Ana içeriğe geç
Sözlük

sanata ile cümle

sanata kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Philadelphia Güzel Sanatalar Muzesi (1876).Médaille de l'exposition internationale de Philadelphie (1876).
Sanata ve biyolojiye ilgisi olduğunu ifade etmektedir.Sus intereses incluyen el arte y la biología.
Alberto çocukluğundan beri sanata büyük ilgi göstermiştir.Tayali estaba muy interesado en el arte desde su nacimiento.
1955 yılında Mozart'ın Sihirli Flüt adlı operasıyla sanata ilk adımı atmıştır.En 1925 se transmitió por primera vez una opera: La flauta mágica de Mozart.
Sanata düşkündür.Apreciar el arte.
1885 yılında van Gogh köylü resimlerinin modern sanata en gerekli katkı olduğunu belirtmiştir.Nel 1885 Van Gogh descrisse la pittura dei contadini come il maggior contributo all'arte moderna.
Klasik sanata yakından ilgi duymaktadır.A ogni modo, il mondo classico le conobbe in modo approssimativo.
Ayrıca estetiğe, sanata ve dinler tarihine karşı doymak bilmeyen bir ilgisi vardır.Non trascurò nemmeno i momenti dedicati all’intrattenimento e agli insegnamenti religiosi.
İlave olarak sanata hatırı sayılır miktarda sübvansiyon ayırdı.Certamente riuscì a raccogliere molta più arte che Mariette.
1969'da Berlin Güzel Sanatalar Odülü verildi.Nel 1969 espone al Palais des Beaux Art di Bruxelles.
Asurbanipal, sanata düşkündü.Вильгельм интересовался искусством.
Tesselasyona sanat tarihi boyunca, antik mimariden modern sanata kadar rastlanabilir.لكنها تاريخيا يمكن أن تظهر في تاريخ الفنون من العمارة القديمة إلى الفنون الحديثة.
Sanata ve biyolojiye ilgisi olduğunu ifade etmektedir.Seus interesses incluem arte e biologia.
Bu olaydan sonra kendini tamamen sanata adadı.Desde então devotou-se inteiramente a arte.
Sözüyle sanata ve türkülere olan aşkını belirtmiştir.Onde mostrava seu amor pelas artes e pelo esporte.
Yaşamını sanata adamıştır." diye metheder.Você tem que obedecer à lei”, afirmou Machado.
Bu olaydan sonra kendini tamamen sanata adadı.Hij wijdde zich vanaf toen geheel aan de kunst.
Kendini sanata ve çok tanınan bir Amerikan ressam olan Washington Allston'ın öğrencisi olmaya adadı.Oddał się wówczas sztuce i został uczniem Washingtona Allstona – znanego amerykańskiego malarza.
Sözüyle sanata ve türkülere olan aşkını belirtmiştir.Prezentuje jego wypowiedzi dotyczące sztuki i drogi życiowej.
Asurbanipal, sanata düşkündü.Motivet har varit omtyckt i konsten.
Okul, yabancı dil eğitimi ile birlikte müzik, sanata son derece önem verir.Utöver musiken lägger skolan stor vikt vid språkundervisning redan från förskolenivå.
Zamanla İstanbul'da sanata yakın çevrelerde iyice tanındı.З часом він був добре відомий у Стамбулі в близьких до мистецтва колах.
Sanata ilgisi, babasının yaptığı suluboya resimleri izleyerek başladı.O bojová umění se začal zajímat poté, co viděl, jak byl zbit jeho otec.
Ülkelerin gelişim düzeyleri ile birlikte kültür ve sanata duyulan ilgi de artmaktadır.Stejnou měrou, jakou přibývají novostavby, přibývá i možnost kulturního a sportovního vyžití.
Kendini sanata ve çok tanınan bir Amerikan ressam olan Washington Allston'ın öğrencisi olmaya adadı.Tak aktivně se věnoval umění, až ho nakonec přijal za svého žáka vlivný americký malíř Washington Allston.
Bilime ve sanata önem verir.Zajímala se o vědu a umění.
Bunda Leopold Hawelka’nın sanata olan düşkünlüğünün de önemli bir etkisi oldu.În aceasta se află importanța artei lui Toulouse-Lautrec.
Ayrıca bu sanata yön vermiş sanatçıların da müzikleri kullanılabilir.Artiștii interpreți pot realiza și spectacole stradale.
Sanata düşkündür.Az alkotás öröme.
1969'da Berlin Güzel Sanatalar Odülü verildi.Európa, 1969 A csodálatos fa.
