Tüm samimiyetimle rica ediyorum, lütfen bana yardım edin.Őszintén kérem, segítsen nekem.
Tüm samimiyetimle rica ediyorum, lütfen bana yardım edin.Σας ζητάω αυτήν την χάρη. Σας παρακαλώ βοηθήστε με.
Tüm samimiyetimle rica ediyorum, lütfen bana yardım edin.انا اطلب منك معروفا من فضلك ساعدني
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Ensimmäisenä tuli mieleen "sydämellinen".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.A prvé slová, ktoré mi napadli, bolo otvorení celým srdcom.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.As primeiras palavras que me vieram à cabeça foram "amor incondicional".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.E la prima parola che mi è passata per la mente è stata - di tutto cuore.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.És az első szó, ami eszembe jutott a "teljes szívvel élők" kifejezés volt.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Et les premiers mots qui me sont venus à l'esprit ont été "sans réserve".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Het eerste dat in mij opkwam was hartelijkheid.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.In prva beseda, ki mi je prišlo na misel je bila iskreni.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.I pierwszym określeniem, które przyszło mi do głowy było: osoby o pełnym sercu.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Kata pertama yang muncul di benak adalah kesungguhan.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.제 머리에 제일 먼저 떠오른 단어는 "전심전력"이었어요.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Og det første ord jeg kom til at tænke på var helhjertet.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Primul cuvânt care mi-a venit în minte a fost: cordiali.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.První slova, která mi přišla na mysl byla "upřímní a srdeční".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Und die ersten Worte, die mir in den Sinn kamen, waren von ganzem Herzen.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Và những từ đầu tiên nảy ra trong suy nghĩ của tôi là bằng cả trái tim.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Y la primera palabra que se me vino a la mente fue "genuinas".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.Και οι πρώτες λέξεις που μου ήρθαν στο μυαλό ήταν ολόψυχος.
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.И первые слова, которые пришли мне в голову, были "искренние".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.И първата дума, която изникна в съзнанието ми беше "всеотдайно".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.І перше слово, яке спало на думку, було "щирі".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.והמילים הראשונות שעלו בראשי היו "בלב שלם".
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.وأول كلمات خطرت على عقلي كانت كل الجوارح .
Ve aklıma gelen ilk kelimeler samimi, içten oldu.それは"あるがまま"です つまり- 自己価値感をもって生きている人たちなのです
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.A bude dřina to nějak změnit.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.E bisogna darsi da fare per cambiare questa cosa.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Er gaat echt werk nodig zijn om dat te veranderen.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.És komoly munkát fog igényelni ennek a megváltoztatása.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Et il va nous falloir beaucoup de travail pour changer ça.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.그 점을 바꾸려면 상당한 노력이 필요합니다.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Und es wird viel Arbeit brauchen, das zu ändern.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Va trebui mult efort pentru a schimba asta.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.Y nos tomará un gran trabajo cambiarlo.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.И ще е нужна истинска работа, за да се промени това.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.ונדרשת עבודה רבה כדי לשנות זאת.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.وسيستغرق ذلك عمل حقيقي لتغيير ذلك.
Ve bunu değiştirmek samimi işler gerektirecek.しかし神の御業は決して簡単ではないのです
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Eerlijk gezegd was ik al blij geweest als hij niet boos op me zou zijn.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.E sarò onesta, tutto quello che volevo era che non si arrabbiasse con me.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Et je vais être honnête, tout ce je voulais était qu'il ne soit pas en colère contre moi.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Ich will ehrlich sein, alles, was ich von ihm wollte, war, dass er nicht böse auf mich sein würde.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.솔직히 말하자면, 전 그가 저한테 화를 안내기만을 바랬어요.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Og jeg skal være ærlig, det eneste jeg ønskede, var at han ikke blev sur på mig.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Őszinte leszek, csak annyit akartam, hogy ne legyen mérges rám.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Przyznam się, że chciałam tylko, żeby nie był na mnie zły.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Và tôi sẽ thành thật tất cả những điều tôi đã muốn là khiến ông ấy đừng nổi giận với tôi.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Voi fi sinceră, tot ce voiam era ca el să nu fie supărat pe mine.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Y seré honesta, todo lo que quería era que no se enojara conmigo.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Και θα είμαι ειλικρινής, γιατί το μόνο που ήθελα ήταν να μη θυμώσει μαζί μου.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Сказать по правде, всё, чего я хотела, — чтобы он не злился на меня.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Ще бъда откровена, всичко, което исках от него е да не ми се сърди.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.ואני היה כנה, כל מה שרציתי הוא שהוא לא יכעס עלי.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.وسأكون صادقة، كل ما اردته هو أن لا يكون غاضبا علي.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.怒らないでほしいと ただそれだけを思っていました でも彼はこう言ったのです
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Ei încearcă de fapt să blocheze această dezvoltare a intimității.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.E stanno cercando di bloccare, in un certo senso, questo spostamento verso maggiori possibilità di intimità.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Ils essaient en fait de bloquer, dans un sens, ce mouvement vers une plus grande possibilité d'intimité.