Ana içeriğe geç
Sözlük

sallan ile cümle

sallan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ses ve iki çene aynı anda masaya vurdu ve dişlerin iki takım sallandı.Voice; and two chins struck the table simultaneously, and two sets of teeth rattled.
Kemp onun topuğuna yuvarlak sallanan ve onun geri yürüme dedi yazılı tablosu."Asses!" said Dr. Kemp, swinging round on his heel and walking back to his writing- table.
Bu "yağmurda sallanmak" dediğim şey.This is something I call "swinging in the rain."
Bazı insanları görürsünüz kurtarıcıları bir ipte sallanan adam.You see, for some people, their savior is a guy in a flowing robe.
Yatağımda oturup, korku ve yalnızlık içinde bir öne bir arkaya sallanıp durdum."Sitting on my bed, I rocked back and forth, moaning in fear and isolation."
- Yer sallanıyor. - Deprem!Earthquake!
- Yeniden sallanıyor.- Whoa, they got problems.
[Hükümet Anas'in Videosuyla Sallandı][Gov't Wobbles Over Anas Video]
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.In this case, they're both wobbling quite a lot.
Yığınlar, tüm veri topluluğunu geniş, hafif sallanan jelatin damlalarmış gibi görselleştiriyor.Mounds visualizes the entire dataset as large, gelatinous blobs which kind of jiggle.
Sallanırken işte bu aktif kuyruğu kullanarak hareket ediyorlar.So they do it with this active tail as they swing around.
Bu bölüm, topun üstlendiği sallanan ağırlık görevini görmekte.That's the seismic mass equivalent to the ball.
Bir dahaki sefere de ileri geri sallanalım bari", diye dalga geçiyorlardı.And next time it's going to be vibration." People were making fun of the idea.
Tek yapman gereken bir pozisyonda donup kalman: sonra da sallanıp, titriyorsun.All you gotta do is freeze in a position: and then you kinda shake, and you stutter.
Odamdaki herşey sallanıyordu -- kalbim, pencerelerim, yatağım -- herşeyEverything in my room was shaking -- my heart, my windows, my bed, everything.
Gök yüzüne bakıyorken, sadece bırak kalbin salıncakta sallansın.Just leave your heart to the swaying swing while looking up at the sky.
Gemi sallandı. - Dans edelim mi?The ship rolled.
Sallanan podyum.The rocking podium. (Laughter)
Yani bir polis memuru gökyüzünde sallanan bir ufoyu takip ediyordu. Tamam?So - there was a police officer who was tracking a UFO that was swaying back and forth in the sky.
Çiçekler sallanır, çimenler eğilir... sevimli evimizin etrafında.Flowers nod, grasses bow Around our lovely house
O kocaman şapkasıyla ve sallanan zinciriyle, dans ediyordu, oradan oraya uçuyordu.The way he'd be dancing and flying around with the big, 10-gallon hat on and the chain flinging.
"Yan karşı kendi ekseni Vidalı, sallanan lamba biraz dolaşacaktır"Screwed at its axis against the side, a swinging lamp slightly oscillates in
Sallanan, kıvrılıp duran tentakülleri var.It's got tentacles dangling, swirling around like that.
Yerde sallanan oldu.The place was rocking.
Bicky kendini sallanan ve yolu bir huşu çeşit Jeeves bakıyordu durmuştu.Bicky had stopped rocking himself and was staring at Jeeves in an awed sort of way.
Sallanma da kalk artık! Çabuk olun!- There's toffees there; share them
Hala burda eksi üç sallanıp duruyor.And then we still have this negative 3 hanging out there.
Masa etrafında oynatırken parmağını sallanıyormuş gibi hissettiğini söyledi.She said that when she just ran it across the table, it felt like her finger was rocking.
Sallanan binaları videoya kaydediyorlardı.They were taking videos of buildings shaking.
Yolda da sallanma.Don't dawdle on the way.
Galapagos'un adını,bu sallanarak yürüyen devlerden alması şaşırtıcı değilIt's not surprising the Galapagos are named after these lumbering giants
Sarhoş gibi sallanıp sendelediler, Ustalıkları işe yaramadı.They reel back and forth, and stagger like a drunken man, and are at their wits' end.