Rebii Gorbon’un sanata olan ilgisini erken yaşlarda başladı.Bangha Béla tehetsége korán megmutatkozott.
O, origamiyi bir el sanatından yaşayan bir sanata dönüştürmüştür.Hän teki origamista elävän taiteen.
Sanata düşkündür.Taide on hänelle tärkeää.
Sanata düşkün olan İbrahim Paşa aynı zamanda büyük bir edebiyat hamisiydi.Με το ψευδώνυμο Πωλ Αβρίλ εργάστηκε και ως εικονογράφος ερωτικής λογοτεχνίας.
Sanata ve biyolojiye ilgisi olduğunu ifade etmektedir.Συσχετίζεται πολύ με τη βιοχημεία και τη μοριακή βιολογία.
2pac'a göre albüm, hiphop dinleyicilerine sanata olan saygısını göstermek için yapılmıştı.Ifølge Shakur, blev albummet lavet for at vise det hip hop publikum sin respekt for den kunstform.
Küçük yaşlarından itibaren sanata ilgi duydu.Hun hadde allerede fra barndommen interesse for kunst.
Dönüşünde kolağası iken (Kd. yüzbaşı) istifa etti ve kendini tamamiyle sanata verdi.Ketika gurunya Yang Ci (楊賜) dia meninggalkan jabatannya dan kembali ke daerah asalnya.
Sanata ve biyolojiye ilgisi olduğunu ifade etmektedir.美術と博物学に優れていた由。
Klasik sanata yakından ilgi duymaktadır.他对古典艺术极有兴趣。
Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum."이 시대의 불멸의 대중 예술"이라고 격찬했다.
2pac'a göre albüm, hiphop dinleyicilerine sanata olan saygısını göstermek için yapılmıştı.לדברי שאקור, האלבום נעשה כדי להראות לקהל ההיפ הופ שלו את הכבוד שלו לאמנות.
Sanata ve biyolojiye ilgisi olduğunu ifade etmektedir.היא סיימה בהצטיינות במגמות ביולוגיה ואמנות.
Daha sonra sanata adım atabilmesi için futbolcu Vinnie Jones'un yanında büyüdü.הוא גדל עם שחקן הכדורגל ויני ג'ונס - מי ששיחק לצידו לאחר מכן.
Ayrıca sanata ilgi duymaktadır.Zanimao se i za umjetnost.
Kendini sanata ve çok tanınan bir Amerikan ressam olan Washington Allston'ın öğrencisi olmaya adadı.V mladosti sa venoval umeniu a stal sa študentom známeho amerického maliara Washingtona Allstona.
Sanata ilgisi, babasının yaptığı suluboya resimleri izleyerek başladı.O bojové umenie sa začal zaujímať potom, čo videl, ako bol zbitý jeho otec.
Bilime ve sanata önem verir.Zanimal se je za znanost in umetnost.
2010 yılında Dünya Müzik Ödülleri'nde sanata üstün katkılarından dolayı efsane ödülünü kazanmıştır.2000 m. gegužę Pasaulio muzikos apdovanojimuose ji buvo apdovanota už Gyvenimo indėlį į muzikos industriją.
Aynı zamanda sanata da ilgim vardı.그러나 저는 또한 예술과 과학을 사랑했습니다.
Aynı zamanda sanata da ilgim vardı.אך אהבתי גם את האמנויות וגם את המדעים.
Aynı zamanda sanata da ilgim vardı.لكني كذلك أحببت الفنون والعلوم.
Aynı zamanda sanata da ilgim vardı.小さな子どもから
Ben de çizime değer veriyorlar diye sanata geçtim.E sono passato ad arte perché loro apprezzavano il disegno.
Ben de çizime değer veriyorlar diye sanata geçtim.Et je suis allé en section artistique car ils appréciaient le dessin.
Ben de çizime değer veriyorlar diye sanata geçtim.Ik ging iets met kunst doen, want zij waardeerden tekenen.
Ben de çizime değer veriyorlar diye sanata geçtim.그렇게 저는 그림을 많이 그릴 수 있는 미술 분과로 옮겼습니다.
Ben de çizime değer veriyorlar diye sanata geçtim.Poszedłem więc na sztukę, doceniali tam moje rysunki.
Ben de çizime değer veriyorlar diye sanata geçtim.Și m-am dus la arte pentru că ei apreciau desenul.
Ben de çizime değer veriyorlar diye sanata geçtim.Und ich ging in die Kunst weil denen das Malen gefiel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod