.Előadó-művészeti bizottságok.
Ödüller üç kategoriden oluşmuştur: Basın Ödülü, Sanatsal ödülü ve Besteci ödülü.A díjakat 3 kategóriában osztják ki: sajtódíj, művészi díj és zeneszerzői díj.
Endüstri devriminin sosyal, ahlaksal ve sanatsal karmaşasına bir karşı çıkış olarak doğmuştur.A szociális reform járjon együtt szerkezeti, szemléletbeli és erkölcsi javulással.
"Kavramsal, ruhsal, görsel veya sanatsal.GONDOLAT: Szőke férfi vagy szellemi tevékenység, tervezgetés.
Resimler, Bulgaristan'ın Helenistik dönemden kalma en iyi korunmuş sanatsal başyapıtlarındandır.Maalaukset edustavat Bulgarian parhaiten säilyneitä esimerkkejä hellenistisen ajan taiteesta.
Vidadi'nin lirik şiirleri sanatsal zanaatın harika bir örneğidir.Wallisin maalaukset ovat hyvä esimerkki naivistisesta taiteesta.
Tarihi boyunca, özellikle Rönesans Döneminde, birçok sanatsal hareket olmuştur.Aihe on kiinnostanut monia taiteilijoita etenkin renessanssin aikana.
Ne kadar güzel (sanatsal) ölüyorum!Kaunis on kuolla.
Sıklıkla süsler veya diğer sanatsal heykeller içerir.Usein se sisältää patsaita tai muita ornamentteja.
Video oyunu sanatı; sanatsal mecra olarak video oyununu kullanan, bilgisayar sanatının spesifik bir formudur.Videotaide on taidemuoto, jossa video on taiteellisen ilmaisun väline.
Cheang sanatsal metotlarla sosyal meseleleri yaratıcı bir şekilde iç içe geçirir.Hamm on tuonut esiin taiteessaan yhteiskunnallisia näkökulmia.
7 Kasım 2017'de sanatsal komite tarafından seçilen beş sanatçı.Οι πέντε καλλιτέχνες επιλέχθηκαν από την καλλιτεχνική επιτροπή στις 7 Νοεμβρίου 2017.
Çünkü kontratımız bize yüzde yüz sanatsal kontrol vermişti.Το Πολυτεχνείο το ενίσχυσε με 100.000 γαλλικά τάλληρα.
Hadrianus aynı zamanada entelektüel ve sanatsal alanların tümünde bilgisini göstermeyi severdi.Του άρεσε να επιδεικνύει τις γνώσεις του σε όλα τα πνευματικά και καλλιτεχνικά πεδία.
Sanatsal işlemeler daha çok ana giriş kapılarından ve pencerelerde görülürdü.Art nouveau-motiver findes også i vinduesgitrene og indgangsporten.
Sanatsal mirası bugün nereyse kaybolmuş durumdadır.Ejendommen er i dag nedrevet.
Sanatsal açıdan üretim teknikleri olarak, popüler biçimleri kullanmazlar.Mens i andre lande er cyklen af kulturelle årsager ikke et populært transportmiddel.
2018 yılında Satranç'ın Sanatsal Değerlerinin Saygın Elçisi olarak ödül aldı.I 2018 mottok han en pris for sitt arbeid som veldedighetsambassadør for kunstneriske verdier ved sjakk.
Sanatsal ve tarihi önemi nedeniyle, UNESCO tarafından 1989 yılında Dünya Mirası Alanı olarak ilan edildi. ^På grunn av sin kunstneriske og historiske betydning, fikk klostere verdensarvstatus i 1989.
Aynı yıl kendi atölyesini kurarak sanatsal çalışmalarına başladı.Samme år opprettet han sitt eget verksted.
1960'lı ve 1970'li yıllarda Sovyet sinemasının sanatsal stillerinde daha büyük bir çeşitlilik görüldü.Những năm 1960 và 1970 chứng kiến nhiều phong cách nghệ thuật khác nhau trong điện ảnh Liên Xô.
Danimarka kültürü zengin bir entelektüel ve sanatsal mirasa sahiptir.Văn hóa Đan Mạch có một di sản kiến thức và nghệ thuật phong phú.
Ama yönetmen Peter Bogdanovich ile düştüğü sanatsal farklılıklardan dolayı filmi kendisi yönetmek istedi.Trong lúc thực hiện bộ phim này, bà có nhiều xung đột với đạo diễn Peter Bogdanovich.
