Bizim salonumuzda mı?في صالة الجيدو ؟
Boston Tıp Merkezi'nde, klinik bekleme salonunda,<헬스리드> 자원봉사자로
Boston Tıp Merkezi'nde, klinik bekleme salonunda,היא התנדבה ב"בריאות מובילה"
Boston Tıp Merkezi'nde, klinik bekleme salonunda,كانت احدى المتطوعين في Health Leads
Boston Tıp Merkezi'nde, klinik bekleme salonunda,ボストンメディカルセンターの 診療所の待合室で働きました
Böylece salonun yarısı dolu olsa bile sayenizde tam doluymuş gibi gözüküyor.Comme ça même si c'est à moitié rempli ça aura l'air rempli.
Böylece salonun yarısı dolu olsa bile sayenizde tam doluymuş gibi gözüküyor.In questo modo anche con meta' platea il locale sembrera' imballato.
Böylece salonun yarısı dolu olsa bile sayenizde tam doluymuş gibi gözüküyor. Ne saçmalıyorsun Jackie?Auf diese weise wenn es halbvol ist seht es immer noch ausgebucht aus. was redest du blöd Jackie?
Böylece salonun yarısı dolu olsa bile sayenizde tam doluymuş gibi gözüküyor.Έτσι ακόμα κι αν είναι μισογεμάτο, δεν θα φαίνεται.
Böylece salonun yarısı dolu olsa bile sayenizde tam doluymuş gibi gözüküyor.Без них совсем не интересно выступать.
Böylece salonun yarısı dolu olsa bile sayenizde tam doluymuş gibi gözüküyor.なにいってんのジャッキー?
Bu Amerika'nın bir gerçeği. Salonun yarısı tanıyor.É um problema americano.
Bu Amerika'nın bir gerçeği. Salonun yarısı tanıyor.이것의 미국의 문제입니다. 여기 계신 분들 중 절반이네요.
Bu Amerika'nın bir gerçeği. Salonun yarısı tanıyor.To amerykańskie wyzwanie znane pewnie połowie osób na tej sali.
Bu Amerika'nın bir gerçeği. Salonun yarısı tanıyor.חצי מהקהל ! הקורסים האלו הם ממש אתגר אמריקאי,
Bu Amerika'nın bir gerçeği. Salonun yarısı tanıyor.إنه تحدي أمريكي. نصفكم في الغرفة.
Bu Amerika'nın bir gerçeği. Salonun yarısı tanıyor.分かります
Bu çocuk mahkeme salonuna girdiğinde gördüğüm korkunç manzara karşısında dondum kaldım.Diese Masken werden gewöhnlich eingesetzt, um andere vor Speichel und Bissen zu schützen.
Bu çocuk mahkeme salonuna girdiğinde gördüğüm korkunç manzara karşısında dondum kaldım."Me quedé horrorizada cuando entre en la sala"
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.Acum, aşa arată Tyrannosaurus rex în camera mea de zi.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.A tak Tyranozaur Rex wygląda w moim salonie.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu. Bu aynısı değil aslında.実際には同じやつじゃない 買った鋳型だ
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.Dit is hoe hij eruit ziet in mijn woonkamer.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.Ecco come appare il Tyrannosaurus Rex nel mio soggiorno.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.Et maintenant, voila à quoi ressemble un Tyrannosaure dans mon salon.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.자,이게 티라노사우루스 렉스가 제 거실에 있을 때의 모습입니다.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.Nun, so sieht ein Tyrannosaurus Rex in meinem Wohnzimmer aus.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.Y así se ve el Tiranosaurio rex en mi salón.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.А вот так тираннозавр рекс выглядит в моей гостиной.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.И така изглежда Тиранозавър рекс в моята дневна.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.כך נראה טירנוזאורוס רקס אצלי בסלון.
Buda Tyrannosaurus rex'in salonumda nasıl durduğu.الأن، هكذا يبدو تيراصور رِكس داخل غرفة معيشتي.
Bu dinlenme salonu.Acela a fost foaierul.
Bu dinlenme salonu.Aquilo era o salão.
Bu dinlenme salonu.C'était le salon.
Bu dinlenme salonu.Das war der Aufenthaltsraum.
Bu dinlenme salonu.Dat was de Lounge.
Bu dinlenme salonu.Đây là sảnh.
Bu dinlenme salonu.Este es el salón.
Bu dinlenme salonu.이 곳은 라운지였습니다.
Bu dinlenme salonu.Quello è l'atrio.
Bu dinlenme salonu.Tu mamy hall.
Bu dinlenme salonu.Това беше салона.
Bu dinlenme salonu.Это была гостиная.
Bu dinlenme salonu.זה היה חדר הכניסה.
Bu dinlenme salonu.تلك كانت الصالة.
Bu dinlenme salonu.泡の内部は基本的にひとつづきの空間で
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Asta nu este corect", a spus el, şi a venit rotunde din spatele bara fata de salon uşă.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Ce n'est pas juste", at-il dit, et vinrent tour de derrière le bar vers le salon porte.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Dat is niet goed," zei hij, en kwam rond van achter de bar naar de salon deur.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Det är inte rätt", sa han, och kom runt från bakom baren mot salongen dörr.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Đó không phải là đúng", ông nói, và đi vòng từ phía sau thanh về phía phòng khách cửa.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Eso no es correcto", dijo, y salió redondo por detrás de la barra hacia el salón puerta.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Ez nem helyes," mondta, és jött kerek mögül a bár felé szalon ajtót.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Isso não está certo", disse ele, e deu a volta por trás do bar em direção ao salão porta.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Itu tidak benar," katanya, dan datang bulat dari belakang bar menuju ruang tamu pintu.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."그건 옳지 않아"고 그는 말했다, 그리고 응접실 향해 바 뒤에서 차렸을
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Non è giusto", disse, e stava per finire dietro la barra verso il salotto porta.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."Se ei ole oikein", hän sanoi, ja tuli ympäri takaa baarissa kohti salin ovi.
"Bu doğru değil" dedi ve salonu doğru barın arkasında ikinci turda geldi kapı."To není správné," řekl a přišel kolo od pultu k salónu dveře.