Sanırım acele edersek onu yapacağız.I think we'll make it if we hurry.
Sadece sana yardım etmekten memnun olacağım.I'll be only too pleased to help you.
Ayakları kırık sandalyeleri at.Throw away the chairs whose legs are broken.
Her gördüğün sakallıyı deden sanma.All that glitters is not gold.
Her sakallıyı deden sanma.All that glitters is not gold.
Sanırım bayılacağım.I think I'm going to faint.
Gerçekten sana acıyorum.I really feel for you.
Sana istediğin kadar çok sayıda vereceğim.I'll give you as many as you like.
Sana yardım etmekten mutlu olacağım.I will be pleased to help you.
Hemşire onu nasıl yapacağını sana söyleyecek.The nurse will tell you how to do it.
Sanırım faturamda bir hata var.I think there's a mistake in my bill.
Sana hoş bir yolculuk diliyorum.I wish you a pleasant voyage.
Sana eğlence dolu bir Cadılar bayramı diliyorum.Wishing you a Halloween filled with fun.
Daha çok öğrencinin gelmek istediğini sanmıyorum.I don't think any more students want to come.
O şüphesiz zengin ama onun çok akıllı olduğunu sanmıyorum.She is rich, to be sure, but I don't think she's very smart.
Nükleer enerji santralleri tehlikelidir, nükleer silahlardan söz edilmemeli.Nuclear power plants are dangerous, not to mention nuclear weapons.
Bir bütün olarak, sanırım planın çok iyi bir plan.On the whole, I think your plan is a very good one.
Sana, yabancı dil öğrenmede yeni bir yaklaşım göstereceğim.I will show you a new approach to foreign language learning.
Sana onları açmanı söyleyinceye kadar gözlerini kapalı tut.Keep your eyes closed until I tell you to open them.
Sanat ile hayatı karıştırmayın.Never confuse art with life.
Sana sağa dönmeni emrediyorumI order you to turn right.
Onu nasıl halledeceğini sana göstereceğim.I will show you how to solve it.
Sanırım mesleğime tutunabilirim.I hope I can hold on to my job.
Sanat kitapları ve kataloglar satın almak için nereye gidebilirim?Where can I go to buy art books and catalogues?
İhtiyacımız olan tüm parayı sağlamak için sana güveniyoruz.We're banking on you to provide all the money we need.
Her birimiz az çok sanatla ilgilenmektedir.Every one of us is more or less interested in art.
Yardım için sana güveniyoruz.We are looking to you for help.
Kabuki eski bir Japon sanatıdır.Kabuki is an old Japanese art.
Sana bizim evin etrafını göstereyim.Let me show you around our house.
Sana biraz kahve hazırlayacağım.I'll fix you some coffee.
Venedik'teki San Marco meydanı yazın hep turist kaynıyor.St Mark's Square in Venice is always swarming with tourists in the summer.
Kim olduğunu sanıyorsun?Who do you think you are?
Sana bir kez söyledimse, sana bin kez söyledim.If I've told you once, I've told you a thousand times.
Bazı çocuklar fıstık ezmeli sandviç getirdiler, bazıları jambonlu ve diğerleri peynirli.Some children brought peanut butter sandwiches, some ham, and others cheese.
Ne yaptığını sanıyorsun?What do you think you're doing?
Ne çeşit bir sandviç istiyorsun?What kind of sandwich do you want?
Sana çok fazla teşekkür edemem.I cannot thank you too much.
Sana yardım edebilir miyim?Can I help you?
Bir şey olursa, sana bildiririm.I'll let you know if anything comes up.
Sana bir hediye vereceğim.I'll give you a present.
Keşke sana bir şey verebilsem.I wish that I could give you something.
Eğer sana gerçeği söylersem şaşırırdın.If I were to tell you the truth, you would be surprised.
Sana bütün gerçeği söylesem şaşırırsın.If I were to tell you the whole truth, you would be amazed.
Aşağıdaki fiyat indirimleri ile ilgili sana nasihat etmek istiyoruz.We wish to advise you of the following price reductions.
Müzik ve sanat, yaşam zevkine çok büyük ölçüde katkıda bulunabilirler.Music and art can greatly contribute to the enjoyment of life.
Sana sıcak bir içecek hazırlayabilir miyim?Can I fix you a hot drink?
Sanırım astlarıma öğüt dağıtmak zorunda olduğum yaşa ulaştım.I guess I've reached the age where I have to dispense advice to my underlings.
O sandalyeyi seviyorum.I love that chair.
Sanırım karısı kasabanın dışına gidiyor.I think his wife is going out of town.
Sana haddini bildireceğim.I'll give you a piece of my mind.
Bütün yolu beni görmek için geldiğin için sana çok teşekkür ederim.Thank you very much for coming all the way to see me.
Sana istasyona giden yolu göstereceğim.I'll show you to the station.
İstasyona kadar sana eşlik edeceğim.I will go along with you as far as the station.
İngilizce öğrenmek için Amerika'da yaşamaktan daha iyi bir yol olduğunu sanmıyorum.I don't think that there is any better way to learn English than by living in America.
Yağmur yağacağını sanmıyorum, ancak her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella in case it does.
Yağmur yağacağını sanmıyorum.I don't suppose it's going to rain.
Sanırım yağmur yağacak.I think it's going to rain.
Sanırım sağ kolum kırık.I think my right arm is broken.
Cinayetler zincirinin aynı adam tarafından işlendiği sanılmaktadır.The chain of crimes are thought to have been committed by the same man.
Bir iki gün içinde sana bildireceğim.I'll let you know in a day or so.