TEL SAMANConstellation name (optional)Constellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)DRAAD STROConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)Fil de pailleConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)FILO DI PAGLIAConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)PAJA TRENZADAConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)PALHAConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)THREAD STRAWConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)THREAD STRAWConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)TRÄDA HALMConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)WIĄZKA SŁOMYConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)ΝΗΜΑ ΑΧΥΡΟΥConstellation name (optional)
TEL SAMANConstellation name (optional)СОЛОМИНКАConstellation name (optional)
Testini Samanyolu haline getirmene ne gerek vardı?Azt akarod, hogy a tesztedből a csillagos ég legyen?
Testini Samanyolu haline getirmene ne gerek vardı?Penses-tu que les questions d'examen sont faites pour être fausses ?
Testini Samanyolu haline getirmene ne gerek vardı?Υπάρχει κάποια λόγος να κάνεις το τεστ στο Milky Way;
Testini Samanyolu haline getirmene ne gerek vardı?هل هناك حاجة لاجراء الاختبار في درب التبانة؟
UK Süpermarketi'nde, Samantha Dhungel buzluktan birkaç torba sebze çıkardı.Chez UK Supermarket, Samantha Dhungel sort des sacs de légumes du congélateur.
UK Süpermarketi'nde, Samantha Dhungel buzluktan birkaç torba sebze çıkardı.Di Supermarket UK misalnya.
UK Süpermarketi'nde, Samantha Dhungel buzluktan birkaç torba sebze çıkardı.En el supermercado UK, Samantha Dhungel saca bolsas de verduras del congelador.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.A to jest John Doolikahn, który jest szamanem Kalaszy.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.Còn đây là John Doolikahn, pháp sư của người Kalash.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.Das ist John Doolikhan, der Schamane der Kalash.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.Dit is John Doolikahn, de sjamaan van de Kalash.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.Ez pedig John Doolikahn, a kalashok sámánja.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.Iar acesta este John Doolikahn, samanul tribului Kalash.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.Ini John Doolikahn, dukun dari suku Kalash.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.lo sciamano dei Kalash.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.Y éste es John Doolikahn, que es el chamán de los kalash.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.Αυτός είναι ο Τζον Ντούλικαν, που είναι ο σαμάνος των Καλάς.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.А това е Джон Дуликан, който е шаманът на Калашите.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.А это Джон Дуликан, шаман калашей.
Ve bu da John Doolikahn, Kalashların şamanı.Це - Джон Дулікан, шаман Калашів.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Abbiamo preso fieno e mele selvatiche e ne abbiamo ottenuto una salsa barbecue.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Am luat fânul şi merele pădureţe şi am făcut sos pentru grătar din aceste ingrediente.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.A v podstate vezmeme seno a plané jablká a z týchto dvoch ingrediencií vyrobíme grilovaciu omáčku.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Básicamente, con heno y manzanas silvestres hacemos salsa de barbacoa.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Et essentiellement, nous avons pris des pommes sauvages et du foin et en avons fait de la sauce barbecue.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.I generalnie bierzemy siano i jabłka i robimy sos barbecue z tych dwóch rzeczy.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.저희들은 건초와 꽃사과로 바베큐 소스를 만들었는데 저희 손님들은 진짜
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Pada dasarnya kami mengambil jerami dan apel liar dan membuat saus barbekyu dari kedua bahan ini.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Pegámos no feno e nas maçãs e fizemos molho para churrasco a partir destes dois ingredientes.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Tulajdonképpen fogtuk a szénát és a vadalmát és barbecue szószt csináltunk ebből a két hozzávalóból.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Und hauptsächlich nahmen wir Heu und Holzäpfel und stellten eine Barbecue Sauce aus diesen zwei Zutaten her.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Và căn bản chúng tôi dùng rơm và táo dại để làm sốt barbecue từ hai nguyên liệu đó.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.V podstatě jsme vzali slámu a planá jablka a udělali z těchto dvou přísad barbecue omáčku.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.We namen dus hooi en sierappels en maakten barbecuesaus van die twee ingrediënten.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Πήραμε σανό και ξινόμηλα και κάναμε σάλτσα μπάρμπεκιου με αυτά τα δύο υλικά.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.И просто взехме сено и ябълки и направихме барбекю сос от тези две съставки.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Ми просто взяли сіно та дикі яблука і приготували соус для барбекю із цих двох компонентів.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.Мы взяли сено с дикими яблоками и приготовили из них соус барбекю.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.יש שם ערמת חציר וכמה תפוחים.
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.ونحن نأخذ القش و التفاح ونصنع منه صلصة بابركيو من هذين المطونين
Ve saman ve yaban elmalarını aldık ve o iki malzemeden barbekü sosu yaptık.バ−ベキュ−ソ−スを作りました 皆さん本物だと信じましたが
Ve Samanyolu'nun ışığını karartsaydık eğer, böyle bir şeye benzeyecekti.Dan jika salah satunya menimbulkan gerhana di Bima Sakti, maka akan terlihat seperti ini.
Ve Samanyolu'nun ışığını karartsaydık eğer, böyle bir şeye benzeyecekti.En indien een zwart gat de Melkweg zou overschaduwen, dan is dit hoe het eruit zou zien.
Ve Samanyolu'nun ışığını karartsaydık eğer, böyle bir şeye benzeyecekti.E se um deles alguma vez eclipsar a Via Láctea, seria este o aspecto.
Ve Samanyolu'nun ışığını karartsaydık eğer, böyle bir şeye benzeyecekti.E se uno eclissasse la Via Lattea, ecco come apparirebbe.
Ve Samanyolu'nun ışığını karartsaydık eğer, böyle bir şeye benzeyecekti.És ha az egyik eltakarná a Tejutat, így nézne ki.
Ve Samanyolu'nun ışığını karartsaydık eğer, böyle bir şeye benzeyecekti.Et si l'un d'eux devait éclipser la voie lactée, voilà à quoi ça ressemblerait.
Ve Samanyolu'nun ışığını karartsaydık eğer, böyle bir şeye benzeyecekti.Gdyby jedna przesłoniła Drogę Mleczną, tak by to wyglądało.