Konser organizasyonlarında salonun seyirci kapasitesi 4.500'e kadar çıkabilmektedir.Al di sopra della sala da concerti si trova il salone delle feste, capace di ospitare fino a 4.500 persone.
Mermer versiyonunu yıllar sonra yontmuş ve 1863 Salon sergisinde sunmuştur.Rifece più versioni della stessa opera negli anni seguenti, valga ad esempio quella esibita al Salon del 1863.
"Aynı anda mutfakta ve salonda".Il vino a tavola e in cucina.
Bir de toplantı salonu eklendi.Venne aggiunta anche una sala da concerti.
Bürgerbräukeller, Almanya'nın Münih kentinde bulunan bir büyük bira salonuydu.La Bürgerbräukeller fu una grande birreria situata a Monaco di Baviera, in Germania.
Salonlar genelde oldukça büyüktür.Le scaglie spesso sono piuttosto grandi.
Salondan da “Hayır” yanıtı yükseldi.Per lo scrittore la risposta è negativa.
Bir Yargı Salonu.Un'aula di tribunale.
Salonun akustik tasarımı ise Yasuhisa Toyota tarafından gerçekleştirildi.Il consulente per l'acustica dell'edificio è stato Yasuhisa Toyota.
Şu anda NBA'in en eski 2. salonudur.Attualmente è il quarto stadio più vecchio della MLB.
Tipik bir salon köpeğidir, ama dayanıklıdır. ömrü uzundur.Come cane da compagnia è fantastico ma ha bisogno di spazio.
Eserlerini 1902-1903'te açılan İstanbul Salon sergilerinde sergiledi.Hanno suonato in luoghi diversi fino a quando lo Stadttheater fu inaugurato nel 1904.
Salon 33: Modern Kraliyet ailesi.Sala 3 – La grande città d'età imperiale.
Ayrıca salon dışına da aynı boyutlarda bir tane de antrenman havuzu inşa edildi.All'esterno dei confini del giardino è stata creata anche una piscina.
2000 yılının Eylül'ünde "National Inventors Hall of Fame" (Ulusal Mucitler Onur Salonu)'na alınır.Nel settembre del 2000 è stato incluso nella National Inventors Hall of Fame.
Balder'in salonu Breidablik'di.Dov'è la baldoria della sala grande?
Salon Ekim 2006 ile Şubat 2007 arası restore edilmiştir.Il disco fu registrato tra l'ottobre 2006 ed il febbraio 2007.
Tüm salon onun tuvalleriyle dekore edilmişti.Le docce sono state installate nei bagni di ogni cella.
Ayrıca köy konağı ve düğün salonu vardır.Gianoli: Conta solo case ed un bilocale.
İkinci katta da bir diğer salon girişi bulunmaktadır.Nell'arco centrale si trova un secondo ingresso.
İçeride, girişte üzerindeki oditoryum kadar büyük, süslü bir konferans salonu bulunmaktadır.All'interno, il piano terra ospita una sala convegni grande come l'auditorium sopra.
Orkestranın asıl konser salonu Kulturforum'dur.La sua sala concerti principale è la Music Hall.
İlk dünya rekorunu 1977'de Milano'da düzenlenen salon yarışlarında 400 m'yi 51.8 saniyede koşarak kırdı.Koch stabilì il suo primo record mondiale nel 1977 a Milano, correndo i 400 metri indoor in 51"8.
Dünyadaki en büyük ve akustik olarak en ileri konser salonlarından biridir.È una delle sale di concerto più grandi ed acusticamente avanzate a livello mondiale.
Dua salonunun altında, giriş katında bir restoran bulunmaktadır.Dietro vi è una sala di preghiera.
Salondaki pek çok kişi bu sözleri ilk kez duyuyordu.Per la prima volta nella serie è possibile ascoltare la voce del proprio personaggio.
Sütunlu salon: Kutsal alana giden yol.Un mandapa, corridoio di entrata al santuario.
Bunun anlamı 18 yaşından küçük kimselerin salona alınmasının yasak olduğuydu.Ella dichiara che i bambini al di sotto i 16 anni non possono entrare nel parco.
Yani spor salonu orada oturmuş bizimle dalga geçiyor diyebiliriz."Imparare a stare insieme con lo sport… A che punto siamo?”.
320 metrekarelik alana kurulu olan tiyatronun seyirci salonu 160 koltuk kapasitelidir.La Salle de Musique de Chambre (sala della musica da camera) può accogliere fino a 313 persone.
2001'de New York'un ünlü konser salonu Carnegie Hall'de bir resital verdi.Nel 1990 appare in un concerto indipendente al Carnegie Hall di New York.