O zaman yeryüzü sarsılıp sallandı, Titreyip sarsıldı göklerin temelleri, Çünkü RAB öfkelenmişti.Then the earth shook and trembled; the foundations of heaven moved and shook, because he was wroth.
O gün gök sallanıp çalkalanır.The day the sky will tremble,
Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı,WHEN THE WORLD is shaken up by its cataclysm,
O gün gök sallanıp sarsılacak,The day the sky will tremble,
Yerin sallanıp sarsılacağı,When the earth is shaken up convulsively,
O zaman yer, birden sallanmağa başlar (ve siz yerin dibine geçersiniz).Then lo! it shall be in a state of commotion.
Bir bakmışsınız ki, o (yeryüzü) sallanıp-çalkalanmaktadır.Then lo! it shall be in a state of commotion.
Sallanan PencerelerCommentWobbly Windows
& Sallanma& Wobbliness
Doğal taşıma (muhtemelen sallanan pencereler) etkinNAME OF TRANSLATORSIs native moving (possibly wobbling windows) active
Sırbistan bu yaz rock konserleriyle sallanacakSerbia boasts an array of rock concerts this summer
Suriye'deki durum kötüye giderken, Türkiye'nin Ortadoğu politikasının ana direği sallanıyor.As the situation in Syria deteriorates, a centerpiece of Turkey's Middle Eastern policy unravels.
Fotoğraflara poz verildi, danslar edildi, bayraklar sallandı, komik şeyler giyildi.Posing together for pictures, dancing, waving flags, wearing ridiculous stuff.
Gemi, gemiyi birkaç gün tutup sallanmasına izin vermeyen Nimuş Dağı'na sıkıca tutundu.The boat lodged firmly on mount Nimush which held the boat for several days, allowing no swaying.
200–300'de ayaklar AGL kanatları kanat seviyesine doğru sallanmaya başladı ve burun yukarı fırladı.At 200–300 feet AGL the wings started to rock towards wings level and the nose pitched up.
Kırbaç keskin bir şekilde sallandığında, enerji konik kırbaç uzunluğuna aktarılır.When the whip is sharply swung, the energy is transferred down the length of the tapering whip.
Auroral kayışlardaki desenler ve manyetik alanın sallanması bir okyanusun varlığını göstermiştir.Patterns in auroral belts and rocking of the magnetic field suggest the presence of an ocean.
Deprem için USGS sallantı haritası.USGS shake map for the earthquake
Merdivenin sallandığını fark eden ve korkan Susan iskelete tırmanır ve iskelet çöker.After she dangles for a few seconds, David lifts her onto the platform.
İşçiler, Torre Ejecutiva'nın birkaç saniyeliğine sallandığını ve titrediğini söylemişlerdir.[1]Employees said that the Torre Ejecutiva swayed and vibrated for a few seconds.[3]
Start bayrağı, Georges Abran tarafından 1 Temmuz 1903 3:16 pm'de sallandı.It was waved away by the starter, Georges Abran, at 3:16 p.m. on 1 July 1903.
Doruk g bölgesini geçtikten sonra Friendship 7 ciddi şekilde sallanmaya başladı.After passing the peak g region, Friendship 7 began oscillating severely.
Londra'da sallanan 60'larda bir İngiliz kültürel ikonu ve önde gelen bir genç modeldi.She was a British cultural icon and a prominent teenaged model during the swinging '60s in London.
Gür mızrak hatları mükemmel bir uyum içinde sağa ve sola sallanıyordu.The bristling spear-line swung right and left in perfect unison.
Diğerlerinde ise CDI üstten menteşelidir ve sağa ve sola doğru sallanır.Zum Knüpfen nimmt man eine Schlaufe (Bucht) und lässt die Enden nach rechts und links herabhängen.
Turistlerin sallanan adalarını ziyaret etmesine izin verirler.Touristen dürfen die Nashörner besuchen.
Çan sallanmağa başlarken, tokmakla vurularak ses çıkartılır.Sobald die Glocke schlägt, muss man so schnell wie möglich die Hand zum Revolver steuern.
Adını, bal arılarının arı kovanı etrafında sallanarak dönüşlerinden almıştır.Seinen Namen erhielt es von den Weiden (Wyden), die an dieser Stelle im einstigen Herrenwald wuchsen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
sallan ile cümle - Sayfa 2 - sallan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App