Bir ya da iki gün içinde sana cevap vereceğim.I'll give you an answer in a day or two.
Bir saniye dakikanın altmışta biridir.A second is a sixtieth part of a minute.
En yakın sanat galerisi nerede?Where's the nearest art gallery?
Sana bir içecek ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
Sana bir içki ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
Sanırım hoş bir gün olacak.I think it's going to be a nice day.
Böylesine saçma bir hikayeyi sana kim anlattı?Whoever told you such a ridiculous story?
Sıkı çalışma ve kendini adama sana başarıyı getirecektir.Hard work and dedication will bring you success.
Bir hafta içinde sana CD'yi geri vereceğim.I will give you back the CD in a week.
Parti için sandalyeler ayırtıldı.The seats were reserved for the party.
Sana bir parça tavsiye vereyim.Let me give you a piece of advice.
Sana bir hikaye anlatacağım.I'll tell you a story.
Sana iyi bir öğüt vereceğim.I'll give you a piece of good advice.
Doktorun sana tavsiye ettiği gibi yapsan iyi olur.You had better do as the doctor advised you.
Sanırım bir doktorla görüşmelisin.I think you should see a doctor.
Tıbbi olarak konuşursak, sana kilo vermeni öneririm.Speaking medically, I advise you to lose weight.
O, sandalyenin altında.It is under the chair.
Sandalyede oturabilirsin.You may sit down on the chair.
Sandalye henüz gelmedi.The chair hasn't arrived yet.
Kötü kitaplar sana zarar verecek.Bad books will do you harm.
Şehir hayatı için biçilmiş kaftan olduğumu sanmıyorum.I don't think I'm cut out for city life.
Ben Londra'ya varır varmaz sana birkaç satır yazacağım.As soon as I get to London, I'll drop you a line.
Los Angelos'ta büyüdüğünü sanıyordum.I thought you were raised in L.A.
Sana piyano çalmayı kim öğretti?Who taught you to play the piano?
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Mr Wright speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.I'll lend you one if you like.
İyi bir mektup yazmanın gerçek sırrı sanki konuşuyormuşsun gibi yazmaktır.The true secret of writing a good letter is to write as if you were talking.
Yavaş yürü ve ben sana yetişeceğim.Walk slowly, and I will catch up with you.
Onu yapmamanı sana tekrar tekrar söyledim.I've told you over and over again not to do that.
Sanırım buradaki Tay yiyeceklerine baharat katılır bu yüzden Japonlar ondan hoşlanacaklar.I think the Thai food at this place is seasoned so Japanese will like it.
Sonunda sana yetiştiğime memnun oldum.I'm glad I've finally caught you.
Sanırım denememek daha iyi.I think it better not to try.
Sana soracağım bir şeyler var.I have something to ask of you.
Sana Japonya hakkında daha çok şey anlatacağım.I will tell you more about Japan.
Sana tekrar tekrar dikkatli olmanı söyledim.I've told you again and again to be more careful.
Sana çabucak cevap vermediğim için üzgünüm.I'm sorry I didn't reply to you sooner.
Daha fazla zamanım olsaydı sana yazardım.If I had had more time, I would have written to you.
En hızlı koşucu 9 saniyede 100 metre koşamaz.The fastest runner can't run 100 meters in 9 seconds.
Sana yardım edeceğim, elbette.I will help you, of course.
Eğer sana yardım etmek iseseydi, her şeyden önce sana gelebilirdi.If he would help you, he might come to you at once.
Hasta olmasam sana katılırım.If I were not ill, I would join you.
Eğer ihtiyacın varsa, sana yardım edeyim.Let me help you, if necessary.
Kanatlarım olsa, sana uçarım.If I had wings, I would fly to you.
Bir kuş olsam, sana uçarım.Were I a bird, I would fly to you.
Bir kuş olsam sana uçabilirim.If I were a bird, I could fly to you.
Gerçeği bilsem, sana söylerim.If I knew the truth, I would tell you.
Seninle birlikte olsaydım, sana yardım ederdim.If I had been with you, I could have helped you.
İşim olmasa, sana yardım ederim.If I were free, I could help you.
Bilseydim, onu sana söylerdim.If I had known it, I would have told it to you.
Onun hakkında bilseydim, sana söylerdim.Had I known about it, I would have told you.
Zengin olsaydım, ben sana biraz para verirdim.If I had been rich, I would have given you some money.
Eğer adresini bilseydi, sana yazardı.If she knew your address, she would write to you.
Keşke burada olsan onun hakkında sana danışabilirdim.If only you were here, I could consult you about it.
Bir kurşun kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç veririm.If you want a pencil, I'll lend you one.
Mümkün olursa sana yardım ederim.I will help you if possible.
Eğer bilseydim ondan sana bahsederdim.Had I known it, I'd have told you about that.
Haberi bilseydim, sana söylerdim.If I had known the news, I would have told you.
Eğer para istiyorsan, sana biraz ödünç verebilirim.If you want any money, I will lend you some.
Eğer bir diyetteysen kahvaltıyı atlamanın sana yardım etmeyeceğini unutma.Don't forget that, if you are on a diet, skipping breakfast will not help you.
Madem ki saat sekiz, Sanırım kısa zamanda okula gitmelisin.Seeing that it is 8 o'clock, I think you should leave for school soon.