Piktogramlar muhtemelen Baja California yarımadasında bulunan Cochimi halkının sanatsal ürünleridir.Các hình vẽ nhiều khả năng là sản phẩm nghệ thuật của những người Cochimí trên Bán đảo Baja California.
2018 yılında Satranç'ın Sanatsal Değerlerinin Saygın Elçisi olarak ödül aldı.Năm 2018, ông nhận được giải thưởng Đại sứ Thiện chí về các Giá trị Nghệ thuật của Cờ vua.
O, propagandanın sanatsallığına dayanmaktadır.Di tích mang đậm nghệ thuật kiến trúc tôn giáo.
Onun zamanı sanatsal gelişme çağıydı.近世は木割術の発達普及した時代であった。
Bu eser orijinalin tam bir kopyası değil, heykeltraş Ákos Eleőd tarafından yapılan sanatsal bir benzetmedir.これはオリジナルの完全なコピーでは無く、むしろエレエードによって芸術的に再構成された物である。
Resimler, Bulgaristan'ın Helenistik dönemden kalma en iyi korunmuş sanatsal başyapıtlarındandır.この壁画は、ヘレニズム時代のブルガリア美術のなかで、最も保存状態の良い傑作である。
Çünkü kontratımız bize yüzde yüz sanatsal kontrol vermişti.予備役主計百翔長。
Ne kadar güzel (sanatsal) ölüyorum!“死ぬ”ほどうまい。
Sanatsal yeniden-kalibrasyon.カリコテリウム骨格。
Tarihi boyunca, özellikle Rönesans Döneminde, birçok sanatsal hareket olmuştur.它同样因为几次特别是文艺复兴时期的重要的艺术运动而众所周知的。
Danimarka kültürü zengin bir entelektüel ve sanatsal mirasa sahiptir.丹麥有著豐富的文化和知識遺產。
Sanatsal ve tarihi önemi nedeniyle, UNESCO tarafından 1989 yılında Dünya Mirası Alanı olarak ilan edildi. ^由于其艺术与历史价值,已于1989年被联合国教科文组织列为世界遗产。
Her yıl Rockefeller Üniversitesi sanatsal başarı elde etmiş bilim insanlarına Lewis Thomas Ödülü vermektedir.同年,洛克菲勒大學授予他關於科學寫作的劉易斯·托馬斯獎。
Salzburg Müzesi, Avusturya'nın Salzburg şehrinin sanatsal ve kültürel müzesi.薩爾斯堡博物館(德語:Salzburg Museum)是奧地利城市薩爾斯堡的博物館。
Lisans aynı zamanda sanatsal ve yazılı malzemelere de uygulanabilir.该许可证也可用于美工作品和书面材料。
Yazı & yorum: resme betimleyici ya da sanatsal yazı ekleme.听译:听写并翻译字幕文本。
Alman sineması yapmış olduğu teknik ve sanatsal katkılarla sinemacılık tarihine önemli katkılar yapmıştır.독일의 영화는 영화에 주된 기술적, 예술적 기여를 해왔다.
Cheang sanatsal metotlarla sosyal meseleleri yaratıcı bir şekilde iç içe geçirir.피카소는 미술 활동을 통하여 사회적 문제를 알렸다.
Mikis Theodorakis benzersiz sanatsal yeteneklerini ülkesine duyduğu derin sevgiyle harmanlamıştır.תאודוראקיס משלב מאז ומתמיד כישרון אמנותי יוצא דופן עם אהבה עמוקה לארצו.
Vidadi'nin lirik şiirleri sanatsal zanaatın harika bir örneğidir.קישוטי המזבח נחשבים לדוגמה טובה לאמנות דתית.
Eserleri özgünlüğü ve sanatsallığıyla dikkat çekti.אין ספק שהשניים העריכו זה את זה מבחינה מקצועית ואמנותית.
Yapının sanatsal kısmıyla ise mimar Antonio Rivas Mercado ilgilenecekti.על תכנונו המחודש של השוק הופקד האדריכל אריה גונן.
Japonizm (Fransızca: Japonisme), Japon sanatının ve sanatsal becerisinin incelenmesidir.צ'ין יפני (ידוע גם כספניאל יפני) הוא כלב לוויה ושעשועים יפני.