Ama birinin salonunda kim ayakkabı giyer ki?Dar,cine ar intra incaltat ,br/> in sufrageria cuiva?
Ama birinin salonunda kim ayakkabı giyer ki?Dlaczego masz buty <br />jak wchodzisz do czyjegoś domu?
Ama birinin salonunda kim ayakkabı giyer ki?Tapi siapa yang mau memakai sepatu ke dalam ruang tamu orang lain?
Ama birinin salonunda kim ayakkabı giyer ki?Όμως, ποιός θα φορούσε παπούτσια στο σαλόνι κάποιου άλλου;
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Aber es gibt eine Zahl, die größer als diese ist und die diesen Raum erschüttern wird.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Ale existuje mnohem větší číslo, které odrovná celý sál.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Ale existuje väčšie číslo, ktoré položí túto sálu na kolená.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Ale istnieje jeszcze liczba która wami wstrząśnie.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.A obstaja še večja številka, ki bo to sobo potrla.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Dar există un număr mai mare decât acesta și care o să vă șocheze.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.De van ennél egy nagyobb szám, ami mindenkit le fog hangolni.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.하지만 이것보다 큰 숫자 하나가 이 방을 심각하게 만들 것입니다.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Maar er is een getal dat groter is dan dit, en waar de zaal verstomd van zal staan.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Ma c'è un numero maggiore di questo che vi deluderà.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Mais il y a un chiffre qui est plus grand que ça qui va surprendre cette salle.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Mas há um número que é maior do que este e que vai deitar esta sala abaixo.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Men der er et antal der er større end dette der kommer til at overraske alle herinde.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Men det finns ett tal som är ännu större som kommer att slå er med häpnad.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Mutta on tätä isompi numero, joka tyrmistyttää tämän huoneen.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Namun ada angka yang lebih besar yang akan membuat Anda kecewa.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Nhưng có một con số lớn hơn thế sẽ làm cho những người trong căn phòng này thất vọng
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Pero hay un número mayor que este que va a decepcionar esta sala.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Υπάρχει, όμως, ένας αριθμός που είναι μεγαλύτερος απ' αυτόν και που θα σείσει την αίθουσα.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Але є число більше за це, І воно вас приголомшить.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Но есть и другая статистика, которая заставит стены этого зала дрогнуть.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.Но има цифра, която е по-голяма от тази, която ще срине стаята.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.אבל יש מספר גדול מזה שהצגתי שהולך להפיל את כל הנוכחים בחדר הזה מהכסא.
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.ولكن هناك احصائيات اهم من هذه بكثير سوف تثير اهتمام من في هذه القاعة حتماً
Ama bundan daha büyük olan bir sayı var ve bu, bu salonu yıkacak.驚きますよ 昨年 政府が行ったある研究を
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Amikor az alkotmányt fogalmazták, földet szórtak a kinti macskakövekre, hogy koncentrálni tudjanak.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Când au scris Constituția, au tasat pământ peste caldarâmul din fața Primăriei ca să se poată concentra.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Když psali Ústavu, pokryli blátem dlažební kostky před halou, aby se mohli soustředit.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Ked písali našu Ústavu, tak dali hlinu cez všetky dlažobné kocky vonku pred halou tak, aby sa mohli sústrediť.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Khi họ viết Hiến pháp, họ đã đổ đất lên đá sỏi bên ngoài hội trường để mà họ có thể tập trung.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.그분들이 헌법을 제정할때, 홀 밖에 있는 자갈위에 흙을 뿌려서 집중할 수 있도록 했죠.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Ko so pisali ustavo, so po vseh kamnitih pločnikih zunaj dvorane posuli prst, da bi se lahko koncentrirali.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.W trakcie pisania Konstytucji, pokryli bruk pod oknami ziemią, żeby hałas ich nie dekoncentrował.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Όταν έγραψαν το Σύνταγμα, έβαλαν χώμα στο λιθόστρωτο έξω από την αίθουσα ώστε να μπορέσουν να συγκεντρωθούν.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.כשהם כתבו את החוקה, הם פיזרו עפר על החצץ מחוץ לאולם כדי שהם יוכלו להתרכז.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.عندما كتبوا دستور البلاد فقاموا وضع طين حول كل البحص الذي يحيط القاعة من اجل ان يحافظوا على تركيزهم ..
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.當佢哋撰寫《美國憲法》嘅時候道, 佢哋喺大堂外嘅石卵上鋪滿泥土減噪道, 等佢哋可以專心撰寫。
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.議会の外側の石畳に土を敷き詰めることで 集中できるようにしたのです だから 騒音を低減させる技術がなければ
"Anghiari Savaşı" adındaki tablonun Floransa'da Vecchio Sarayında "500'ler Salonu" nda olduğu sanılıyor."Bitwy pod Anghiari", które powinno znajdować się w Izbie 500 w Palazzo Vecchio, we Florencji.
"Anghiari Savaşı" adındaki tablonun Floransa'da Vecchio Sarayında "500'ler Salonu" nda olduğu sanılıyor."Die Schlacht von Anghiari", das sich vermutlich im Saal der 500 im Palazzo Vecchio in Florenz befindet.
"Anghiari Savaşı" adındaki tablonun Floransa'da Vecchio Sarayında "500'ler Salonu" nda olduğu sanılıyor.la "Battaglia di Anghiari", che si presume si trovi nel Salone dei Cinquecento di Palazzo Vecchio, a Firenze.
"Anghiari Savaşı" adındaki tablonun Floransa'da Vecchio Sarayında "500'ler Salonu" nda olduğu sanılıyor."Битва при Анг'ярі", яка, як припускають, мала б бути розміщена у Холі 500 у Палаццо Веккіо, Флоренція.
"Anghiari Savaşı" adındaki tablonun Floransa'da Vecchio Sarayında "500'ler Salonu" nda olduğu sanılıyor."Битката в Ангиари", която трябваше да се намира в Залата на 500-те на Палазо Вечио във Флоренция.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.De repente se oyó un golpe violento contra la puerta de la sala, un grito agudo, y entonces - el silencio.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.De repente veio um baque violento contra a porta da sala, um grito agudo e então - silêncio.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Dintr-o dată a venit o bufnitură violentă împotriva uşa de salon, un strigăt ascuţit, precum şi apoi - tacere.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Đột nhiên có đến một uỵch bạo lực chống lại các cánh cửa của phòng khách, khóc một sắc nét, và sau đó im lặng.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Hirtelen jött heves puffanással az ajtónak a nappaliba, egy éles kiáltás, és Ezután - csend.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Improvvisamente ci fu un tonfo violento contro la porta del salotto, un grido acuto, e poi - il silenzio.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.갑자기 응접실의 문이에 대한 폭력 쿵, 날카로운 외침, 그리고이왔다 다음 - 침묵.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Nagle rozległ się gwałtowny łomot do drzwi salonu, ostry krzyk, a potem - cisza.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Náhle sa strhol násilný úder proti dverám do salónu, ostrý výkrik, a potom - ticho.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Náhle se strhl násilný úder proti dveřím do salónu, ostrý výkřik, a pak - ticho.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Nenadoma je prišel nasilno proti udarcem vrata salon, oster krik, in potem - tišina.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Plotseling kwam er een hevige klap tegen de deur van de salon, een scherpe huilen, en dan - stilte.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Plötsligt kom en våldsam duns mot dörren till salongen, en skarp gråta, och då - tystnad.