Duruşma Tarsus Adliyesi’nin konferans salonunda yapıldı.La sentenza fu eseguita nel cortile del Municipio di Tolosa.
Haftanın belirli günlerinde salonlar temsiller için kullanıldı.Per un periodo questa sala venne usata per varie cerimonie.
1840 yılında, tarihi ve tür resimlerini Paris Salonu'nda sergilemeye başladı.Dal 1846 iniziò a esporre i suoi ritratti femminili al Salon di Parigi.
"Salonina", Yunan ve Roma Kalıntıları Sözlüğü, William Smith (1870).(EN) Voce Amburbium del Dizionario di Antichità greche e romane di William Smith (1875).
O zamanlar yaptığı eserlerini Ekim 1905'te Pariste bulunan „Salon d`automne“ 'de sergiledi.I pittori detti fauves presentarono i propri lavori al Salon d'Automne di Parigi nel 1905.
Oyunlar Töölö Spor Salonu'nda yapıldı.Le competizioni si sono tenute al Parc des Sports.
Kırda Öğle Yemeği, Reddedilenler Salonu'nda diğer iki Manet tablosunun ortasında sergilendi.Armstrong che due delle statuette nella sala da pranzo sono scomparse.
Günümüzde sergi salonu olarak hizmettedir.Oggi allestita a sala da pranzo.
Paris ve Londra'daki aristokratların evindeki resitallerde, konser salonlarında olduğu kadar başarılı değildi.Tuttavia, non ha trascorso tanto tempo nei salotti e nei club di Parigi come molti dei suoi personaggi.
1902 ve 1903 yıllarında Salon de la Société Nationale des Beaux-Arts'da yapıtlarını sergiledi.Nel 1902 esordì esponendo le sue opere al Salon de la Société Nationale des Beaux-Arts della capitale.
Slesarenko 2006'nın başlarında Dünya Salon Şampiyonası'nı 2,02 metreyle kazandı.Nel 2006 vinse però i Mondiali indoor con la misura di 2,02 metri.
Salon 1991`de Salt Palace`dan Delta Center`a taşındı.Nel 1991 i Golden Flames lasciarono il Salt Palace e si trasferirono nel nuovo Delta Center.
Onlar spor salonunda toplandı.Они собрались в гимнастическом зале.
O, ne mutfakta ne de salonda.Её нет ни на кухне, ни в гостиной.
Evimin önünde büyüleyici bir pasta salonu var.Напротив моего дома есть очаровательная кондитерская.
Öğretmen öğrencilerin konferans salonundan ayrılmasına izin vermedi.Учитель не разрешил ученикам выходить из аудитории.
Bu kütüğü salona kim getirdi ve ne için?Кто принёс этот пень в гостиную и для чего?
Dünyanın en büyük güzellik salonları ağı - Regis Corporation ağıdır.Крупнейшая в мире сеть салонов красоты — американская сеть Regis Corporation.
Onun festivallere ve salonlara ihtiyacı var Yani ona kanınızı verin!Ему нужны пиры и палаты — Подавай ему крови своей.
İlk Masonik Salon Fransa'nın Marsilya şehrinde 1765 yılında inşa edilmiştir.Первый масонский зал был построен в 1765 году в Марселе, во Франции.
Daha önce bir sinema salonuydu.Ранее действовал кинотеатр.
Bugün müzik salonu olarak kullanılmaktadır.Сегодня оно используется только как музыкальный зал.
Salonun 6. yüzyıl orijinal dekarasyonu hakkında hiçbir bilgi yoktur.Неизвестно, что случилось с шестым экземпляром монеты.
Güzellik salonları da depilasyon ve epilasyon hizmetleri sunmaktadır.Салоны красоты также предлагают услуги эпиляции и депиляции.
Teatro Nacional de São Carlos, Portekiz'in başkenti Lizbon'da bulunan bir opera salonudur.Teatro Nacional de São Carlos) — оперный театр в Лиссабоне, Португалия.
1984 yılında tamamlanan yeniden yapım sonrasında tiyatro bir konser salonu haline gelmiştir.После окончания в 1984 году реконструкции он стал Концертным залом.
Aracın içi bir dans salonuna dönüşür ve Spears ve arkadaşları dans etmeye başlarlar.Салон внедорожника превращается в лимузинный танцевальный зал, и Спирс и её подружки танцуют внутри.
Takımın yeni salonu ise Barclays Center olmuştur.Домашней площадкой стал «Барклайс-центр».
Carrie ile dalga geçen çoğu insan feci şekilde salonda can verir.Вид облитой кровью Кэрри вызывает у большинства присутствующих в зале смех.