samimi ile cümle
samimi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Primul cuvânt care mi-a venit în minte a fost: cordiali.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.První slova, která mi přišla na mysl byla "upřímní a srdeční".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Und die ersten Worte, die mir in den Sinn kamen, waren von ganzem Herzen.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Và những từ đầu tiên nảy ra trong suy nghĩ của tôi là bằng cả trái tim.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Y la primera palabra que se me vino a la mente fue "genuinas".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Και οι πρώτες λέξεις που μου ήρθαν στο μυαλό ήταν ολόψυχος.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.И первые слова, которые пришли мне в голову, были "искренние".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.И първата дума, която изникна в съзнанието ми беше "всеотдайно".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.І перше слово, яке спало на думку, було "щирі".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.והמילים הראשונות שעלו בראשי היו "בלב שלם".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.وأول كلمات خطرت على عقلي كانت كل الجوارح .
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.それは"あるがまま"です つまり- 自己価値感をもって生きている人たちなのです
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Emellett még valamit tapasztalok, amit leginkább úgy neveznék, hogy a "magánélet demokratizálódása".
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.E qualcosa che sto vedendo succedere è qualcosa che chiamerei una specie di "democratizzazione dell'intimità."
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Y algo que veo suceder es algo que me gustaría llamar una especie de "democratización de la intimidad."
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Zjawisko, które zaobserwowałam mogę nazwać czymś w rodzaju "demokratyzacji intymności"
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Αυτό το οποίο βλέπω να συμβαίνει είναι κάτι που θα αποκαλούσα ένα είδος "εκδημοκρατισμού της οικειότητας".
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.A bude dřina to nějak změnit.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.E bisogna darsi da fare per cambiare questa cosa.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Er gaat echt werk nodig zijn om dat te veranderen.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.És komoly munkát fog igényelni ennek a megváltoztatása.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Et il va nous falloir beaucoup de travail pour changer ça.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.그 점을 바꾸려면 상당한 노력이 필요합니다.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Und es wird viel Arbeit brauchen, das zu ändern.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Va trebui mult efort pentru a schimba asta.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Y nos tomará un gran trabajo cambiarlo.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.И ще е нужна истинска работа, за да се промени това.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.ונדרשת עבודה רבה כדי לשנות זאת.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.وسيستغرق ذلك عمل حقيقي لتغيير ذلك.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.しかし神の御業は決して簡単ではないのです
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Eerlijk gezegd was ik al blij geweest als hij niet boos op me zou zijn.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.E sarò onesta, tutto quello che volevo era che non si arrabbiasse con me.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Et je vais être honnête, tout ce je voulais était qu'il ne soit pas en colère contre moi.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Ich will ehrlich sein, alles, was ich von ihm wollte, war, dass er nicht böse auf mich sein würde.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.솔직히 말하자면, 전 그가 저한테 화를 안내기만을 바랬어요.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Og jeg skal være ærlig, det eneste jeg ønskede, var at han ikke blev sur på mig.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Őszinte leszek, csak annyit akartam, hogy ne legyen mérges rám.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Przyznam się, że chciałam tylko, żeby nie był na mnie zły.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Và tôi sẽ thành thật tất cả những điều tôi đã muốn là khiến ông ấy đừng nổi giận với tôi.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Voi fi sinceră, tot ce voiam era ca el să nu fie supărat pe mine.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Y seré honesta, todo lo que quería era que no se enojara conmigo.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Και θα είμαι ειλικρινής, γιατί το μόνο που ήθελα ήταν να μη θυμώσει μαζί μου.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Сказать по правде, всё, чего я хотела, — чтобы он не злился на меня.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Ще бъда откровена, всичко, което исках от него е да не ми се сърди.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.ואני היה כנה, כל מה שרציתי הוא שהוא לא יכעס עלי.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.وسأكون صادقة، كل ما اردته هو أن لا يكون غاضبا علي.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.怒らないでほしいと ただそれだけを思っていました でも彼はこう言ったのです
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Ei încearcă de fapt să blocheze această dezvoltare a intimității.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.E stanno cercando di bloccare, in un certo senso, questo spostamento verso maggiori possibilità di intimità.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Ils essaient en fait de bloquer, dans un sens, ce mouvement vers une plus grande possibilité d'intimité.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.어떤 면에서는, 그들은 실제로 막으려고 시도하고 있습니다. 이 친밀함의 거대한 가능성의 이 순간에서도 말이죠.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Próbują blokować, w pewnym sensie, ten ruch szerszych granic prywatności.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Và họ đang cố ngăn chặn xu hướng phát triển liên hệ cá nhân này.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Wat ze proberen te blokkeren, in zekere zin, is deze beweging naar meer kans op intimiteit.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.И всъщност в известен смисъл се опитват да блокират това движение за много по-голяма възможност за интимност.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.והם מנסים במובן מסוים לבלום את התנועה ליצירת אינטימיות מוגברת.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.وهم يحاولون في الواقع العرقلة ، بطريقة ما، هذه الحركة لإمكانية أعظم للإلفة.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.排除しようとしているのです
Ve oldukça samimice, biz başımızı kumun içine sokuyoruz.En, eerlijk gezegd, steken we ons hoofd in het zand.
Ve oldukça samimice, biz başımızı kumun içine sokuyoruz.E se devo essere sincero, stiamo nascondendo la testa nella sabbia.