Mümkün olursa sana yardım ederim.I will help you if possible.
Eğer bilseydim ondan sana bahsederdim.Had I known it, I'd have told you about that.
Haberi bilseydim, sana söylerdim.If I had known the news, I would have told you.
Kısa sürede sana yetişirim.I'll catch up with you soon.
Öfkemi daha fazla kontrol altına alabileceğimi sanmıyorum.I don't think I'll be able to hold in my anger any longer.
Mayuko'yu sana tanıtmama izin ver.Allow me to introduce Mayuko to you.
Henüz karar vermedim ama gitmeden önce sana bildireceğim.I haven't decided yet, but I'll let you know by the time we leave.
Sanırım bu bir Picasso'ya çok benziyor.I think it's very like a Picasso.
Sanırım başarabildik.I guess we could.
Sanki Fransızcayı iyi biliyormuş gibi davranıyordu.She acted as if she knew French well.
Fransa'da sanatçlara hayli saygı gösterilir.Artists are highly respected in France.
Frankfurter adlı sosisli sandviçler ABD'de ilk kez 1860'larda satıldı.Frankfurters were first sold in the United States in the 1860s.
Sanırım yağmur daha da şiddetleniyor.I think the rain's getting heavier.
7 Saniye7 Segundos
Başlangıçta onu senin erkek kardeşin sandım.At first, I took him for your brother.
Kendini gülünç duruma düşürmeyi bırak. Herkes sana gülüyor.Stop making a fool of yourself. Everyone is laughing at you.
7 Saniye7 sekundach
Onu sana karşı döndüren nedir?What turned her against you?
Sanırım onun karısını öldürme nedeni hâlâ bir sır.I think the reason that he killed his wife is still a mystery.
Sana mektubu benim için okutturacağım, Tom.I'm going to have you read the letter to me, Tom.
7 Saniye7 sekund
Sana bir şey mi oldu?Is something wrong with you?
Onun gibi aptalca bir şeyi sana yaptıran nedir?What made you do a silly thing like that?
Onlar sana niçin yaşamak için İngilizce öğrenmek zorundasın diyorlar?Why do they say you have to learn English to survive?
Sana ne oldu? Solgun görünüyorsun.What's the matter with you? You look pale.
Dikkatli dinlemen için sana yalvarıyorum.I beg of you to listen carefully.
Masanın yanında dört sandalye vardı.There were four chairs by the table.
Tim sanki solakmış gibi yazar.Tim writes as if he were left-handed.
Lütfen çok hızlı yürüme. Sana ayak uyduramıyorum.Please don't walk so fast. I can't keep pace with you.
Sanırım o hikayeyi o uydurdu.I think she made up that story.
Zavallı adam sonunda büyük bir sanatçı oldu.The poor man finally became a great artist.
Zavallı genç adam sonunda büyük bir sanatçı oldu.The poor young man finally became a great artist.
Sanırım güzel kız utangaç genç adama veda edecek.I guess that the beautiful girl will say goodbye to the shy young man.
Kaza hakkında sana anlatmakta özgür değilim.I'm not at liberty to tell you about the incident.
Sana onun hakkında söyleyecek bir şeyim yok.I have nothing to tell you about it.
Köpek sandalyenin üstünde.The dog is on the chair.
Onun hakkında bildiğim her şeyi sana anlatacağım.I'll tell you all I know about it.
Ben konuyla ilgili sana tavsiyede bulunacağım.I will advise you on the matter.
Sandalye pencerenin yanında değildir.The chair is not near the window.
Sanırım yerimde oturuyorsun.I think you're sitting in my seat.
Sanırım kazağımı tamir ettirsem iyi olur.I think I had better have my sweater mended.
John geri döndüğünde sanki bir hayalet görmüş gibi solgun görünüyordu.When John came back, he looked pale as if he had seen a ghost.
Jody sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyor.Jody looks as if she had seen a ghost.
Sanırım koşu iyi bir egzersizdir.I think jogging is good exercise.
Sana veda etmeliyim.I must say good-bye to you.
Sana hoşça kal demeliyim.I must say good-bye to you.
Sana son kez yazdığımdan beri uzun zaman oldu.It has been a long time since I wrote you last.
Yarın kitabı sana geri getireceğim.I'll bring the book back to you tomorrow.
Sanırım asla evlenmeyeceğim.I guess I'm never going to get married.
Bu sorunu çözmen için sana beş dakika vereceğim.I'll give you five minutes to work out this problem.
Bu kitap sana ait.This book belongs to you.
Bu kitap sana aittir.This book belongs to you.
Sanırım o bu civarda.I think it's around here.
Bütün bu ev ödevini tek başına yaptığını sanmıyorum.I don't think that you did all this homework by yourself.
Halının büyüklüğü 120'ye 160 santimetredir.The size of the carpet is 120 by 160 centimeters.
Bu gömleğin o kırmızı kravatla uyacağını sanmıyorum.I don't think this shirt goes with that red tie.
Buraya gel, ve sana göstereceğim.Come here, and I'll show you.
İşte sana göstermek için bir resim.Here is a picture to show you.
Sanırım ben Noel'den sonra diyete geri dönmek zorundayım.I think I have to go back on a diet after Christmas.
Sana bir milyon yen verilecek olsa onunla ne yaparsın?If you were to be given a million yen, what would you do with it?