Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.فقالت لها الكرمة أاترك مسطاري الذي يفرح الله والناس واذهب لكي املك على الاشجار.
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.葡 萄 樹 回 答 說 、 我 豈 肯 止 住 使 。 神 和 人 喜 樂 的 新 酒 、 飄 颻 在 眾 樹 之 上 呢
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.葡萄樹 回答 說 、 我豈肯 止住 使 。 神 和 人 喜 樂 的 新 酒 、 飄颻 在 眾樹 之上 呢
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Ăsta-i ceva ce eu numesc legănat în ploaie.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Das ist was ich "im Regen schaukeln" nenne.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Dit is wat ik "swingen in de regen" noem.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Esto es algo que llamo columpiando bajo la lluvia.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Ezt úgy nevezem: hinta az esőben. [szójáték]
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Ini saya sebut berayun di tengah hujan.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Je to něco, čemu říkám kolébat se v dešti.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Questo io lo chiamo oscillare nella pioggia.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Tôi gọi điều này là bay lơ lửng trong mưa.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.To jest coś, co ja nazywam bujaniem się w deszczu.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Voici quelque chose que j'appelle la balançoire sous la pluie.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.А вот это я называю "Качели под дождем".
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Това е нещо, което наричам люлеене в дъжда.
DD: Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.DD : 이것은 제가 '빗속에서 그네타기'라고 부르는 것입니다.
DD: Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.Αυτό το αποκαλώ "γλυστρώντας στη βροχή."
DD: Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.ד.ד.: זה משהו שאני מכנה להתנדנד בגשם.
DD: Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.دال دوتري : هذا ما ادعوه التأرجح تحت المطر
DD: Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.見ての通りなのですが、
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Forestil jer at vi vil have denne quad til ikke kun at svæve i luften men også at balancere denne pæl.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Immaginiamo non solo di voler tenere fermo in volo il Quad ma di fargli tenere in equilibrio quest'asta.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Katakan kita ingin quad ini tidak hanya melayang tetapi juga menyeimbangkan tiang ini.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.이 쿼드가 공중에 떠있는 것 뿐만 아니라 이 막대가 넘어지지 않게 균형을 잡게 하고 싶다고 칩시다.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Maszyna ma nie tylko unieść się, ale i utrzymać tyczkę w równowadze.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Nehmen wir an, der Quad soll zusätzlich zum Schweben noch diesen Stab balancieren.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Recimo, da želimo, da kvad ne samo lebdi, ampak tudi uravnoteži to palico.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Să zicem că-i cerem cuadului să zboare staționar și în plus să țină o vergea în echilibru.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Stel dat we deze quad niet alleen willen laten zweven, maar ook nog deze stok in evenwicht houden.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Supongamos que queremos este quad no solo flote sino que también equilibre esta barra.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Suponham que queremos que este "quad" não paire apenas mas que balance este bastão.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Ví dụ chúng tôi muốn thiết bị quad này không chỉ bay liệng mà còn giữ thăng bằng được cái cọc này
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Έστω ότι θέλουμε το τετρακόπτερο όχι μόνο να υπερίπταται, αλλά και να ισορροπήσει αυτήν τη ράβδο.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Наприклад, ми хочемо, щоб квад не тільки завис у повітрі, а й тримав цю палицю у рівновазі.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Нека предположим, че искаме този куад не само да стои на едно място, но и да балансира върху пръчка.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.Предположим мы хотим, чтобы квад не просто висел в воздухе, а ещё и балансировал вот этой тростью.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.נניח שאנו רוצים שהכלי הזה לא רק ירחף אלא גם יחזיק מוט זה בשיווי-משקל.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.لنفترض أننا نريد من هذا الرباعية ألا تحوم فقط ولكن أيضا أن توازن هذا العمود.
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.バランスを取って この棒を立てさせることにしましょう 少し練習すれば
Farz edelim bu kuadın hem sallanmasını hem de bu çubuğu dengelemesini istiyoruz.假設我哋想四旋翼停喺空中之外 仲要穩定一轆棍
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Jimž odpověděl fík: Zdali já, opustě sladkost svou a ovoce své výborné, půjdu, abych postaven byl nad stromy?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı."무화과나무가 그들에게 이르되 나의 단것, 나의 아름다운 실과를 내가 어찌 버리고 가서 나무들 위에 요동하리요 한지라"
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Mas a figueira lhes respondeu: Deixaria eu a minha doçura, o meu bom fruto, para ir balouçar sobre as árvores?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Nhưng cây vả đáp rằng : Ta há sẽ bỏ sự ngọt ngon và trái tươi_tốt ta đặng đi xao_động trên các cây_cối ư ?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Nhưng cây vả đáp rằng: Ta há sẽ bỏ sự ngọt ngon và trái tươi tốt ta đặng đi xao động trên các cây cối ư?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Rispose loro il fico: Rinuncerò alla mia dolcezza e al mio frutto squisito, e andrò ad agitarmi sugli alberi
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Смоковница сказала им: оставлю ли я сладость мою и хороший плодмой и пойду ли скитаться по деревам?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.ותאמר להם התאנה החדלתי את מתקי ואת תנובתי הטובה והלכתי לנוע על העצים׃
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.فقالت لها التينة أأترك حلاوتي وثمري الطيب واذهب لكي املك على الاشجار.
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.無 花 果 樹 回 答 說 、 我 豈 肯 止 住 所 結 甜 美 的 果 子 、 飄 颻 在 眾 樹 之 上 呢
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.無花果 樹 回答 說 、 我豈肯 止 住所 結 甜美 的 果子 、 飄颻 在 眾樹 之上 呢
-Orada şeker var. Paylaşın aranızda. Sallanma da kalk artık!- Jsou tam bonbóny, rozdělte si je.
& SallanmaBlævrethed
Sallanma da kalk artık! Çabuk olun!- Są tam toffi, podzielcie się.
Sallanma da kalk artık!Gå upp nu, då!
Sallanma da kalk artık!Hoch mit dir!
Sallanma da kalk artık!¡Levántate tú!
Sallanma da kalk artık!Potresti andarci tu!
& Sallanma& Heiluvuus